Bu bayramda yeniden çocuk olmaya ne dersiniz? Yeni alınmış bayramlıkları yastıklarımızın altına sakladığımız tereyağı kokulu günlere dönmek nasıl olurdu?
Kaygılardan uzak olabilseydik değil mi bu bayramda da? Hayatın yüklerini omuzlarımızdan biraz olsun kaldırıp atabilsek.
Ama bu bayramda yine hüzün çökecek birçok ocağa ve omuzlar mecburen düşük olacak. Ülkemizde hayvan kıtlığı varmış… Vay be. Çok şaşırdım doğrusu. Bizim memleketin hayvanı yetmediğinden ecnebi ülkelerden gavur hayvanlar getiriliyormuş.
Olan yine garibana oldu ve küçük bir koyunu geçtik, tavuk bile kesemez hale geldik. Gel de bu bayramda çocuk ol, kaygısız ol, düşüncesiz ve mutlu ol. Neredeee?
Benim gariban Cabbarım, kimsesiz Osmanım, çilekeş Durmuşum düşünsün dursun. Bayram gelmiş neyime lafı bile az gelir olmuş. “Bayram geldiyse, geldiği gibi gider” demeye başlamış öfkeli vatandaşlar.
Çektiğimiz kredilerin günü geçmiş, maaşımızı alamamışız, çoğumuzun işi yok, gel de bu bayramda çocuk ol. Olabilen varsa Polyanna’yı geçmiştir herhalde Polyannacılıkta.
Çocuklarına bayramlık alamayan babalar, kurban kesemediği için yan komşudan gelecek iki kilo etle ziyafet yapmayı bekleyen ocaklar.
Kimi bebek şanslı gelmiş dünyaya, yediği önünde yemediği arkasında. Kimisi mısır ekmeğiyle büyümüş. Şans deyin, kader deyin… Ne derseniz deyin işte. Kimisi çocuk olmamış hiç, hep eve ekmek götürmek için çalışan baba rolünü oynamış beş yaşından bu yana.
Bu bayramı kana bulanacak insanlar var değil mi? Bir çok sevinç acıyla örtülecek. Dünyanın kanunu bu işte. Birileri gelecek diye dünyaya ötekilerin yer açması gerekiyor.
Tüm sıkıntılara, acılara, kötü gidişata rağmen dimdik ayakta durmak zorundayız. Çocuk olamasak da yeniden, içimizde ki çocuğu öldürtmemeliyiz kimseye. Yaşamın lezzeti belki de budur. Mücadele etmek, tırmalamak, çabalamak.
Bayramları bayram yapan ancak ve ancak insanlardır. Bir insan ki bir bayramı kana da bulayabilir, karnavala da dönüştürebilir. Kurban kesemesek de, borçların içinde kulaç atarak boğulmamaya çalışsak da, bir “merhaba”yı, bir “seni seviyorum”u esirgemeyelim sevdiklerimizde.
Bayramı bayram yapan bizim davranışlarımızdır. Cebimiz boş olsa da, gönlümüz dolu olsun. Ne de olsa ölmüyoruz, yaşamaya devam ediyoruz hayatta. Nefes aldığımız müddetçe kapılmamalıyız karamsarlığa. Haydi büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Bayramınız, bayram olsun.