Tarih: 12.11.2015 10:13 Güncelleme: 12.11.2015 10:13

Yahya Karakurt

 Bi Fikrim Geldi!

“Bi fikrim geldi!” diye başlayan bir reklam filmi vardı. O reklamı görünce geçmişten günümüze gelen bilim adamlarının yaşantımıza sağladığı kolaylıklar bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.
Hayatımıza sağladığı kolaylıklardan dolayı onlara teşekkür etmek istedim. Eminim günümüzdeki icat serüvenleri de geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynı hızla devam etmektedir. Üretken insanlar ‘bi fikrim geldi’ diyerek her gün yeni buluşlara yelken açarlar.
Belki bir hayal, belki bir merak, belki de bir düşüncedir bizleri buluş serüvenine iten.Bu yolda attığımız her adım insanı daha da umutlandırmaktadır.
Aslında bütün güç içimizde, yeter ki bulmaya çalışalım. Günümüz ve gelecek arasındaki en büyük köprümüz gençlerimizdir. Gençlerimize olan güven, yeni  fikirlerin ortaya çıkmasına vesile olmaktadır.  Geleceğimiz için bol çalışmalı ve yeni fikirler üretmeliyiz.  Mustafa Kemal Atatürk ne güzel demiştir “Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.”
Bir fikriniz gelsin, fikirler eyleme geçsin. Elmanın ağaçtan düşmesini beklemeyelim, ağacı sallamasını bilelim… Beynimize köpek balıklarını gönderelim.
Köpekbalığı hikâyesini hiç duydunuz mu?  Mükemmel bir hikâyedir. Başarma arzusu için güzel bir örnektir. Eminim hepiniz hikâyeyi merak ettiniz, değil mi? 
' Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusunu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılmışlardır. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur. 
Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktaymış. 
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişler. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlar. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabilecekler. Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlarmış. 
Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırmışlar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta  birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlarmış. 
Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri, hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacak da Japonya'ya taze, lezzetli balığı getirebileceklerdi? 
Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız. 
Japonlar da balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi.
Buradan da görüleceği üzere problemlerden  uzaklaşmaktansa; içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. 
Probleminiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. 
Ülkemizi en iyi şekilde geleceğe taşımak için ‘bi fikrim geldi’ demek ne kadar önemlidir. Bunun farkında olana ne mutlu… Atalarımızın bizlere emanet ettiği yurdumuzu en üst seviyelere çıkarmak en büyük görevimizdir.
Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün. 

TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.