Tarih: 13.02.2026 09:18 Güncelleme: 13.02.2026 09:18

Mustafa KAPLAN

Zalimi Tanımak İçin Evvela Mazlumu Sorgulatmak Gerekir

Bir toplumda zulüm yükseliyorsa bilin ki önce mazlum sorguya çekilmiştir. Zalim hiçbir zaman kapıya ben zalimim diye dayanmaz. O önce kendine bir gerekçe üretir sonra o gerekçeyi topluma benimsetir. Ardından mazlumu kürsüye çıkarır ve sen ne yaptın da bu başına geldi diye sorar. İşte zulmün en sofistike hali budur. Çünkü açık zorbalık tepki doğurur ama gerekçelendirilmiş zulüm alkış bile toplayabilir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Firavun Musa’yı halkın düzenini bozan biri gibi gösterdi. Nemrut İbrahim’i inanç sistemini tehdit eden bir asi ilan etti. Her devirde güç sahipleri önce mağduru problemli gösterdi. Çünkü mazlumun masumiyeti kabul edilirse zalimin çıplaklığı görünür.

Toplumların en büyük zaafı da burada başlar; güce inanmak, haklıya değil. Bir yerde bir haksızlık olduğunda çoğu insan önce acaba karşı taraf ne yaptı diye sorar. Bu soru masum gibi görünür ama çoğu zaman vicdanı değil korkuyu temsil eder. Çünkü mazlumun haklılığını kabul etmek zalimin karşısında durma sorumluluğu doğurur ve herkes o bedeli ödemek istemez. Zalimler bunu bilir. Bu yüzden zulüm yalnızca baskıyla değil algıyla yürür. Mazlumun karakteri tartışmaya açılır geçmişi didiklenir sözü küçümsenir hatası büyütülür ve en sonunda toplum bu kadar da masum değildir fikrine ikna edilir. İşte o an zalim kazanmıştır.

Oysa adalet güçlüye göre şekillenen bir terazinin adı değildir; adalet, gücü hakka boyun eğdirme cesaretidir. Mazlumu sorgulamadan önce gücü sorgulamak gerekir. Çünkü güç denetlenmezse zulme meyleder mazlum ise zaten güçsüzlüğüyle ortadadır. Bir toplumun ahlak seviyesi güçlüye ne kadar itaat ettiğiyle değil, güçsüzü ne kadar koruduğuyla ölçülür. Bugün dünyaya baktığımızda aynı tabloyu görmüyor muyuz? Haksızlığa uğrayanın önce kimliği tartışılıyor. İnancı geçmişi sosyal çevresi hatta suskunluğu bile suç unsuru haline getiriliyor. Oysa asıl sorulması gereken soru hep erteleniyor. Güç elinde olan ne yaptı diye sormak kimsenin işine gelmiyor.

Zalimi tanımanın yolu mazlumun suskunluğunu çözmekten değil, gücün hesap verip vermediğine bakmaktan geçer. Çünkü mazlumun hatası olsa bile zulüm meşrulaşmaz. Hata ayrı zulüm ayrıdır. Kusur ayrı baskı ayrıdır. Suç varsa hukuk konuşur ama zulüm varsa vicdan ayağa kalkar. Ve unutulmamalıdır ki mazlumun sorgulandığı bir yerde zalim görünmez olur, zalimin sorgulandığı bir yerde ise adalet doğar. Toplumlar mazluma yönelttikleri ilk soruyla aslında kendi taraflarını belli ederler. Ya gücün yanında dururlar ya da hakkın. Tercih bir gün mutlaka herkesi tanımlar. Çünkü zulüm yalnızca yapanı değil sessiz kalanları da imtihan eder.

ANAHTAR KELİMELER: Mustafa Kaplan, zalimi tanımak için mazlumu sorgulatmak, toplumda adalet ve güç ilişkisi, mazlumun suçlanması ve algı yönetimi, toplumsal ahlak ve adalet anlayışı, gücün denetlenmesi ve vicdan, haksızlığa karşı duruş, zalimin psikolojisi ve toplum.


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.