Tarih: 25.03.2021 13:56 Güncelleme: 25.03.2021 13:56

Mehmet ERDİL

SALONDAKİ TEK KADIN.

2011 yılı temmuz ayı idi. Üç saat süren (Adaleti savunanlar derneği) Asder' in son toplantısındaki katılımcıların arasında bulunan bir bayanın, bir anda salonu buz kesen, 'hiçbir şey istemiyorum” haykırışıyla başlayan sözü, tüm katılımcıların irkilmelerini sağlayarak dikkatleri üzerine çevirmişti.

Bu, 28 Şubat süreci boyunca T.S.K dan Y.A.Ş kararlarıyla yargısız mahkemesiz ihraç edilenler için 2010 yılında kısmen iadei itibar sayılabilecek ve eksik çıktığı düşünülen yasa ile ilgili istişare yapılmak üzere tertip edilmiş bir toplantıydı.

Böyle bir toplantının akışında dikkatleri üzerinde toplayan bu bayan sözüne devamla, “sadece o zamanda dokuz yaşında olan çocuğumun iade-itibarını istiyorum...” cümlesi ve akabinde anlattıkları, bence bu toplantının, Asder'in varlığının da bir nevi özetiydi.

Ve sözüne devamla,

-Eşim ihraç edildikten sonra bizi bırakıp iş aramaya gitmişti, lojmandan çıkartmak için baskılar vardı, oysa iki ay gibi bir süre hakkımızın olduğunu düşünüyorduk. Sonra,

-Biliyormusunuz. dedi, yutkunarak.

- Dokuz yaşındaki çocuğum lojmanların içinde bulunan kantine ekmek almak için gittiğinde, çocuğuma komutanın emri olduğu için ekmek veremeyeceklerini söylediler!

Pek çoğumuzun gözleri dolmuştu…

Oysa yargısız infaza tabi tutulmuş ve ihraç edilmiş bir subayın bu işten anlamayan küçücük çocuğuna bu hareketi reva gören zihniyet, bir işgal ordusunun Subayından bin kat daha beter değilmiydi!

Küçücük çocuğa ömrü boyunca unutamayacağı bir travma yaşatacak kadar alçalmış biri nasıl bir Türk subayı olabilirdi!

Bu örnekte görüldüğü gibi 28 şubat sürecinin her alanda bu millete çok acı hatıralar bırakmaktaki pervasızlıklarının sınırı yoktu.

Ön sıralardan katılımcı YAŞzede bir Astsubay söz alarak, bu yasanın, bu mağduriyetleri yaşatanlara dönük hiçbir müeyyidesinin olmadığını ve yaptıklarının yanlarına kâr kaldığı serzenişinde bulunarak bu çıkan yasayla bir hakkın nasıl parçalandığını ve neden hepsinin değil de bir kısmının iade edildiğini anlamış değilim, bunu hukukçular mı düzenlemiş, demesi herkesin duygularına tercümanlık ediyordu.

Bence, o gün toplantıda bulunan tüm yaş mağduru erkekler kendi eşleri ve çocuklarının bu bayan gibi ne çok dert yüklü olduklarını bir kez daha düşündüler.

O gün her şeyden önemlisi bu haklı davaya bir kadın elinin değdiğini gördüm…

Üç saatlik toplantıda aklımda meslektaşımızın eşi olan o bayanın konuşması kalmıştı.

Gördüm ki; bu iadei itibarın gerçekte bihakkın verilecek olmasıyla asıl mağdur olan yaşzedelerin kendilerinden ziyade eş ve çocuklarının ruhlarında açılan derin yaraların tedavisinin sağlanmış olacağıdır.

Bu konu, on yıldır adeta unutulmaya bırakılmış, sahipsiz bir durumunda beklemektedir.

Oysa haksızlık ölene kadar unutulmayacak önemli bir hakikattir.

Beklenen husus Adaletin iki maddelik tecellisinde yatmaktadır.

1. Devletin, bu olanlar karşısında bu topluluğa bir özür beyan etmesi.

2. Mağduriyetlerin giderilmesi için geriye dönük hakların verilmesi.


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.