Osmanlıyı Kim Yıktı? Tarihle Hesaplaşmadan Hüküm Olmaz
Tarihle konuşurken ses yükseltmek değil, hakikati yükseltmek gerekir. Osmanlı Devleti hakkında hüküm verirken şu yıktı veya bu yıktı kolaycılığına kaçanlar, önce aynayı tarihin bizzat kendisine tutmalıdır. Çünkü tarih dediğimiz o koca çınar, sloganla değil sebep ve sonuçla konuşur. Asıl sorulması gereken soru şudur: Osmanlıyı başkaları mı yıktı, yoksa Osmanlı kendi içinden mi çözüldü? Ne gariptir ki bu sorudan özellikle kaçan bir kesim, bütün tarihsel çöküşün faturasını Mustafa Kemal Atatürk’e kesme kolaycılığına sığınmaktadır. Bu, bir tarih muhasebesi değil; ideolojik bir hınçtır. Bilgiyle değil, öfkeyle beslenen bir düşmanlıktır.
Eğer ortada bir samimiyet varsa, Osmanlı tarihine duygusal reflekslerle değil objektif bir idrakle bakılmalıdır. Osmanlı Devleti’nin kuruluş, fetret, yükseliş, duraklama, gerileme ve çöküş safhalarından geçtiği gerçeği, tarih kitaplarının bir yorumu değil, tarihin bizzat kendi hükmüdür. Bu safhalar birer kişisel görüş değil, her biri birer vakıadır. Her devlet gibi Osmanlı da mutlak sona doğru yürümüştür. Osmanlı Devleti’nin sonu dış düşmanlardan önce; iç zaafların, bozulmuş kurumların, liyakatsiz yönetimlerin ve çağın gerisinde kalmış anlayışların neticesidir. Bu acı gerçeği kabul etmek yerine sürekli bir suçlu aramak, aslında tarihle yüzleşememek demektir.
Şimdi hep birlikte ve yüksek sesle soralım: Fetret Devri’ni Atatürk mü başlattı? Duraklama ve gerileme dönemlerini Atatürk mü hazırladı? Avrupa’nın Osmanlı için kullandığı o meşhur hasta adam tabirinin mimarı Atatürk müydü? Kapitülasyonları kim imzaladı? İtilaf devletleriyle yapılan ve her biri Osmanlı aleyhine sonuçlanan o ağır anlaşmalarda kimin imzası vardı? İşgali Anadolu’ya davet eden irade kimdi? Bu soruların hiçbirinin cevabında Atatürk ismi yoktur. Atatürk, çöken bir imparatorluğun küllerinden yetişmiş bir Osmanlı askeridir. O, çöküşe seyirci kalmadı; susmadı ve bunu asla kabullenmedi. Milletiyle birlikte canını dişine takıp direndi. Millet de onun arkasında dimdik durdu. İnançla, azimle ve kararlılıkla yeni bir devlet doğdu.
Şimdi sormak gerekir: Bütün bu mücadele, bu büyük diriliş mi affedilmiyor? Diyelim ki bu tarihsel olarak büyük bir çarpıtmadır ama varsayalım Osmanlıyı Atatürk yıktı. Peki, Selçukluyu kim yıktı? Gaznelileri, Karahanlıları veya o devasa Hun İmparatorluğu’nu kim tarih sahnesinden sildi? Onları da mı Atatürk yıktı? Tarih şunu açıkça söyler: Devletler dış düşmanlarla değil, iç çöküşlerle yıkılır. Ve yine tarih şunu da altın harflerle kayda geçirir: Atatürk, bir imparatorluğu yıkan değil; yıkıntılar arasından koca bir millet çıkarandır. Bu hakikat, inkâr edilerek değil ancak teslim olunarak anlaşılır.
Yazar: Mustafa Kaplan
ANAHTAR KELİMELER: Mustafa Kaplan kimdir, Osmanlıyı kim yıktı, Atatürk Osmanlıyı mı yıktı, Osmanlı Devleti neden çöktü, Türk devletlerini kim yıktı, Osmanlı çöküş sebepleri nelerdir, Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı askeri miydi, Tarihte hasta adam ne demek, Kapitülasyonları kim imzaladı, Osmanlı neden geriledi,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.