Tarih: 12.02.2026 14:19 Güncelleme: 12.02.2026 14:19

Mustafa KAPLAN

Gölgesinde Serinleyip Güneşini Taşlamak

Atatürk’e saldıranların en büyük çelişkisi, çoğu zaman farkında olmadan onun inşa ettiği zeminde durmalarıdır. Bu durum, adeta bir ağacın gölgesinde serinleyip köküne balta vurmaya kalkışmak gibidir. Cumhuriyet’in sağladığı eğitim imkânlarıyla okuyan, hukuk düzeninin teminatı altında konuşan, seçme ve seçilme hakkını kullanan, ifade özgürlüğünü demokratik hakkım diyerek savunan kimi kimseler; bütün bu hakların hangi tarihsel mücadelelerin ürünü olduğunu ya bilmiyor ya da bilmezden geliyor. Oysa tarih inkârı sevmez.

Bugün bir insan çıkıp en sert eleştiriyi dahi dile getirebiliyorsa, bu; saltanatın mutlak iradesi altında değil, millet iradesinin esas alındığı bir sistem içinde yaşadığı içindir. Eğer fikir beyanı bir hak olarak görülebiliyorsa, bu hak, bir devrin karanlığından aydınlığa yürüyen bir iradenin eseridir. Ne gariptir ki, Atatürk’e yönelik en sert sözler dahi onun kurduğu cumhuriyet düzeninin sağladığı özgürlük ikliminde söylenebilmektedir. Tepkiyle karşılaşınca ise aynı kişiler, demokratik hakkımı kullanıyorum siperine çekilmektedir.

Elbette eleştiri haktır. Eleştiri olmadan fikir gelişmez, toplum olgunlaşmaz. Fakat eleştiri ile nankörlük arasındaki çizgi, insanın vicdanında belirir. Bir sistemi bütünüyle reddederken, o sistemin sunduğu hakları sonuna kadar kullanmak; fikrî bir tutarlılık değil, çelişkinin en açık hâlidir. Demokrasi, sadece konuşma özgürlüğü değildir; aynı zamanda tarihî hakikate karşı dürüst olma erdemidir. Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil; aynı zamanda kuldan bireye, tebaadan vatandaşa geçişin adıdır.

Bir hak kullanılırken, o hakkın hangi bedellerle kazanıldığı da hatırlanmalıdır. Çünkü hafıza, milletlerin omurgasıdır. Omurgasını inkâr eden toplumlar, rüzgârın yönüne göre savrulmaya mahkûm olur. Atatürk’ü eleştirmek mümkündür. Hiçbir tarihî şahsiyet eleştiriden münezzeh değildir. Ancak eleştirinin meşruiyeti, hakikate yaslanması ve tutarlılıkla desteklenmesiyle anlam kazanır. Aksi hâlde bu, fikir beyanı değil; reaksiyonel bir öfke gösterisine dönüşür.

Şunu unutmamak gerekir ki; bir fikirle mücadele, hakaretle değil; daha güçlü bir fikirle olur. Bir sistemi değiştirmek isteyen, önce o sistemin hangi boşluğu doldurduğunu anlamalıdır. Bugün cumhuriyet sayesinde konuşabilenlerin, cumhuriyeti inkâr ederken gösterdikleri hırçınlık; aslında bir özgürlük paradoksudur. Çünkü o hırçınlık dahi, yasaklanmış bir toplumda mümkün olmazdı. Neticede mesele bir şahıs meselesi değil; bir zihniyet meselesidir. Mesele, gölgesinde serinlediğimiz ağacın kıymetini bilip bilmemektir. Zira tarih, nankörlüğü affetmez; ama adil eleştiriyi her zaman olgunlukla karşılar.

Anahtar: Cumhuriyet nedir, Atatürk neden eleştirilir, Nezir Karayün yazıları, İfade özgürlüğü nedir, Demokratik haklar nelerdir, Tarih bilinci nasıl gelişir, Kuldan vatandaşa geçiş nasıl oldu, Milli hafıza neden önemlidir, Eleştiri ve nankörlük farkı nedir, Siyasi tutarlılık nedir.


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.