Ahmet Karayün
Tarih: 22.10.2011 14:34
Uzun Yaşamanın Sırrını Buldum
“Memleket isterim gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun” diyor, ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı mısralarında ve yine bir şiirinde “Gün Eksilmesin Penceremden” diyerek, ölümden ne kadar korktuğunu okuruyla paylaşıyor.
Ben istemişim bir göz, Allah vermiş iki göz misali… Zaten benim memleketimin her köşesi yemyeşil… Gökyüzü ve denizi masmavi. Böyle bir memlekete sahip olup da, senede bir gitmemek ayıp olurdu. Bu nedenle bir haftalığına Ordu iline, yani memleketime gidip, çocukluk yıllarıma geri döndüm.
Bir haftalık bir seyahatti benimkisi… Ama bir ay gibi uzun geldi. Büyükşehirlerin stresinden, gürültüsünden ve kirliliğinden uzakta olmak çok güzeldi. Alabildiğince yeşile boyalı dağların ufuk çizgisine yerleşen bulutlar sanki daha bir farklı geliyor insana. Sıra sıra uzanan fındık bahçelerinde ki otların arasında kendiliğinden yetişen yabani çileklerin kokusunu doyası içine çekmenin verdiği haz insanın ömrüne ömür katıyor.
Hormonlardan, kirlilikten, gürültüden uzak yaylalardan içilen buz gibi sular insanın ömrünü uzatmaya ziyadesiyle yetiyor. Günler doğanın kucağında sanki yıllar gibi geçiyor. Uzun yaşamanın sırrı bu olsa gerek. Yemyeşil dağlar, akar sular, dereler, kaynak suları, hormonsuz mısırlar, pancarlar, fasulyeler, çeşit çeşit meyveler ve bol oksijenler eşliğinde yaşamak.
Serin rüzgarların estiği, bulutların sanki koşar adım ilerlediği, elini uzatsan tutacak kadar yakın olduğu yaylalara gittim. Elimi bir dakikadan fazla içinde tutamadığım buz gibi suları kaynağından içtim. Nefesimin yettiği kadar haykırıp, tüm stresimi dağlarda yankılanan sesimle birlikte içimden attım. İşte uzun yaşamın sırrı buydu… Yaşama yaşam katmanın, tazelenmenin sırrıydı bu.
ŞEHZADELER ŞEHRİ
İstanbul’a dönerken tam bir tarih ve kültür şehri olan Amasya’ya uğradım. Müzeleri, tarihi mekanları, Kral Mezarlıklarını, Ferhat’ın deldiği dağları gördüm. Hayran kalmamak imkansız. İnsan gücüyle böyle bir çalışmanın yapılması mucize gibi geliyor. Bu müthiş olay, tüm Dünya’dan turist çekmeye fazlasıyla yeter. Ama gelin görün ki Ferhat’ın deldiği dağların, yol yapımı için tahrip edildiğini görmek beni çileden çıkardı.
Tüm bu güzellikleri gördükten sonra termal tesislere uğrayıp, topraktan kaynar olarak çıkan sularda dinlendikten sonra nihayet bir haftalık seyahatin sonuna gelip, İstanbul’a döndüm. Gözlerim hala o yeşilliği, o doğa harikasını arıyor. Ama beton yığınlarından başka hiçbir şeyle göz göze gelemiyorum.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —