İlhan Beyazal

Tarih: 20.07.2015 19:26

Unutma!

Facebook Twitter Linked-in

Göklerin ve yerin kurulduğu; çamurdan, topraktan var edilen, kemiklerin, et ve kaslara sarılarak bir beden giydirildiği ruhların, yeryüzündeki ilk gününden bu yana menzile olan yürüyüşü devam etmektedir.


İhtiyar kürenin birçok döneminde insanlığın ellerinden kan damlaya damlaya bu yürüyüş devam etmiştir.  Bu yürüyüşün en dramatik en kanlı ve insanlığın en büyük utançlarından biri de 11 Temmuz 1995 yılında Bosna’nın Srebrenitsa kasabasında yaşanan ve Avrupa’da hukuksal olarak belgelenmiş ilk soykırımı olan Srebrenitsa katliamıdır.


Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar 1995 yılının temmuz ayında yine mazlumlara ateş saçmış anaları evlatlarından, nice delikanlıları sevdiklerinden mahrum bırakmıştır. Toprak,  düşen her fidanı,  vuslatına eren yaren gibi sarıp sarmalamıştır.


Yakubi bir hüznün adıdır Srebrenitsa.              


Fatih Sultan Mehmet Han’ın büyük bir heyecan ile girdiği o şehir. Bosna fermanında farklı dinlere mensup tebaaların canlarını ve mallarını aynı zamanda inançlarını şu yemin ile garanti altına almıştır.

 

” Hiç Kimse Bu İnsanların Hayatlarına, Mallarına Ve Kiliselerine Saldırmasın, Hor Görmesin Veya Tehlikeye Atmasın. Hatta Bu İnsanlar Başka Ülkelerden Devletime Birisini Getirirse Onlar Da Aynı Haklara Sahiptir. Yerlerin, Göklerin Yaratıcısı Ve Efendisi Allah, Allah'ın Elçisi Aziz Peygamberimiz Muhammed Ve 124 Bin Peygamber İle Kuşandığım Kılıç Adına Yemin Ediyorum Ki; Emrime Uyarak Bana Sadık Kaldıkları Sürece Tebaamdan Hiç Kimse Bu Fermanda Yazılanların Aksini Yapmayacaktır. “

 

1463 yılında Mehmet han; Temmuz 1995 yılında Bosna yaylalarından Bosnalı yetimlerin, kefensiz yatan babalarına yaktıkları ağıtları haykıracağını nereden bilebilirdi ki…

 

Tarihin bu ürpertici yıkılışına tanık olan bizler UNUTMAYALIM!!! Ve gelecek nesillere Avrupa’nın ortasındaki bu yetim coğrafyayı ve orada yaşanan zulümleri hatırlatmayı kendimize bir vazife bilelim. Kurtuluşun yolunu, isyanlarımıza konan ibadetlerimiz ile, son nefesimize sonsuzluk kasideleri besteleyecek imanımızda arayalım…

 

Vurulsa Her Yanımıza Zincirler Prangalar,

Ruhlarımız Her Zaman Vuslatı Arzular,

Bir Kan bu Yakar Kaynar, Damarlarımızı Dağlar 

O Vatan ki bir Yetim, Mazisine Ağlar…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —