Tarih: 23.12.2020 10:18 Güncelleme: 23.12.2020 10:18

Mehmet ERDİL

Halâ Bir Mehmet Barlas’lara Muhtaç Değil Miyiz?

Bu akşam bizim İstinye deki eve geldi, -'Mehmet Bey... Kardeşim Korkut Özal'ı 12 Eylül rejimi
tutukladı, ama bir trafik kazası geçirdiği için hastanede geçiriyor tutukluluğunu,
Görevli bir Astsubay, Korkut'a kötü davranıyormuş, bana yardım edin. Dedi.

Şaşırmıştım...

-'Turgut Bey, Siz Başbakan yardımcısısınız, Nasıl müdahale edemezsiniz böyle bir duruma?'
Turgut Özal, Askeri yönetimin kendilerine fazla önem vermediğini ve gazetecilerin daha etkili
olduğunu söylemişti.

Bu anekdotu Mehmet BARLAS ın 'Rüzgar gibi geçti' kitabının 124. sahifesinde okudum.

Sistem, bir Başbakan yardımcısını, bir Astsubay karşısında, bir gazeteciden yardım dileyen bir
acziyet içerisinde bırakmıştır.

(.........!)

Bu toprakların mazileri malesef gün yüzüne çıkmayan pek çok esefli hatıralarla yüklüdür.

İnsan bütün bu olanları okuyup bildikçe düşünüyor pek tabi,

Memleket ne hallerden gelmiş ve ne hallerden geçmişti.

Bu günlerde bir sinema şeridi gibi çok şeyleri düşünüyor insan.

Korona günleri her şeyi düşünecek kadar çok uzun ama muhasebe için ise hala kısa!

Sonra;

Y.A.Ş Kararının ihraç tebellüğünden sonra, Nizamiyeye dönüp dönüp son kez kışlasına bakan kendimi,
ve evinin kapı eşiğinde eğilip son kez botlarımın bağını çözdüğümü, ve aynanın karşısında
bir daha düğmelemeyeceğim üniformamı çıkarışımı… uzun uzun düşünüyordum bu esefli maziyi.

Atılan,
Kovulan,
En ufak savunma hakkı verilmeyen bu Y.A.Ş topluluğun hallerini, çocuklarını, eşlerini ve yaşamlarını…

Yıllar geçse de dün gibi hatırlıyor insan.

Hukuk yarası denilen cerahat böylesine derin ki acısı yaşamayana anlatılamıyor.

Aynı acılar bir başka cephelerde de paralel yaşanıyordu. Üniversite de başörtü olayları, kamuda tazyik, mecliste başörtülü vekilin dışlanması, hastanelerde başörtülü hastalara bakılmaması, başarılı ve birinci gelen başörtülü öğrencilere kürsüde konuşma hakkı verilmemesi, ağızlarının kapatılması vs.

hasılı topyekün inançlı insanların sindirilmesi harekatı, olanca hızıyla devam ettiği bir süreç yaşanıyordu.

***

Bir gün bu topraklara hukuk ve demokrasinin gelip gelmeyeceğini düşünürken

Analar o yiğitleri doğuracak mı derken,

Güzel şeyler oldu,

Çok güzel şeyler oldu çok şükür, bin şükür.

***

Y.A.Ş zedelere ne mi oldu?

Dudaklarına sürülen şekerle iktifaya mahkum edildi.

Haksızlığa uğrayanın sığınağı olan Hukuk, ne hikmetse hep geç gelir benim güzel ülkemde, bu yüzden beklemek gerek sabırla.

Vesayetçi dönemin, yukarıda konu edilen bir Astsubayda tezahür eden despotizmine bir Başbakan yardımcısını muhtaç etmesi gerçeğine karşın;

Şimdi oluşan demokraside ise, 28 Şubat süreci yarasının kapanması için, Mehmet Barlas misali bir aracıya ihtiyaç duymadan hala onarılmıyor ise, ne anladık bu iş ten denilmez mi?

Oysa bizim dernek te, hep büklüm büklüm Ankara yolların da ve hep bir Mehmet Barlas peşinde koşar durur.

Çünkü çark hala böyle dönüyor.!

Bakalım mevlam neyler, neylerse güzel eyler.


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.