Tarih: 23.01.2026 10:47 Güncelleme: 23.01.2026 10:47

Mustafa KAPLAN

Bir Gönül Yapmak Haccı Ekberdir

Dil bedest âver ki Hacc-ı ekberest, ez hezârân Kâbe yek dil bihterest. Kâbe bünyâd-ı Halîl-i Âzerest, dil nazargâh-ı celîl-i ekberest. Yani demem o ki; bir gönül yapmak Hacc-ı ekber'dir, en büyük hacdır. Binlerce Kâbe'den bir gönül yapmak çok daha iyidir, evladır. Zira Kâbe Hazreti İbrahim’in binasıdır, gönül ise yüce Allah’ın nazargâhıdır. İnsanoğlu asırlardır taşla, toprakla, mabetle yücelik aradı durdu. Oysa hakikatin dili, her devirde bizlere aynı sırrı fısıldadı: Asıl mabet, insanın kalbidir. Kâbe kutsaldır; lakin onu kutsal kılan, ona yönelen gönüllerdir. İşte bu yüzden irfan ehli büyüklerimiz, bir gönül kazanmanın binlerce Kâbe yapmaktan üstün olduğunu söylemişlerdir.

Tasavvuf geleneğimizde kalp, öyle sıradan bir et parçası değil, ilahî tecellinin aynasıdır. Allah Teâlâ mekândan münezzehtir fakat kuluna yakınlığını kalp üzerinden bildirir. Hadîs-i kudsîde buyurulduğu üzere Rabbimiz; “Ben yere göğe sığmam; mü’min kulumun kalbine sığarım” ferman eder. Bu beyan, kalbin neden bu kadar kıymetli olduğunu izah etmeye kâfidir. Çünkü kalp, Cenâb-ı Hakk’ın nazargâhıdır. O bakışı celbeden bir mekânı incitmek, orayı viraneye çevirmek, sadece bir insanı değil, o insandaki ilahî emaneti yaralamaktır. Kâbe, Hazret-i İbrahim’in elleriyle inşa edilmiştir. Yıkılırsa yeniden yapılır; taştır, harçtır, maddîdir. Oysa kalp canlıdır, kırıldığında izi silinmez. Bir kalbin çatlağı, bazen bir ömür kapanmaz.

Bu yüzden gönül ehli, Kâbe’yi yıkmanın suç, ama bir kalbi yıkmanın cinayet olduğunu söyler. Çünkü kalp yıkmak, Allah’ın yarattığı en hassas mabedi tahrip etmektir. Kul hakkı içinde en ağır olanlardan biri de gönül yıkma hakkıdır; zira helâlleşmesi zor, affı ağırdır. Kalp kırmak demek, bir insanın umudunu incitmek, bir kulun Allah’a açılan kapısını daraltmak ve bir masumun iç dünyasını karartmak demektir. İbadetler şekil itibariyle çok olabilir fakat kalp kırarak yapılan ibadet, içi boş bir kabuk gibidir. Namaz kılan, oruç tutan ama insan inciten bir kimse için irfan ehli şu ikazı yapar: Elin secdede, dilin duada; ama kalbin zulümdeyse, o secde seni kurtarmaz.

Tasavvufta gönül almak, nafile ibadetlerin önüne geçirilmiştir. Çünkü gönül almak, Allah’ın rızasına açılan en kestirme yoldur. Bir yetimin başını okşamak, bir mazlumu teselli etmek, bir kırgın kalbi onarmak... Bunların her biri, sayfalar dolusu ibadetten daha ağır gelebilir mizanda. Yunus Emre’nin asırlardır yankılanan sözü bu hakikati mühürler: "Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil." Bu dünya kalp kırmak için değil, kalp yapmak için kurulmuştur. Güçlü olmak; incitmek değil, incinmemeyi bilmektir. Dindarlık; çok ibadet etmekten önce, az gönül kırmaktır. Unutulmamalıdır ki Kâbe’ye giden yol taşladır, kalbe giden yol merhamettir. Ve Allah, merhameti seçen kuluna her zaman yakındır.

Mustafa Kaplan

ANAHTAR KELİMELER: Gönül kırmanın günahı nedir, Yunus Emre gönül sözleri, Kabe ve kalp karşılaştırması, İslamda kalp kırmak, Haccı ekber ne demektir, Mustafa Kaplan köşe yazıları,


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.