Tarih: 09.11.2011 16:37 Güncelleme: 09.11.2011 16:37

İbrahim Hakkı Damat

Geçtiğimiz haftalarda Atatürk’ün dış Türkler ve İslam dünyası ile ilgili politikalarının düşünsel altyapısını ve uygulama örneklerini ele almıştık. Bu hafta ise dış Türkler politikasındaki uygulama örneklerinden hareketle bugün için ne gibi stratejiler ortaya koyabileceğimize bakalım:
 
Birincisi, beklentileri anlama meselesidir. 2023 yılında daha büyük, dünya devleti olabilmek için başta kendi milletimiz olmak üzere gerek İslam dünyasının ve gerekse dünya insanının beklentilerini iyi anlamak zorundayız. Dünya insanının Türkiye’den neler beklediğini aklıselim herkes bilmektedir. Adalet, hoşgörü, yardımseverlik, uzlaştırıcılık, bilime katkı, insanlığı kucaklama, kısaca insanlık adına iyi olarak nitelendirilebilecek her şey. Tabi bütün bu niteliksel beklentilerin yanı sıra bizler, sayılar âleminin de bizlere neler söylediğini araştırmak ve anlamak zorundayız. Beklentileri anlama meselesine sadece liderler boyutuyla değil, tüm yurttaşlar boyutuyla bakmamız ve bir ekip olduğumuzu düşünerek aşağıdaki soruların cevaplarını bulmamız ve cevaplara uygun gelecek planlarının hazırlıklarını yapmamız gerekmektedir.
1-    2023 Türkiye’sinden milletimizin beklentileri nelerdir?
2-    2023 Türkiye’sinden İslam dünyasının beklentileri nelerdir?
3-    2023 Türkiye’sinden dünya insanının beklentileri nelerdir?
 
İkincisi, sadece Türk-İslam değil, bütün dünya insanını yüreğine sığdırabilecek ve küresel vizyona sahip liderler yetiştirmek meselesidir. Atatürk’ün dünya çapında lider olsun diye bilinçli bir şekilde yetiştirildiğini zannetmiyorum. Fakat şimdilerde elimizde dünya çapında liderler yetiştirebilecek imkânlarımız mevcuttur. Kamu veya özel, hiç fark etmez, Türkiye için gelecek kaygısı taşıması gereken veya taşıyan bütün kurumlarımız, küresel liderler yetiştirmeye odaklanmalıdır. Özellikle üniversitelerimizde “Küresel Liderlik Programları”nın açılması bu alandaki başlangıç düzeyindeki ihtiyacı karşılar diye düşünmekteyim. İleride “Küresel Liderlik Bölümleri” diye ayrı bölümler açılması da düşünülebilir. Dünya çok hızlı bir şekilde değişmekte ve değişimin hızı da giderek artmaktadır. Dolayısıyla 2023’ e kadar elimizdeki yetişmiş liderler mevcut durumu korumaya, geliştirmeye, problemleri çözmeye çalışırken; 2023’ün liderleri ise gelecekteki beklenti ve fırsatları görmeye ve hazırlık yapmaya yönlendirilmelidirler.
 
Üçüncüsü ittifaklar, güvenlik çemberleri oluşturmak meselesidir. İyi bilinmelidir ki, “Sınırları korumak, sınır ötesinden başlar.”  Yakın veya uzak, bütün devletlerle iyi ilişkiler geliştirmek, onların halklarıyla sıcak dostluklar kurmak, özellikle devletlerarasında ortaya çıkan veya çıkması muhtemel anlaşmazlıklarda onların halklarını ayrı tutan, dostluklarını kazandıracak veya hiç olmazsa kaybettirmeyecek söylem ve eylemlerde bulunmak çok önem arz etmektedir. Çünkü bugün halklar arsında hızlı bir şekilde ortak bir kamuoyu oluşması kolaylaşmış, liderlerin keyfi sayılabilecek kararları kamuoyu tarafından baskı altına alınmış, halkların devletin gidişatına müdahalesi görmezden gelinebilecek düzeyin üzerine çıkmıştır. Bu bağlamda baktığımızda Japonya’daki deprem, Suriye’deki karışıklık, Afrika’daki açlık veya Amerika’daki sel felaketleri bizi ilgilendirmelidir. Bir devlet ne kadar güçlü olursa olsun menfaatlerini korumak için girişeceği işlerde dünya kamuoyunu yanına almalıdır. Dolayısıyla millet olarak biz, devletleri yöneten liderlerden ziyade halkları ile ittifak edebilmek için gönül köprüleri inşa etmeliyiz. Bu tür olağanüstü durumlarda gönül köprüleri kurabilmek için gerekirse devlet olarak az yiyip, kısa giyerek ve dini, dili, ırkı ne olursa olsun ayrım gözetmeyerek yardımlarda bulunmalı ve gelecekte liderler bazında kurulacak ittifakların zeminini hazırlamalıyız.
 
Dördüncü husus kültürel bağları koruma, kuvvetlendirmedir. 2023’e hazırlanan Türkiye, günümüz iletişim araçlarının kültürel birlik oluşturmada sağlayacağı yararı en yüksek düzeyde kullanmak durumundadır. Bu açıdan bakıldığında sosyal paylaşım ağlarının önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Binaenaleyh behemehâl Türkiye orijinli ve uluslar arası düzeyde paylaşım ağlarına ihtiyaç vardır. Kültürel alanda dünyada yaşanan ve dozu giderek artacak olan bu laboratuar savaşını kazanmamız gerekmektedir. 2023 dünyası bir tek tıklamayla milyonlara ulaşabilenlerin sözlerinin geçtiği bir dünya olacaktır. Bu açıdan şimdi millet olarak kendimize hedef koymamız ve devletin tepesinde bulunanlarına, önemli görevler icra edenlerine, siyasi önderlere şu soruyu sormalıyız: “Sosyal paylaşım ağlarıyla toplam kaç kişiye ulaşabiliyorsunuz? Ağınızda Türk Cumhuriyetlerinden kaç kişi var? Ortadoğu’dan kaç kişi var? Avrupa veya Amerika kıtalarından kaç kişi var? Elektronik olarak kültürel değerlerini dünyaya anlatacak olan Türkiye’nin iletişim güvenliğini sağlamak için tedbirler alıyor musunuz?
 
Beşinci husus, ne kadar zor zamanlardan geçiyor olursak olalım görüş açımızı kısmamamız, vizyonu gözden kaçırmamamız veya ertelemememizdir. Moskova’ya Heyet-i İlmiye gönderildiği vakit yıl 1920 idi; fakat gerek Türk dünyasının ve gerekse İslam dünyasının meselelerine el atılmasından geri durulmamış, içinde bulunduğumuz durum bahane edilerek görüş açısı kısılmamıştır. Dolayısıyla bugün de yarın da Türkiye’nin bu tür meselelerden uzak durması düşünülemez. 2023 Türkiye’si sadece Türk-İslam değil, bütün dünya insanının kaderiyle ilgilenmek durumundadır. Hazırlıklar buna göre yapılmalıdır.
 
2023 yılında dünya üzerinde hak ettiğimiz yeri alabilmemiz adına yukarıda çerçevesi Atatürk’ün dış Türkler ve İslam dünyasına yönelik uygulamış olduğu politikalarla sınırlandırılmış olan bu yazı dizimizin ve sunmaya çalıştığımız bakış açılarının faydalı olması dileği ile…  

TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.