Yeni Bir Çağ..!
Tarihin çağları insanoğlu ile başlar ve günümüze kadar uzanıp gider. Tarih ne kadar insanın yeryüzüne gelişi ile başlasa da henüz tam olarak bilmediğimiz, sırrını çözemediğimiz dönemler de var. Biz bu belirsiz dönemlere karanlık çağlar diyoruz. Yazının bulunuşu her ne kadar büyük bir milat kabul edilse de daha öncesinde kullanılan taşlar, topraklar ve o basit aletler bize bugün dahi ışık tutmaya devam ediyor. Bakır, tunç ve demir gibi madenlerle insanlık yolculuğunu dönemlere ayırıyoruz. Milat sıfır kabul ediliyor ve böylece yazılı tarih başlıyor. İnsanoğlu artık yaptığı her şeyi, yaşadığı her anı yazıya dökerek geleceğe miras bırakıyor.
Milattan önce 3200 yıllarında başlayan İlk Çağ, 376 yılındaki Kavimler Göçü ile sona eriyor. Kavimler Göçü, tarihin akışını değiştiren çok büyük bir olaydır. Ardından gelen İstanbulun Fethi ise Orta Çağı sonlandırıp yeni bir dönemi müjdeliyor. Bu döneme Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya tarihine damga vurduğu çağ desek yeridir. Bir zamanlar üç kıtaya hakim olmuş, dünya siyasetine yön vermiş bir medeniyetin evlatlarıyız. Sonra Avrupa’da coğrafi keşifler, Rönesans ve reform hareketleri derken 1789 Fransız İhtilali ile Yeni Çağ kapanıyor ve Yakın Çağ başlıyor. Yakın Çağ o günden bugüne kadar devam edip gidiyor.
Teknolojideki baş döndürücü gelişmeler nedeniyle bu çağa farklı isimler de verdik. Uzay Çağı dedik, Teknoloji Çağı dedik, Bilişim ya da Milenyum Çağı dedik. Dünyayı topyekun etkileyen olaylar her zaman çağların yeniden adlandırılmasına neden olmuştur. Bugün ise öyle bir noktaya geldik ki ABD’nin başka bir ülkenin devlet başkanını kendi ülkesinden adeta karga tulumba alıp esir alması, dünyada yepyeni bir çağın başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bir ülkenin seçilmiş başkanını alıp götürmek ne demektir? Bunun dünya tarihinde eşi ve benzeri yoktur. Venezüella Devlet Başkanı Nicola Maduro’nun yaşadıkları sadece bir olay değil, tarihi bir milattır.
Uzun zamandır tek kutuplu bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız. ABD çok güçlü bir devlet olarak karşımızda duruyor. Düne kadar Rusya, Çin veya Avrupa ülkelerinin ABD’ye karşı bir denge kurduğunu sanıyorduk. Ancak son yıllarda güçlü devletlerin diğer ülkeler üzerinde kurduğu siyasi, askeri ve ekonomik baskılar, ülkelerin resmen işgal edilmesi ve en nihayetinde bir devlet başkanının esir alınması gösteriyor ki artık başka bir dünyada yaşıyoruz. Yeni bir çağ başlıyor ve bu çağın ayak sesleri İran’dan Suriye’ye, Ukrayna’dan Irak’a kadar her yerden duyuluyor.
ABD Başkanı’nın Danimarka’nın egemenliğindeki Grönland adası için hiçbir gerekçe göstermeden burası bizimdir demesi, bu yeni anlayışın en net örneğidir. İsteseler de istemeseler de bir adım atacağız diyen bir zihniyet, insanlığın tarihi yolculuğunu sanki biraz geriye götürüyor. Coğrafyada menderes dediğimiz bir terim vardır. Nehirler düz bir çizgide akmaz; bazen kıvrılır, bazen eğilir, hatta bazen geldiği yöne geri döner. İnsanlık tarihi de tıpkı mendereslere benzer. ABD’nin bu hoyrat hamleleri Yakın Çağı bitirmiş ve kural tanımaz yeni bir çağı başlatmıştır. Bu başlayan yeni dönemin adını ne koymalı? Gelin, vicdanları yaralayan bu yeni çağın adını siz koyun.
Yazar: Gündoğdu Yıldırım
ANAHTAR KELİMELER
Yeni bir çağ mı başlıyor, Tarihteki çağlar nelerdir, Gündoğdu Yıldırım köşe yazıları, Dünyada yeni milat nedir, Yakın çağ ne zaman bitti, Devlet başkanlarının esir alınması ne anlama gelir, ABD ve dünya siyaseti nereye gidiyor, İnsanlık tarihi geriye mi dönüyor, Yeni dünya düzeni nasıl olacak, Çağların başlangıcı ve sonu nedir,