Değerli dostlar, Faiz lobisi Bankalardan, Tüketicileri kaz gibin yolmaya devam ediyor. Hesap Ekstrası istenince para alıyor, Hesap hareketsizse para alıyor, Dekont istenilince para alıyor. Borç bildiriyor para alıyor, hesap işletiyor para alıyor, v.s. alıyor alıyor.!....
Tüketicinin yazılı dilekçelerine yanıt vermiyorlar, buna karşılık Bilinçlenen Tüketiciler Bankalardan hesap hareketlerini, veya dekont isterken, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde ya iadeli taahhütlü mektupla, veya mail ortamında ya da gidip Bankaya hesap hareketlerini istemelidir. Kanun çerçevesinde yapılan kesintilerin bildirilmesi talebinde bulunduğu zaman, Bankaların ücretsiz olarak buna mutlaka cevap vermesi gerekir, Aksi takdirde Tüketiciler durumu hem BDDK'ya hem de Cumhuriyet Baş Savcılığına bildirerek suç duyurusunda bulunabilir.
Haklarını arayan tüketicilere Bankalar zorluk çıkarıyor. Tüketicilerin haklarını aramak adına gerçekleştirdikleri bu eylemin ardından yeniden kredi alıp alamayacakları konusunda sürüncemede kalabildikleri görülmektedir. Bankaların borcunu düzenli ödeyen kişilere 'ben sana kredi vermiyorum' diyemeyeceğini, koşulları uygunsa bundan kaçınamayacağını aksi takdirde Tüketici Yasası'na göre suç işlemiş olacağını bilmelisiniz.
Bilinçli Tüketici bu yapılandırma nedeniyle ödediği bedeli geri almıştır.
Tüketicilerin her şeyden önce bilinçli davranmak zorunda olduklarını ve neyin altına imza attıklarının farkına varmaları gerektiğini bilmelidir. Bankalar, Tüketici kredisi aldıktan, faizler düştükten sonra yapılandırma yapmaktadır. Bu yapılandırma nedeniyle Bankalar Tüketiciden yeniden ücret almaktadır.
Oysaki yapılandırma tüketicinin dayattığı bir durum değil, Bankanın Tüketiciye sağladığı bir olanaktır. Bu olanakları kullanırken parasal değer üzerinden yapması doğru değildir. O paranın alınmasının hukuka uygun olmadığı hakem heyetleri ve mahkeme kararlarıyla mevcuttur. Tüketici bu yapılandırma nedeniyle ödediği bedeli geri almıştır.
Aç gözlü bankaların yeni icadı. Meydanı tamamen boş bulan Bankalar her gün yeni bir kazanç kaynağı icat etmeye devam ediyor. En son gazetelerde de yazdığı üzere tüketicileri arayarak yada SMS göndererek kredi kartı ya da kredi borçlarını hatırlatan bankalar bu işlemlerden de para tahsil etmeye başladılar.
Araçla Konut üzerine ipotek konmaktadır. Öte yandan, Tüketiciye konut veya araç kredisi verildiği zaman Bankalar tarafından araçla konut üzerine ipotek konmaktadır. İpoteğin kredi ödemeleri bittikten sonra Banka tarafından kaldırılması gerekir ancak Bankalar bu ipoteği kaldırırken Tüketiciden ücret istemektedir. Tüketicilerin yargıya başvurması halinde bu ücreti geri alabilmeleri mümkündür.
Krediye bağlı hesap işletim ücreti.
Sözleşme imzalanması ve aylık ödeme planının verilmesinin ardından tüketicilerin sadece bankaya taksitlerini ödeyeceğini aktaran Yılmaz, 'Tüketici taksitini ödüyor' diye Banka tarafından Hesap işletim ücreti alınmasının ek maliyet getireceğini ve Bankalar açısından da haksız kazanç sağlanmış olacağını ifade etti. Bankanın Tüketici için orada verdiği bir hizmet yoktur. Sadece verdiği kredinin ödemesini almaktadır. 'Taksitlerini ödüyor' diye Tüketiciyi borçlandırmak ve onun adına açılan mevduatlı ya da ek hesaplardan yüksek faile borçlandırılarak tüketiciye maliyet çıkartmak, hukuka aykırıdır. haksız şart kapsamındadır. Haksız şart kapsamında hazırlanan sözleşmelerden, tüketiciler sorumlu tutulamaz. Bankaların kredi ve kredi kartları konusunda Tüketicileri mutlaka bilgilendirmesinin, neyi alıp almadığı, neyin hizmet karşılığı bulunup bulunmadığı hususunda müzakere etmelerinin zorunlu olduğundan 'Tüketiciyle müzakere edilmeyen, tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan, iyi niyet kurallarına aykırı düzenlenen Tüketici sözleşmeleri haksız şart kapsamındadır. Bu haksız şart kapsamında hazırlanan sözleşmelerden de tüketici sorumlu tutulamaz'
Hükümet Tüketicilerin “ EKONOMİK ÇIKARLARINI “ Korumak ve bu konuda gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Sayın Başbakan’ın “ KREDİ KARTI KULLANMAYIN “ demesinin bir önemi kalmamıştır. Zira Ülkemizde hâlihazırda 55 milyondan fazla kredi kartı, 94milyondan fazla da Banka kartı kullanıcısı bulunmaktadır. Bu durumda yapılacak tek şey yasal düzenleme yaparak Bankaların haksız kazançlarının önüne geçmektir. Değilse Bankalar her geçen gün Tüketicilerin sırtına daha çok binecek ve geçmişte yaşanan ve elim sonuçlar doğuran krizler kaçınılmaz olacaktır. Hükümet Ekonomik olarak güçsüz olan Tüketicileri korumayı şiar edinmeli ve bu yönde gerekli düzenlemeleri biran önce yapmalıdır “ Bankaların bireysel kredilerde faiz dışında başkaca hiçbir ücret almayacakları ve kredi kartlarından yıllık Aidat ücreti tahsil edilmeyeceğine “ ilişkin hükümler tekrar yeni çıkan Yasaya konulmalıdır.
Yeni yasa bankaların istediği gibi oldu. Yasada diğer kredi veren kuruluşlara faiz dışında hiçbir masraf alamayacakları konusunda sınırlama getirilirken bankalar ayrık tutulmuş ve BDDK ‘nın düzenleme yaparak hangi bedelleri alabileceklerinin tespit edileceği belirtilmiştir. Yani şu anda 65 kalem olan haksız kazanç kaynakları belki 40-50’ye inecektir. Ancak boş durmayan bankalar daha şimdiden yeni kazanç kaynakları yaratmaya başlamışlardır. Tüketici kredilerinden 'masraf' gerekçesiyle yapılan kesintilerin geri ödenmesi yönündeki kararın ardından bankalara başvuran müşteriler, bu kez de dekont ücretiyle karşılaşıyor. bankaların işi yokuşa sürerek para karşılığında dekont verebileceklerini söylediğini, bunun tüketiciyi caydırma amacı taşıdığı son yıllarda tüketicilerle bankalar arasında kredi ve kredi kartları nedeniyle ciddi sorunlar yaşandığını, konut ve tüketici kredilerinden alınan masrafların hukuka aykırıdır. Tükoder Beylikdüzü Şubesi olarak, Hükümeti göreve, Tüketicilerimizde bu konularda baskı gurubu oluşturmak üzere Derneğimizle birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
YAŞASIN TÜKODER YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ.