Naifliğin, güzelliğin, zarafetin, anlayışın hoşgörünün timsali Kadın;
Kadın; yaşamın kendisine yüklediği sorumluluklarla baş etmeye çalışırken aynı zamanda üstlendiği rollerden başarı ile çıkmak durumundadır.
Kadın tüm yaşamı boyunca 'Kadın herşeyi, erkeklerde geri kalanını yapar' söylemine karşın yorulmak ve bitmek bilmeyen enerjisi ile hayat mücadelesine devam eder.
Kadın bilir ki dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun sorunlar, karşılaşılan zorluklar, uğranılan istismarlar hemen hemen aynı.
Kadın bilir ki tüm dünyadaki iş gücünün yarıdan çok fazlasını sırtladığı halde toplam gelirin çok cüzi miktarına sahip aynı zamanda dünyadaki mal varlıklarının da yüzde birine. İş gücüne yaptığı kocaman katkıya rağmen pasta diliminin bir zerresine sahip olmak bile onu yıldırmaz.
Kadın kimi ülkelerde meta gibi, kimilerinde köle gibi, kimilerinde ise değersiz, önemsiz bir eşya gibi..
Kadın ucuz iş gücünün, şiddetin, haksızlıkların mağduru.
Kadın gerek iş hayatında ve gerekse aile hayatında erkek hegemonyası ile mücadele etmek zorunda bırakılan bir varlık.
Kadın gelişmiş, kadına değer verdiğini ifade eden ülkelerde bile ne siyasetin ne ekonomi patronluğunun ne de yerel yönetimlerin içerisinde yeterli oranda yer alabilmektedir. Oysa kadının olduğu yerde seviye, nezaket, sorumluluklara dört elle sarılma, düzen, tertip vardır.
Kadın karşısına çıkan;komplekslerinin kurbanı, başarısız ve dengesiz, güçlüler tarafından hep ezilmiş hor görülmüş kişilerin egolarını, sapkınlıklarını tatmin ettiği her türlü şiddet uyguladığı bir mağdur. Fizik gücünü fırsat bilerek töre, namus, intikam adı altında yaşam hakkının elinden alınabileceğini bile bile mücadeleden vazgeçmeyen güçlü bir birey Kadın.
Kadın evde eş, anne rollerini benimseyip en iyisini yapmaya çalışırken aynı zamanda kırsalda bağda bahçede, şehirde çeşitli iş noktalarında bıkmadan usanmadan hak ettiği takdiri sevgiyi anlayışı görmese bile çabalar çabalar.
Kadın trafikte bile emniyetli hissetmez kendini. Her an bir trafik canavarı ile karşılaşma şansızlığı yakalayabilir kendisini.
Kimi ülkelerde kadın dört duvar arasında yaşaması çeşitli adlar altında münasip görülmüş sosyal ve iş hayatından tamamen dışlanmıştır.
Kadın sokakta, iş dönüşünde, topluma taşımada, takside canını malını bedenini korumaya çalışırken hep tedirgin hep tedbirli olmak zorunda hisseder kendini.
Bırakın gece keyfi çıkmayı zorunlu olarak çıkması gerektiği bir de kendine eşlik edecek bir yakını yoksa yalnız yaşıyorsa bu durumlarda bile hep korkarak döner evine.
Kadın bilir ki ucuz iş gücü için çocuklar ya da kadınlar tercih ediliyor. Hatta sosyal güvence olmadan çalışıyor. Bazen çok ilkel şartlarda çadırlarda çocuklarını perişan ederek onları eğitimden yoksun bırakarak yurdun her bir bölgesine savruluyor.Yine de tüm dünyada yoksulluk sınırının büyük oranda kadınları vurduğu gerçeğinden kurtulamıyor.
Kadın tüm bunları hak etmiyor. Cennet anaların ayakları altındadır gerçeği bile göz ardı ediliyor. Kadın uğradığı şiddeti bile dillendirmeye utanıyor. İçinde saklıyor. Ne yaşıyorsa ne acılar çekiyorsa kendi ruh dünyasında yaşıyor.
Kadın kısmı okumaz denildiği için eğitim alamayanların varlığını, başlık parası için çocuk yaşta evlilikleri de biliyor. Sokakta oynayacak çağda bebek büyüten çocuk anneleri biliyor.
Kadın zaman zaman yöresel giysilerinden, inancının gereği tercih ettiği örtüsünden dolayı bile horlanıyor, dışlanıyor değer görmüyor. Kamudan hizmet alırken bile bazen önyargıların kurbanı oluyor. Haklarını bilmiyor. Hak ettiklerini bile gönlünce dillendiremiyor.
Kadın üretkenliğini, becerikliliğini, yeteneklerini sergileyemeden kendini ifade edemeden ezilmesinin, hor görülmesinin sonucunda kendini bile fark edemeden bu dünyadan göçüp gidiyor.
Kadın istiyor ki hem cinsine yapılan zulüm mezalim hak ettiği cezayı alsın. Bu acımasız insanlar bir ömür ettiklerini çeksin.Başkaları da buna cesaret etmesin. Başka canlar başka yürekler yanmasın başka acılar yaşanmasın. Gerekli yasal düzenlemeler her ne ise biran önce hayata geçirilsin.
Ve kadın biliyor ki sadece yasal düzenlemeler bu sapkınlıkları bu zulümleri ortadan kaldırmaz. Kadın ve erkek ne kadar çok eğitilirse, aile kurumu ne kadar sağlam olursa karşılıklı sevgi saygı topluma o oranda işlenirse, üsluplar daima kucaklayıcı seçilir kadın ne kadar çok bilinçlenir kendi ayakları üstünde durmayı öğrenirse, çocuklara, gençlere sevgiyi, saygıyı, paylaşmayı, yardımlaşmayı, aile kurumuna sahip çıkmayı, kadına değer vermeyi, iyi bir model olarak öğretilirse durumlar düzelir mi? diye kadın düşünür......