Tarih: 25.01.2021 12:31 Güncelleme: 25.01.2021 12:31

Mustafa KAPLAN

         

Edebiyata Allah Kerim

Evleneli  altı ayı olmuştu...

Bu zaman zarfında, karısının bir kez bile yüzünün gülmediğini fark eden adam;nedenini sorsada, karısının ağzından bu konuyla ilgili tek bir kelime alamaz.

Bir gün, evinin kümesinde beslediği bir horozu,sırf komiklik olsun diye tutup, canlı canlı tüylerini  yolduktan sonra;evine yakın bir ağacın altında toplanmış, aralarında karısının da bulunduğu bir gurup kadının içine  salıverir. Onun bu eylemi tüm kadınları kahkahalara boğarken;karısının, sanki hiç bir şey olmamış gibi tepkisiz kaldığını görür.

İyiden iyiye endişenen adam, çok sevdiği karısının bu durumunu çevrede bilgeliğiyle ünlü  yaşlı bir adama anlatır.

Yaşlı bilge;ona evinde  bir yemek sofrası hazırlatıp, yanına da bir kaç çeşit meyve koymasını tavsiye eder.Karısını çağırıp,üstüne kapıyı kapattıktan sonra; anahtar deliğinden bakmasını, şayet karısının, önce meyveleri yerse aş erdiğini, yemeğe oturursa birileri tarafından aç bırakıldığını  anlaması gerektiğini anlatır.

Nitekim adam denileni yapar. Karısının, meyvelere dahi bakmadan yemeklere saldırıp;iştahla yediğini hayret ve üzüntüyle görür.

Kapıyı açıp yanına gidince, karısının neşeli bir şekilde kahkahalar attığını işitir, nedenini sorunca;'geçen hafta, tüyünü yolduğu horoza güldüğünü' söylemesi üzerine meseleyi anlamış olur.Meğer,kaynanası gelinini sevmiyor, aç bırakıyormuş.

Bu hikaye bize,

 çoğunuzun da bildiği, felsefik literatürde yer almış iki kavramı hatırlatıyor. Alt yapı-Üst yapı diye birbirine ilintili bu iki kavramdan biri olan Alt yapı, toplumun ekonomik ilişkilerini, açlık, tokluk gibi yönlerini kapsarken;düşünsel ve entelektüel tarafını, yani bilim edebiyat kültürel gibi konular da üst yapı kapsamına girer.

Bu şu demektir:Karnı aç olan nasihat dinlemez. Yani önce karnını doyur ;sonra edebiyat yap...

Günlerdir İktidarla, muhalefetin kavgalarına, tartışıp, birbirlerini karalama kampanyalarında gösterdikleri azim ve çabalarına(!) şahit oluyoruz.Bu da cidden, zaten geçim derdine düşmüş kesimi gerip, bunaltmaktan öte geçmiyor. Peki bu konjonktürün topluma bir müspet getirisi var mı, yok tabiki..

Gerçekten toplumun büyük bir kesimi sıkıntılarla boğuşmakta, zar zor geçinmeye çalışmaktadır. Birde bu Pandemi süreci iyiden iyiye hayatı çekilmez hale getirdi. Gittikçe hergün yükselişe geçen kadın cinayetleri de cabası.

Bir vatandaş olarak soruyorum:Değerli yönetenler, sevgili muhalefet, hünerli siyaset ustaları ;ülke bu sıkıntılarla cebeleşip dururken, sizin birbirinizle olan kısır döngüler içindeki mücadelenizle ilgili bu biteviye eforunuzun kaynağı ne?!..

Kısa bir müddet te olsa bunlara son verip, herkes işine odaklansa ya!..

Önce yaşam seviyemizle ilgili çıtayı standart yaşam seviyesinin yakın bir yerine yükseltelim; sonra yine kaldığınız yerden kavgalarınızı yaparsınız. Günler çuvala girmedi ya!..

Hele önce karnımızı doyurun; edebiyata Allah Kerim...

         


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.