Merhaba Yerel Haber Okurları ;
Biliyorsunuz, bayramın ikinci günü Erzurum' da bir ayının saldırısı sonucu
iki vatandaşımızı kaybettik. Bu iki şanssız insan, ne yazık ki benim köylülerimdi:
Birisi akrabamız Ömer YILMAZ ( Halk Eğitim Müdürü ) , hanımın teyzesinin oğlu
Diğeri komşumuzdu. Zor bir bayram geçirdik. Sizler de mutlaka haber bültenlerinde
takip etmişsinizdir.
Zaman zaman bu tür haberleri Doğu Karadeniz' den duyarız. Bazen komediye de
Dönüştürürüz. İşte ayı savar yapıldı, filan gibi...
Değerli Okurlarımız,
Ben, hemen hemen her yıl giderim köyüme. Ayılarla neredeyse her gün köşe kapmaca oynar, köylülerimin ürünününe ziyan verir çoğu kez, ama bunu ne yazıkki yukarılara duyuramaz. Hele ayı vurmak akıllarından bile geçmez, çünkü ayılar devletin koruması altındadır. Kazara vurursan, 18 000 tl ayı vurma cezası ve mahkûmiyeti vardır, ama bu kanun koyucular, kanunu koyarlar; artılarını eksilerini hiç hesap etmezler.
Bu ayılar, her yıl çoğalmaktadır. Bu ayıları koruyan devlet, sadece sözde korumaktadır.
Yani; bu ayı neyle beslenir, nasıl yaşar, umurunda bile değildir. Ta ki, bayram günü
bu acı olay yaşanana kadar...
Peki ne olmuştur? Kocaman bir hiç.
Ölen öldüğüyle kalmıştır. Devletin yaptığı, adına TİM dediği usta bir iki avcıyı köyüme yollamaktan başka birşey yapmamıştır. Yazımı yazdığım sıralarda ayı bulunamamıştır. Köylülerim, bağına bahçesine gidememektedir. Yani; kaderlerine terk edilmiştir, köylülerim. Filistin' deki, Somali' deki, Suriye' deki, Mısır' daki insanları kurtarmaya soyunan devletimiz, kendisine yıllarca Milli Eğitim' de görev yapan öğretmeninin kanını yerde bırakmıştır. Onları koruyayamıştır. Hem de kendi korumasının altındaki bir canavar tarafından...
Ataköy'de , Şişli 'de , Kadıköy'de , Bakırköy'de , Etiler' de oturan Miyase Hanımlar' ın ne farkı vardır, ayının kolunu kırıp bahçe bahçe savurup öldürdüğü benim köylüm Miyase Hanım'dan.
Farkı, sınıftır. Her ne kadar insan ayırımı yok denilse de, bu ülkede vardır. Hem de bal gibi vardır.
Onlar yoksuldur.
Onlar köylüdür.
Onlar Doğulu'dur.
Ama , işin garip tarafı da , iktidara son seçimlere % 80' nin üzerinde oy verdiği halde; iktidar, bir helikopter dahi gönderip, aramalara katkı sağlamamıştır.
Sağlık Bakanımız da, ne yazıkki, aynı bölgede komşu köyümüzdendir, yani kol omuzdan kırıktır hem de, ta dibinden.
Milli gelirimiz, 10 000 dolar. Duble yollar yaptık, ne güzel... Ortadoğu' nun sorunlarına artık çözüm arar olduk, ama güpegündüz rızkını aramak için, bahçesinde dut toplayan Miyase Hanım' ı ve sadece köye 200 metre mesafede yıllarını eğitime vermiş bir eğitimciyi bir bayram günü ayıya parçalatmaktan kurtaramadık.
Sonuç:
Ayı, özgür.
Miyase Hanım, mezarda.
Ömer Hoca, mezarda.
Bu da , diğer haberler ve acılar gibi unutulacak, yarın - öbür gün ; ama ayılar , devletimin şefkatli ellerinde belki yarın , belki de öbür gün yeni kurbanlar bulacak.
Yapacak bir şey gelmez elimizden. Köylülerim, hep şunu söyler dururlar:
' ALLAH DEVLETİMİZE MİLLETİMİZE ZEVAL VERMESİN '
Hayvan Hakları Savunucuları,
Hani nerdesiniz? Masum olan ayıdan mı yana çıkacaksınız, yoksa sizler gibi insanoğlu insan olan Miyase Hanım'dan mı, Ömer Hoca'dan mı? Hayvan sevmek; apartman dairelerinde, lüks cafelerde, caddelerde olmuyor. Gelin köyüme de, ayı nasıl sevilirmiş, bir de sizi sevsin biz de sizden örnek alıp ta sevelim. Sahi sesiniz soluğunuz çıkmıyor. Duyma ve görme sorununuz mu yoksa vicdani problemleriniz mi var?
Sağlıcakla kalın ...