Ulaş Salih Özdemir
Tarih: 16.12.2011 11:44
Tehlikeli İlişkiler
Türkiye son dönemlerinde tarihinde hiç olmadığı kadar bir ateş çemberinin içerisine girdi.Bulunduğu coğrafya olarak zaten sıkıntılı bir bölgede olan Türkiye şartlarında zorlaması ile komşularla sıfır problem politikasını bir kenara bırakmışdır.
Daha agresif bir dış politika takip etmek zorunda kalmıştır.Türkiye bu zorlu süreçten ne şekilde cıkar bilinmez ama bölge ülkeleri ile ilişkileri incelediğimizde geçtiğimiz darbogaz bir kez daha iyi anlaşılabilecek niteliktedir. Özellikle son dönemde kucagımıza bırakılan saatli bomba Suriye: Gerçek anlamda tam bir muamma ...Batılı devletlerin ve ABD'nin üstü kapalı şekilde Türkiye'yi bölgeye itmeleride manidar bir gelişmedir.
Ancak özellikle Rusya'nın kendi iç politikasına ve dünyaya da mesaj verme gayretiyle (yakın dönemde Rusya'da secimler var Medvedev ve Putin daha hasas) bu konuda Libyada olduğu gibi seyirci kalacağını düşünmüyorum ki tek uçak gemisini olan Kuznetsov ve savaş gemilerini bölgeye gönderildi.Bu durum Türk-Rus ilişkilerini gereceği gibi NATO'nun da devreye girme ihtimali olursa daha bunalımlı günler bizi bekliyor demektir.Yeni bir dünya savaşı çıkar mı ?Sanmam ama önemli gelişmelerin 2012 başından itibaren burnumuzun dibinde cereyan edeceği muhakkaktır.
Peki Afganistan'a,Irak'a ,Libya'ya müdahale eden batılı devletler neden Suriye konusunda seyirci derseniz ?Cevap basit Suriye'nin istedikleri miktarda petrolü yok. Biz neden öne çıkıyoruz?sorusuna ise en güzel cevap Irak'ta öne çıkmadığımız için insiyatif almadığımız için bunun borcunu mehmetçiğimizin kanı ile ödüyoruz. Bir de bu sorunda ilğinçtir ki İsrail de Esad tarafında pozisyon almış konumda nedeni de Lübnan daki gelişmelere Esad ailesinin ses çıkarmaması,İran ise mezhepsel olarak Irak'ın Şii grubu ile birlikte Esad'a destek veriyor.
Zor bir dış politika evresinden geçiyoruz.Kontrolümüzde bir Suriye değişimi gerçekleşirse ki bu bizim pkk sorununu halletme konusunda elimize ciddi bir koz verir yoksa o bölgede bir Kürt Federe devleti şimdiden kurulmak üzere olduğu aşikardır. Başbakan Recep Tayyip Erdogan'ın da belirttiği üzere:''Suriye'deki gelişmeler bizim iç meselemiz gibidir'' tespiti boş cümleler değildir.2012 Yılı bu noktalada göz önüne alınırsa zor geçeceğe benziyor.
Suudiler Revakları Yıkacakmış?
Revaklar, Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Mimar Sinan tarafından hazırlanıp Mimar Mehmet Ağa tarafından Kabe'nin etrafını beş yüz küçük süslü kubbelerle çevrilmesidir.Bugünlerde ise Suudiler'in Kabe'yi genişleteceği bahanesiyle (ki Ramazan Umresinde ve Hac Mevsiminde kutsal beldelere gelen hacı rakamların 4-5 milyonu bulması haklılık paylarını gösterir.) yıkacak gibi duruyorlar.Şuan gelen haberlere göre 4-5 ay bu işin ertelendiği söylense de Ecyad Kalesinin yıkılmasında da Arap makamları aynı sogutma politikasıyla bizi oyalayıp daha sonra yıktılar. Şimdi o bölgede Kalenin yerine Hiristğiyan sermayeli Hilton Towersları diktiler.Yine aynı taktik genel olarak Suuudi Arapları ,Vahabiliğinde bir getirisi olarak eskiye, tarihe hiç önem vermiyorlar.Bölgeye gidenlerin izlenimleri bu minval üzere.
Bu sebepten Türkiye olarak bu revakların eninde sonunda yıkılacağını bilip uygun bir yere ki bana göre selatin bir cami yapılarak etrafına konulabilir .Ya da mevcut tarihi yapılarımızdan birine örneğin Eyüp Sultan etrafına tekrar inşaa edilebilir.
Böylelikle biz de bu mübarek beldelerden gelen ata yadigarlarına sahip olduğumuz gibi ciddi anlamda bir ziyaretgahda açmış oluruz.
Yüksek Binalarda- Alçalan Ruhlar Ve Ahlaklar…
Maalesef ki İstanbulumuz'da ve bölgemiz Beylikdüzü'nde ,Esenyurt'da nereyi kafayı çevirsek otuzar kırkar katlı binaları görmekteyiz .Bu şehrin silüetine değer kaybettirdiği kadar .ruhlarımızıda betonlaştırmakta ,kalplerimizide manevi anlamda köreltmekte.Gökyüzü ile hemhal olmuş binalarda kapı komşunu tanımamakta,üste ölen komşunun cenazesini kapıdaki güvenlikten öğrenmekteyiz.Budurum sosyal bir varlık olan insanı yalnızlaştırmakta onu kabuğuna çekmekte.
Toplumsal yaptırım gücümüz olmadığı için daha önce ayıplanan eleştirilen hususlar bu alanlarda normalmiş ,sıradanmışve olaganmış gibi görülmekte ve bu hususlara tepki koymak, veya düzeltmeye çalışmak cahillik , köylülük olarak nitelendirilmekte diğer durum ise çağdaşlık ve modernlik olarak lanse edilmekte...yazık....yazık....yazık...
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —