Benim siyah bir üçüncü el önlüğüm ve beyaz tertemiz bir ikinci el yakam vardı. O önlüğümü komşunun oğlundan almıştı annem…Ama ben hiç önemsemiyordum bu durumu. Şekiller beni durduramazdı okumalıydım. Büyük adam olma hedefi önüme konmuştu bile,
dedem tarafından. Babamın hedef koymaya ömrü kâfi gelmemişti ne yazık. Ama ben mutluydum. Belki babam yoktu ama arkamda dağlar ummanlar gibi annem vardı.
Gözlerim çakmak çakmak yanardı. O siyahlığa inat, beyaz ufuklara dalar hayaller kurardım. Doktor, öğretmen, avukat ya da mühendis olmalıydım. Önlüğüm belki eskiydi ancak içinde ki umutlar diri ve yeniydi. O siyahlığın altında yaşamıştım beklide ilk mahcubiyetimi, masum ilk aşkımı, ilk gözyaşımı…
Bir gün hiç de hatırlamak istemediğim bir hadise geldi başıma. Okulun zengin ve şımarık çocuğu Murat, hoyratça herkese sataşırdı. Soğuk bir bozkır kışında Siyah önlüğün üstündeki uzun paltom dikkatini çekmiş olmalı ki iri ve cüsseli olan Murat gülerek o paltoyu
dedenden mi aldın? Yoksa milattan öncemi kaldı? Sorusuna kadar. Hiç fark etmemiştim önlüğümün üzerinde olan ve bir tarafı sobada yanmış olan paltonun eskiliğini, beni sıcak tutmasıydı mühim olan ancak eller öyle düşünmüyordu… Kafamı yerden kaldıramıyordum bir sürü arkadaşımın yanında beni aşağılamıştı. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. O an benim de güzel bir önlüğüm ve paltom olsun istedim. İçim cız etti. Ve birkaç damla gözyaşı hepsi bu…
O günlerden bu günlere baktığımızda artık bu tek tip dayatmanın bir son bulması gerekiyordu. Ve MEB’in almış olduğu kararla bu önlük garabetinden ülkemiz kurtuldu.21. yüzyılda ki Türkiye’ye yakışmıyordu. Evet değişimler zordur. Bu değişimi hazmetmek süreç alır. Fakirler zor durumda kalır. Her gün değişik bir elbise giymek isteyen öğrenci veliyi zor durumda bırakır. Hepsine kabul…
Ama tüm tereddütlere rağmen denemekte fayda var. Lakin değişime bu direnç niye? Kendini yenilikçi addedenler yapılan tüm yeniliklerin karşısında durarak kendilerinin fikri tezahürlerini inkâr eder oluyorlar. Son söz olarak değişerek gelişebilmeliyiz. Değişimden korkmanın bir anlamı yok.