Tarih: 25.06.2021 12:13 Güncelleme: 25.06.2021 12:13

Mehmet ERDİL

Belediye Başkanlarımızı Biz Seçmiyoruz Ki!

Bir arkadaşın ofisinde otururken ilçenin devrik belediye başkanı geçiyordu. Selamlamanın ardından buyurun ısrarıyla gelip oturdu!

Biz birkaç kişiydik, o tek başınaydı.

Bir saate yakın kaldı, hep o konuştu biz dinledik! ayetler ve hadisler hava da uçuşuyordu! O konuşurken ben;

Önünde ve arkasında eskortlarla giderken,
Kapıları hızla açılıp kapanırken,
Korumaları kendilerini fedai gibi araçtan yere atarlarken
Ve ' küçük dağları yaratan edasıyla' aracından inerken,
Cephe selamına duran zabıtalarının arasından makamına yürürken,

Onu hayal ediyordum…


Batıdaki gavur! Olan meslektaşları, eşleri kolunda sinema gişesi kuyruğunda bilet alırken, file elinde pazarda alışveriş yaparken,

Kimse onları tanımıyor, fark bile etmiyor, araçlarının kapısını kimse açmıyor, kimse onları kapıda karşılamıyordu.

Oysa bizler de alabildiğine bir şatafat ve alabildiğine bir saltanat vardı.

Sadece Başkanlara ait hizmet eden çaycılar, yemeğini yapan aşçılar, en az iki şoför iki araç, danışmanlar, özel sekreter, genel sekreter, eşleri için şoförlü araçlar, kalem müdürleri vs… vardı.

Durumun böyle olmasına sistem müsaade ediyordu.

Bu efsunla hayata kapılmayanlar istisnalar listesinde yerini alıyordu.

Misal; Bizim mahallenin Başkanlarının hepsi Hz. Ömer’in mum meselesini hem bilirler hem gelenlere anlatıp vaziyeti muhafaza ederler ama uygulamada olmazlar.

Karşı mahallenin Başkanları da, demokratik laik çağdaş, emek, eşitlik, heykel sanat diye vaziyeti idare ederler ama uygulamada da onları da göremezsin.

Bu makamın sağcısı solcusu olsa da, “birbirlerine muhalefet yapsalar da” aslında tıpa tıp aynıdırlar.

Her kaidenin bir istisnası olduğu gibi bu sisteme giren aktörlerinde elbette istisnaları vardır, bu istisnai kişilikleri halk zaten hemen fark eder hem görür hem anlar ve efsane yapar. Misal; vali denildiğinde akla Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’ndan başkasının ismini bu millet bilmez.

Belediye başkanı denildiğinde de, önce bir ilçenin Belediye başkanıydı halktan biri gibi yaşadı, işçisiyle beraber tarla da çalıştı, öyle makam ve yukarıda zikredilen nimetlerin hiçbirine sahip olmadı ortak akla önem verdi, sıfır israf yaptı sonra o ilçenin il’ine de aday olup kazandı, bu insan derviş, mütedeyyin, dindar bir kişilik değil Türkiye de ilk Komünist partili bir belediye Başkanıydı.

Nasıl Rahmetli Yazıcıoğlu bu mahallenin istisnalarından ise, bu Başkanda karşı mahallenin istisnalarındandı.

Elbette böyle bir yapıda olmalarını partileri sağlamadı böyle şerefli yapılarını da partilerine borçlu değillerdi, tamamen mizaç duruş yaradılış meselesiydi.

Keşke bu kişiler çok olsalardı.

Ve keşke böyle kişileri seçebilecek bağımsızlık ve özgürlüğe sahip olabilseydik.

Çok kandırıldık…


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.