Tarih: 03.02.2026 11:54 Güncelleme: 03.02.2026 11:54

Mustafa KAPLAN

Tefekkürün Zirvesinde

Kur'an: "Aklınızı kullanın..!"

Ey yolcu, dur ve dinle. Bu, bir adamın hikâyesi değil; her birimizin hikâyesi. Gök kubbenin altında, yıldızların nöbet tuttuğu bir gecede başlar her şey. Mülk Suresi'nin dördüncü ayeti gibi: "Sonra gözünü tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı kusuru bulamadan) bitkin ve yorgun halde sana dönecektir." İşte bu ayet, bir tohum gibi düşer kalbe ve filizlenir; hayreti doğurur, hayranlığı yeşertir.

Adam, şehrin gürültüsünden uzak bir tepede durdu. Ellerinde hiçbir şey yoktu; ne bir teleskop, ne bir kitap. Sadece çıplak gözleri ve bir soru: "Bu muhteşem düzenin ardında ne var?" Tefekkür etmek için oturdu ama tefekkürün kapısı hayrettir, bunu bilmiyordu henüz. Göğe kaldırdı bakışını. Yıldızlar, bir ordunun askerleri gibi dizilmişti; her biri yerini biliyor, hiçbiri isyan etmiyordu. Samanyolu, bir nehir gibi akıyordu sonsuzluğa; ne taşkın, ne kuraklık. Ay, kusursuz bir küre gibi asılıydı; ne bir çatlak, ne bir leke.

"Bir hata bulacağım," diye mırıldandı. "Bu kadar mükemmellik tesadüf olamaz. Bir yıldız fazla, bir gezegen eksik olmalı." Gözlerini kırpmadan baktı. Saatler geçti. Yıldızlar kaymadı, gök dönmeye devam etti; tam zamanında, tam ritminde. Güneş sisteminin dansı, atomların titreşimi, hepsi bir senfoni gibi uyumlu. Neden? Nasıl? Kimin emriyle?

Hayret başladı o an. Hayret, bir fırtına gibi eser insanda; soruları çoğaltır, cevapları gizler. Adamın kalbi hızlandı. "Bu düzen, bir sanatçının fırçasından mı çıktı?" diye düşündü. Düşündükçe, kendi küçüklüğünü hissetti. O, bir kum tanesiydi evrende; ama evren, onun için yaratılmıştı sanki. Bir yaprağın damarları, bir kar tanesinin simetrisi, bir kalbin atışı; hepsi aynı kusursuzluğun imzası. Kusur arayan göz, kusur bulamayınca yorulur; ama asıl yorgunluk ruhtadır. Çünkü anlarsın: Sen kusurlusun, ama Yaratan kusursuz.

Ve hayret, hayranlığa evrilir. Adam secdeye kapandı. Artık soru sormuyordu; şükrediyordu. "Ey Rabbim," dedi, "Bu kâinat Senin ayetlerinle dolu. Her yıldız bir delil, her nefes bir mucize." Gözleri bitkin döndü, evet; ama dolu döndü; imanla, aşkla. O geceden sonra, her bakışında gördü: Denizdeki dalgalar, rüzgârın esişi, bir çiçeğin açılışı; hepsi bir davet. Tefekküre davet, hayrete davet, hayranlığa davet.

Ey okuyucu, şimdi sen bak göğe. Aradığın kusuru bulamayacaksın. Bulacağın, sadece O'nun büyüklüğü. Bu hayret seni küçültmesin; yüceltsin. Çünkü kusursuz bir düzenin parçası olmak, en büyük onurdur. Hakikat budur: Kâinat, sessiz bir haykırışla söyler bunu. Dinle ve hayran ol. Zira hayranlık, kalbin en saf hali; secdenin kapısı, kurtuluşun anahtarı.

Yazar: Mustafa Kaplan

ANAHTAR KELİMELER: Mustafa Kaplan, Tefekkür nedir?, Kâinatın düzeni, Mülk Suresi 4. ayet, Hayret ve hayranlık, İman ve akıl, Kusursuz yaratılış, Gök yüzü mucizeleri, Manevi huzur nasıl bulunur?


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.