METROBÜSE BİNME SANATI !..
Metrobüs ulaşıma açıldığı günden bugüne yirmi dört saat aralıksız İstanbul'un bir yakasından diğerine yolcu taşıyor. Diğer alternatiflerin proje aşamasında bile devreye sokulmadığı bir durumda çok güzel bir hizmet. Metrobüs ayrıca Beylikdüzü gibi merkeze uzak olan ilçelerde zamandan tasarruf sağlaması açısından da büyük kolaylık. Trafik çilesinden bıkan insanların özel arabaları yerine tercih ettikleri bir toplu ulaşım aracı. Her ne kadar bulunduğu karayolunda şerit sayısını düşürmüş olsa da metrobüse olan ilgi nedeniyle trafiğe çıkan özel ve toplu taşıma araç sayısında düşüş olacağı düşünülerek gerçekleştirilen yapımı yıllar alan bir proje. Kendine ayrılmış özel yoldan giden dolayısıyla trafiğe takılmayan bu toplu taşıma araçları her gün binlerce yolcu taşıyor. İstanbul'da bilhassa uzak konumdaki ilçelerde boş alanlara hızlı bir şekilde yapılan toplu konut projeleri bittikçe, ilçelerin nüfusu arttıkça yolcu trafiğine biçilen bu gömlek, ne yazık ki bu bedene dar gelmektedir.
Yapımı büyük heyecan uyandıran biran önce bitirilip işletmeye açılması özlemle beklenen metrobüs; gittikçe kullanıcıları için bir çileye dönüşmektedir. Asla yapılan projeyi küçük görme gibi bir niyetimiz yok. Çalışmalar devam ederken bizi İstanbul'un diğer ucuna trafiğe takılmadan taşıyacağı özlemiyle sabırla bitmesini beklediğimiz müthiş bir proje idi. Hatta metrobüs reklamlarında yer alan oyuncunun gayet nezih seyahati içimizi ısıttı. Olması gereken buydu aslında. Oturarak ve ayakta seyahat ederken gayet insani şartlarda hizmet alacağımızı düşündük. Sanıyorum bir planlama hatası oldu tahmin edilenin iki katı yolcu metrobüsü tercih etmeye başladı. İşte ondan sonra olanlar oldu.
Metrobüsü kullananlar iş giriş ve çıkış saatlerinde her gün büyük bir mücadelenin içerisinde kendisini bulmaya başladı. Metrobüse binerken ve inerken daha zorluklar yüksek merdivenleri tırmanırken başlıyor. Bu konuda son yapılan proje olan Avcılar-Beylikdüzü Hattı duraklardaki yürüyen merdiven ve asansör hizmeti ile son derece insancıl bir hizmet veriyor. Biz Beylikdüzlüler sık sık arıza yapan asansör ve yürüyen merdivenleri saymazsak çok şanslıyız. Böylesine nitelikli asansör, yürüyen merdiven ya da rampaya sahip durak sayısı ne yazık ki az. Diğerlerinde sadece merdiven yani çık çık bitmeyen merdivenler var. Ne çocuklu aileler ne yaşlılar ne de engelli vatandaşlarımız düşünülmüş. Oysa hizmetin odağında illa ha ki insan olmalı. Belki yıllar önce bu konuda hassasiyet ya da teknoloji ya da bütçe bu kadar uygulanabilir ölçüde değildi diyelim. Ama şimdilerde her bir durak üst geçit genişletilerek bu hizmetlerde yanı sıra monte edilemez mi? Nitekim bazı duraklarda yenileme çalışmaları yapıldı. Ama gönül istiyor ki tüm duraklar elden geçirilsin. Unutmayalım ki bu durakları yaşlı, engelli, çocuk arabalı onlarca insan kullanmakta onların merdiven eziyetine her bir durakta son verilmeli.
Durakları geçtikten sonra ara istasyonda bekliyorsanız bir de mesai saatleri içerisinde yola çıktıysanız vay halinize. Trafikte kaybedeceğiniz sürenin yarısı kadar dolu geçen metrobüsleri beklerken harcıyorsunuz. Kapı açılmış olsa bile anca insanlar sizi arkadan iterek bindiriyor metrobüse. Değil ayakta duracak rahat nefes alacak alan yok Metrobüsün kapıları güç bela kapandığında insanlar camlara yapışmış vaziyette seyahat ediyor. Şayet boş gelen bir metrobüse bineceksiniz işte o daha büyük bir mücadele istiyor. Dışarıdan bakan birinin hiç de medeni bulamayacağı hatta kınayacağı, saygısızca bulacağı bir teknik geliştirilmiş. İnsanlar sanki köşe kapmaca oynuyor. Yaşlı, çocuk, çocuklu demeden birbirini ezerek yer kapmaya çalışıyor. Hatta bunun için çeşitli metot geliştirenler var oturabilmek için. Gençler, güçlü kuvvetliler muvaffak oluyorlar diğerleri bir sonrakini bir sonrakini bekliyorlar. Sosyal medyada yer alan “metrobüsle baş eden hayatla baş edebilir” sözüne gülerken düşünmeden edemiyorsunuz.
Arada bu manzaraları görmek için ilgililerin, yetkililerin makam araçlarından inerek metrobüse binmelerinde empati yapmaları dolayısıyla hemen alternartif çözüm üretmeleri açısından şart. Hayırmetrobüs sayısını arttırsanız ne olacak bu kez metrobüs yolundaki trafikten bir türlü durağa yaklaşamayan metrobüs zinciri oluşuyor arka arkaya. Üstelik metrobüs ağır seyrettiği ve duraklarda in-bin çok zaman aldığı için işe ya da eve geç kalma riskinizde var. İşte bu noktada hemen aklınıza uzak ilçeler mutlaka metro ağı ile ya da son günlerde tartışılan yerli yapım monorayla merkeze yakınlaştırılmalı geliyor. Niye? Zaman kaybı olmasın diye. İşten çıkan insanlarımız dinlenmeye, evde vakit geçirmeye, ailesi ile ilgilenmeye daha fazla vakit ayırsın diye. Trafikte geçen zaman, zaman israfından başka bir şey değil. O zamana neler sığdırılır neler. Bir saatte gideceğiniz yere metroyla yarım saatte gidersiniz yarım saat size kalır. O yarım saatte neler yaparsınız.
Planlamalar, fizibiliteler yapılırken önce insan ve onun insanca taşınması hedef alınmalı. Ve o insana hediye edilen zaman yolda geçen zamandan tasarruf edilerek sağlanmalı. Bunun için Avcılar, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Silivri gibi uzak ilçeler Raylı Sistemle merkeze yakınlaştırılmalı. Hatta göz ardı edilmiş ihmale uğramış hızlı deniz otobüsleri de devreye sokulmalı. Bu ilçelerde dar gelirli çalışanlarımız için ikamet etmek, yaşamak daha kolay.
Ama nedendir bilmiyorum Anadolu Yakasında birbirine çok yakın olan ilçeler metro ağı ile birbirine bağlanmakta Avrupa Yakası bu konuda sanki biraz mağdur edilmekte. Yanılıyor muyum?
Yeni yılın ülkemize barış, huzur, refah getirmesi dileği yeni yılınızı kutlar saygılarımı sunarım..