Başbakan Erdoğan ın, Öğretmenlerin ek ödeme talebiyle ilgili olarak yaptığı açıklama, eğitim camiasında üzüntüyle karşılandı. Mili Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER in öğretmenlerin az çalışıp çok para aldığı açıklamasına paralel bir açıklamada Başbakan dan geldi.Başbakan Erdoğan, “Onlara ek ödenek olarak resen 100 lira daha verelim. Bir öğretmenin en düşük olanı 1624 lira alıyor. Ne karşılığı alıyor? Haftada 15 saat karşılığı alıyor. Peki, düz bir memur ne kadar çalışıyor? 40 saat. 40 saat için bu rakamın altında alanlar da var. Öğretmen ek ders verirse, bunun üstünde alıyor. Bir de tatili var. Yılda iki ay. Düz memurun tatili ise 20 gün. Şimdi soruyorum; bu haksızlık değil mi? Bundan sonraki süreç hakem heyetine gidiyor. Nihai kararı verecek”
demiştir.
Başbakanın böyle bir açıklama yapmasına yol açan konu, 23 Mayıs memur grevinin ve özellikle öğretmenlerin çok üst düzeyde greve katılmasının sonucumudur bilemiyoruz. Öğretmenin 15 saat çalıştığını söyleyen Sayın Başbakan, önümüzdeki günlerde ; Milletvekillerinin haftada
15-20 saat çalıştığını, Bir Kaymakamın günde 2 toplantı eşittir 4 saat desek,haftada 20-25 saat çalıştığını,Bir Emniyet Amiri veya Üst düzey Subayın akşama astlarına emirler yağdırarak mesailerini tamamladığını,Bir Hakimin günde kaç dava gördüğünün,bir imamın sabah,öğlen,ikindi,akşam,yatsı
namazlarında geçirdiği dakikaları toplayıp ona göre hesap yapmaya başlar mı bilemiyoruz.
Ancak; Öğretmenleri bir saat derse girerek öğrencileri sınıfta zapt eden bireyler olarak görüyorsanız dediğiniz doğru olabilir. Öğretmenleri, eğitimci olarak kabul ettiğinizde, onların dersini anlatmak için zihnen ve fiziksel hazırlık yapma zorunda olduğunu,öğrencilere yönelik programlar yaptığını,sınav
hazırlıkları,sınav kağıtlarını okuyup değerlendirmek, öğrenci velileriyle görüşmeler,öğrenci gelişim takipleri vs.konuları içine aldığınızda bir öğretmenin haftada en az 4-45 saat çalıştığını rahatlıkla görebilirsiniz. Sayın Başbakan da bu durumu eminim bizden çok daha iyi bilmektedir.Ama,ne hikmetse öğretmenler konusunda kamuoyu devamlı şekilde yanlış yönlendirilmektedir.Burada başka bir hesap mı yapılmaktadır.Kamu çalışanları içinde,Öğretmenlerin hem sayıca büyük çoğunluğu oluşturması,aynı zamanda sosyal olayların,değişimlerin yönlendirilmesinde rol alabilecek bir konumda olması,siyasileri rahatsız mı etmektedir ? Bunlar soru işareti olarak, hafızamızı meşgul etmektedir.
Enver DEMİR
Türk Eğitim-Sen İst.Şb.Bşk