Mustafa KAPLAN

Tarih: 21.01.2026 16:31

Zulüm Topu Gibi Bir Hitlerimiz Daha Oldu

Facebook Twitter Linked-in

Zulüm Topu Gibi Bir Hitlerimiz Daha Oldu

Merhaba sevgili okurlar, bugün dünya siyasetinde herkesin dilinde olan ama pek çoğunun sesli söylemekten çekindiği o meşhur soruyu masaya yatıralım: Acaba Donald Trump, tarihin karanlık sayfalarındaki Adolf Hitler’in izinden mi gidiyor? Özellikle Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte bu tartışma yeniden alevlendi. Kimileri bu benzetmeyi çok ağır bulsa da siyaset bilimciler ve tarihçiler arasında ciddi benzerlikler olduğunu savunanların sayısı hiç de az değil. Amacım kimseyi peşinen karalamak değil elbet; ancak tarihin o acı tecrübelerini de görmezden gelemeyiz. Gelin, bu meseleyi şöyle bir akıl süzgecinden geçirelim.

Peki, bu karşılaştırma neden bu kadar sık yapılıyor? Trump’ın siyasi üslubu ve liderlik tarzı, maalesef birçok insana 1930’ların o sancılı Almanya’sını hatırlatıyor. En başta o kullandığı kutuplaştırıcı dil, insanları biz ve onlar diye ayırması bu benzetmenin ana temelini oluşturuyor. Özellikle göçmenler için sarf ettiği ülkenin kanını zehirliyorlar sözü, tarihte karşılığı olan çok tehlikeli bir söylemdir. Bu dil, Hitler’in Kavgam kitabında yazdığı ırkçı ifadelerle neredeyse birebir örtüşüyor. Trump her ne kadar o kitabı okumadığını söylese de yakın çalışma arkadaşlarının anlattıkları bu savunmayı biraz zayıflatıyor. Eski Beyaz Saray yöneticilerinin iddialarına göre Trump, vaktiyle Hitler’in bazı iyi işler yaptığını söylemiş ve Nazi generallerinin o mutlak sadakatine hayranlık duymuş. Bu tür ifadeler, bir liderin otoriteye ve kayıtsız şartsız itaate ne kadar meraklı olduğunu açıkça gösteriyor.

Tarihçiler bu benzerliği sadece sözlerde değil, her iki liderin yükseliş hikâyesinde de görüyor. İkisi de ortaya ben sistemin dışından gelen kurtarıcıyım diyerek çıktı. Yozlaşmış elitlerle savaşma vaadi ve kitleleri coşkulu mitinglerle harekete geçirme yöntemi birbirine şaşırtıcı derecede benziyor. Hitler, o zamanın siyasi ve ekonomik çöküşünü fırsat bilip milliyetçi grupları etrafında toplamıştı; Trump ise koca Cumhuriyetçi Parti’yi baştan aşağı değiştirerek popülist bir harekete dönüştürdü. Her iki isim de medyayı halkın düşmanı ilan etti ve kendilerine muhalif olan herkesi vatan haini gibi göstermeye çalıştı. Trump’ın dilinden düşürmediği intikam, ihanet ve düşman gibi kavramlar, tarihçilere göre Hitler’in o meşhur hitabet tarzının modern bir yansımasıdır.

Tabii ki her şey tamamen aynı değil. Trump’ın arkasında Hitler gibi paramiliter bir güç yok veya sistemli bir soykırım doktrini yürütmüyor. Ancak uzmanlar, Trump’ta belirgin faşist eğilimler gördüklerini belirtmeden de geçemiyorlar. Mutlak sadakat beklentisi ve kitleleri bir sahne şovuyla büyüleme çabası, faşizmin klasik ayak sesleridir. Asıl endişe ise Trump’ın bu yeni döneminde neler yapacağıyla ilgili. Hatırlarsanız yemin töreninde Elon Musk’ın yaptığı bazı hareketler bile o eski karanlık selamları çağrıştırdığı için çokça tartışılmıştı. Tarih bizlere devletlerin dışarıdan değil, içerideki bu tür otoriter heveslerle ve toplumsal bölünmelerle zayıfladığını defalarca göstermiştir. Bizim görevimiz ise uyanık kalmak ve demokrasinin sesini her daim gür tutmaktır.

Yazar: Mustafa Kaplan

ANAHTAR KELİMELER: Mustafa Kaplan kimdir, Trump ve Hitler benzerliği gerçek mi, Popülist liderlerin özellikleri nelerdir, Faşizm belirtileri nasıl anlaşılır, Donald Trump ikinci döneminde ne yapacak, Dünya siyasetinde kutuplaşma neden artıyor, Otoriter liderlik anlayışı nedir, Siyasi söylemde nefret dili nasıl önlenir, Demokrasinin geleceği tehlikede mi, Mustafa Kaplan köşe yazıları oku,


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —