Tarih: 30.12.2015 10:36 Güncelleme: 30.12.2015 10:36

Doç. Dr. Havva ALTUNÇUL

 
Türkiye’de Adli Bilim

Değerli okurlarım bu ilk buluşmamızda ülkemizde kavram kargaşası yaşanan adli bilimler konusunu ele almak istiyorum.  Bu konuyu işlemeye karar verme amacım siz değerli okurlarımda hem adli bilimler konusunda farkındalık oluşturmak hem de İ.Ü. Adli Tıp Enstitüsü’nün emekli bir öğretim üyesi ve hala aynı enstitüde adli biyoloji, adli genetik konularında ders veren, uzun seneler bu işin mutfağı olan adli moleküler genetik labratuvar sorumluluğunu yürüten yani hem teori hem de uygulamayı iyi bilen bir adli bilimler doktoru olaraksorunlarınıza bir nebze de olsa ışık tutmaktır. Yazımın sonunda sizlerle bir e-mail adresi paylaşacağım. Adli genetik ile ilgili öğrenmek istediklerinizi veya sorunlarınızı yazarsanız köşemde sizlere dönüş yapabilirim.

Adli bilimler genellikle adli tıp ile karıştırılmaktadır. Nedense akla ilk gelende otopsi olur.  Oysa adli bilimler, fen bilimleri, sosyal bilimler ve tıp bilimlerini kapsayan ve söz konusu bilim dallarından elde edilen bilgi ve tekniğin adli olguları aydınlatmak için yapılan birer uygulama alanından oluşan bir bilim dalıdır. Psikoloji, sosyoloji, sanat tarihi, arkeoloji, hukuk, genetik, biyoloji, kimya, fizik, matematik, astronomi, kriminoloji, mühendislikler, baristik incelemeler, ses analizi, belge incelemeleri, adli tıp vb. aklınıza gelebilecek tüm bilim dalları adli bilimler içerisinde kendine bir yer bulabilir. Bu bilim dalının tek amacı adalet sistemine hizmet etmektir.  Adli tıp ise adli soruşturma sırasında ortaya çıkan tıp sorularıyla uğraşan bilim dalıdır. Tıbbın ve adli bilimlerin bir alt disiplinidir. Adli olgunun çözümüne yönelik bilimsel ve teknik bilgi üretmeyi amaçlar. Adli bilimlerin yöntemlerini kullanır. Adli tıbbın konuları arasında travmatoloji (yaralanmalar; yaranın nedeni ve orjini; yaralamalarda kullanılan aletin belirlenmesi, ateşli silah yaralanmaları, künt travma, trafik kazaları, patlamalar, radyasyon hasarı, yanıklar), otopsi (ölüm nedeni ve biçimini saptamak üzere cesedin sistematik incelenme işlemi) adli psikiyatri (hukuki ehliyet, ceza ehliyeti, rıza ehliyeti, intihar olgularının adli tıbbi boyutu, suçlu profilinin belirlenmesi,) adli jinekoloji (cinsel suçlar, tecavüz, düşük, erken doğum), tıp hukuku (hekimin hukuki ve cezai sorumluluğu, tıbbi malpraktis), adli patoloji (ani ölümlerde makroskobik olarak ölüm nedeninin saptanmadığı olgularda, travmatik ölümlerde yara yaşının belirlenmesinde, otopside tanımlanan patolojilerin kalıcı dökümünün yapılması) gibi adli olgunun tıbbi yönlerini inceler.  Esasen bazı konular hem sosyal, hem fen, hem de tıp bilimleri içinde yer alabilir. Ancak bunlara yaklaşım bilim dallarına göre farklılık gösterecektir. Örneğin cinsel suçlar, kadına yönelik şiddet hem psikoloji, hem sosyoloji içinde hem de adli tıpta incelenebilir.

Yukarıda ifade ettiğim gibi adli bilimler ve adli tıp kavram olarak farklı olmasına rağmen neden ülkemizde bu ayrım yapılamamaktadır. Bu kafa karışıklığının sebebi Türkiye’de adli bilimlerle uğraşan kurumlarının adının adli tıp olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yanlıştır çünkü isim yapılan icraatı karşılamamaktadır. Ancak ne yazık ki düzeltmede bir istisna dışında henüz yapılmamıştır. Örneğin Adalet Bakanlığına bağlı olan ve hepinizin mutlaka duyduğunu düşündüğüm Adli Tıp Kurumu aslında adli bilimler yapmaktadır. Yine İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü hem adli bilim alanında yüksek lisans ve doktora programları ile eğitim vermekte hem de özel ve resmi bilirkişilik görevi ile uygulamaya katkı sağlamaktadır. Diğer bir adli bilimler ile ilgili kurum ise Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü’dür. Bu enstitünün adı da Adli Tıp Enstitüsüydü ancak 25.10.2010 tarih ve 2010/1046 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Adli Bilimler Enstitüsü olarak değiştirilmiştir. Burasıda hem eğitim hem de uygulama yapan bir kurumdur.

Adli bilimler çatısı altında çalışan insanlar kendi alanlarında özel eğitim almış ve bilimsel görüşünü savcılığın, savunmanın (avukatların), hakimin yani mahkemenin hizmetine sunan kişilerdir. Adli bilimcinin görevi, sunulan tüm bilgiler ışığında ve bilimsel yöntemler kullanarak gerçekleri belirlemek ve doğruyu ortaya çıkarmaktır.

Burada adli bilimlerin tüm konularından bahsetmek mümkün değil. Ancak adli genetik üzerine çeşitli araştırmalar yapan bir bilim insanı olarak ne yaptığımızdan kısaca bahsetmek istiyorum. Adli biyoloji ve adli genetik kan, kan lekesi, tükürük, saç, kıl, kemik, idrar, dokugibi aklınıza gelebilecek her tür biyolojik materyali kullanarak adli olguların aydınlatılmasına yardımcı olur. Örneğin bir cinayet işlenmiş ise ve olay yerinde bir parça kan veya kıl bulunmuş ise bu biyolojik materyalin kime ait olduğu belirlenebilir. Bu ne sağlar? Bu genetik kimliği belirlenen kişinin olay yerinde olduğunun güçlü bir delilidir. Diğer bir uğraşı alanı ise halk arasında yaygın olarak bilinen annelik ve babalık testleridir. Burada da genetik kimlik üzerinden akrabalık ilişkileri belirlenir. Yalnız bu mu? Günümüzde bitki yaprağı, kökü, dalı, çeşitli hayvan kılları, eti vb. üzerinden de delil üretmek mümkün. Bir sonraki yazımda genetiğin konularını daha geniş bir şekilde irdeleyeceğim.

Görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın değerli okurlarım.

Y.Doç.Dr. Havva Altunçul

Adli Bilimler Doktoru

E-mail: dr.havvaaltuncul@gmail.com


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.