Hayat ünlü bir din bilgininin, dile getirdiği gibi: “Bir üzüm tanesi yedirir, mutluyum zannedersin her şey olunda hissedersin bir de bakmışsın; o üzüm tanesi bedeline bir sürü şefkat tokadı yemişsin.”
Bu arada şu tartışılmaz. Bu şefkat tokatlarını yemelimisin yememelimisin…
Fakat bu tokatlar seni gideceğin mecraya götürüyorsa amacına ulaşıyor demektir. Lakin bizler kendimizi kandırmakta çok mahiriz. Bu fani dünyada ebedi kalacağımızı tasavvur ediyoruz. Peki, bu su-i duygu nereden geliyor diye kendimizi hafifçe yoklarsak; bunun cevabını nefsimizde göreceğiz. Maalesef ki ben, sen, şu, o, bu… Bu duygunun etkisinde kalarak vazife-i aslisini unutup ömür dakikalarını beyhude ve malayani işlerle tüketmekte.
Eyvah!!! Eyvah!!! Eyvah!!!
Gençlik gitti. Hemde hiç gitmeyecekmiş gibi hissettiğimiz en güçlü anımızda. Tıpkı bizden evvel gelip geçenlerde olduğu gibi. Hiç acımadı. Bedenlerimiz eskisi gibi değil Allah aşkına kimi ve neyi kandırıyoruz. Yaşlanıyoruz.
Bir şeyleri değiştirmeye çalışırken birde bakıyoruz biz değişmişiz. Bezende değiştirdiğimiz fikri ile kendi kendimizi avutuyor ya da kandırıyoruz.
Sonra dönüp arkaya bir bakıyoruz ki… Bizi bekleyen maalesef ki kocaman bir HİÇ…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.