28 Şubatın Yaş Generalleri Bir Kastilyani Etmez
Eğer bizleri memuriyetten ihraç ettiklerinde birer cümlelik savunma hakkı vermiş olsalardı, Aziz milletimiz bizlerden şu cümleyi duymuş olacaktı,
' Sakın milletimize, bizim disiplinsiz olduğumuzu söylemeyin'
Ne yazık ki bu hakkı bizlere tanımadılar.
Böylelikle 28 şubatın Y.A.Ş üyeleri olan generalleri, bir Kastilyani kadar da olamadılar!
Eğer İtalyan generali Kastilyani açıklamasaydı, bütün dünya;
'Sakın dünyaya, boyun eğdiğimi söylemeyin.' Sözünün, Libya ulusal kahramanı şehit Ömer Muhtara ait olduğunu bilemeyecekti.
General Kastilyani'nin bu 'dürüst düşman' lığı önünde saygıyla eğiliyorum. Toprağı bol olsun.
Bizim 28 Şubat, bir zulüm sürecinin adı idi, bu sürecin izleri son 18 yıldır silinmeye çalışılıyor, pek çok mesafeler katedildiğini aynel yakin göremeyen kör gözler halâ yok değil.
yer yer direnmelere tanık olup bu direnci gösterenler her ne kadar batıl da olsalar, her nedense onların direnme iradelerine, cesaretlerine ve mücadelelerine, tuhaf ama hayran olmaktan kendimi alamıyorum.
Adamlar kendi batıl davaları veya kuklası oldukları efendilerine hizmet adına, bedel ödeme pahasına direnç gösterirlerken, sen bırak direnmeyi Haklı bir davan için ilgili yerlere iki satır bir şey yazıp göndermeye çekinmeye devam ediyorsun!
Sözüm kaderdaşlarıma…
Kendimize yani atalarımıza yani bu topraklara has bir söz olan “Ağlamayan bebeğe meme verilmez” sözünü pekâlâ biliyorsun ve bunu söylüyorsun ve haksızın bunu yerine getirdiğini görüyorsun ama sen haklı olduğun bir konuda bunu yerine getirmeyip miskinliği ve kestirmeden ahirete havale etmeyi tercih edip oturuyorsun.
Böyle hak alınır mı?
Elbette alınmaz!
Peki gâvurun yaptığı gibi, pardon bir yanlışlık oldu şu eksik verilen haklarınızın bakiyesidir, ayrıca özür dileriz. Derler mi?
Bak nasıl da gülüyorsun…
Biliyorsun ki demezler.
Peki, elin gâvuru sen hakkını unutsan da gelir seni bulur takdim eder üstüne de senden bir de özür diler biliyorsun, oysa bizde, baban bile sen istemeden yani ağlamadan sana hakkını asla vermez bunu da biliyorsun.
O zaman beklemek ve Allaha havale etmek ve Ahirete ötelemek de ne oluyor ve hangi kitapta yazıyor ey çok çekmiş ve çok korkutulmuş çileli kaderdaşım?
Sorsam Hz Alinin; “Hakkını almak için mücadele vermeyen hakkıyla beraber şerefini de kaybeder” sözünü duyduğunu hatta okuduğunu da söylersin. Velakin tatbikatın! Nerde! Yok.
İki ay önce İçişleri Bakanlığına yazdım, bir ay sonra cevap geldi sevindim. Lanettayn bir cevap verildi on adet sorumun birine cevabı yok, olsun, bürokrasiyi biliyorum o oraya, ora şuraya havale eder yuvarlak bir cevapla idarei maslahat yapılır aynen öyle oldu.
Bir ay önce ikinci bir yazımı aynı bakanlığın bir başka bölümüne postaladım. İki gün önce cevap geldi sevindim, aynı muğlaklıkta çözüm üretmeyen bizden bu kadar diyen bir cevaptı.
Şaşırdım mı hayır!
Ha ben dururmuyum, hayır bu kez Cimere yazacağım, yine havaleler yine çözümsüz bir cevap olacak bundan eminim, çünkü mektubum ve içeriği ile muhatab olan amir memur uzman liyakatli olsa da mektub sahibinin yazıdaki ruhu ile empati kurma, ilgi alaka ve dert edinme problemleri asla yok biliyorum eğer olsaydı bunu cevaptan anlarsınız.
Ha ben yine duracakmıyım, bu kez artık Cumhurbaşkanlığından öte bir makam yok. Sen öyle san dostum! elazığ tımarhanesindeki deliler gibi Allaha bir mektup yazıp, bilgi olarak da bu makamlara yine göndereceğim, Göreceksin. Çünkü haklıyım pes etmeyeceğim çünkü Hz Alinin bu sözünü önemsiyorum.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.