Menü YEREL HABERLER
Mehmet ERDİL

Mehmet ERDİL

Tarih: 04.12.2021 17:58

Süleyman Ağanın Oğlu!

Facebook Twitter Linked-in

Süleyman Ağanın Oğlu!


Süleyman ağanın oğlu İsmail hakkı, ırgatlığını yaptığın çiftliklerinden seni kovsa, sen Süleyman ağanın oğlu İsmail Hakkı’ya; -beni babanın çiftliğinden mi kovuyorsun? demeye hakkın yok çünkü biliyorsun ki, babasının çiftliği!



Aynen bunun gibi bir subay veya astsubay, kendisini silahlı kuvvetlerden kovan Yüksek Askeri Şura üyelerine de, -beni babanızın çiftliğinden mi kovuyorsunuz? demeye hakkı yoktur çünkü Silahlı kuvvetler de YAŞ üyeleri olan paşaların babalarının çiftlikleri idi bir zamanlar.



Süleyman ağanın çiftliğinden kovulurken nasıl savunman alınmaz ve suçun sorulmaz ise ve nasıl çiftlikte hâkim savcı ve mahkeme yok idiyse,



Aynen bunun gibi, YAŞ’ın çiftliğinde de, savunma alınmaz suçun sorulmaz, mahkeme hâkim savcı olmazdı!



Süleyman ağanın oğlu İsmail hakkı, babasının çiftliğinden kovduğu ırgatı için, formalite yerini bulsun diye babasına, kovduğu ırgata yamayacağı bir bahane uydururdu.



Anamla gördüm…!



Süleyman ağada, -oğlum başka bir bahane mi bulamadın bizi ele güne rezil mi edeceksin. Demezdi!



Aynen Süleyman ağanın oğlu İsmail hakkı misali, YAŞ’ın üyeleri de kovdukları subay ve astsubaylar için kamuoyuna formalite yerini bulsun diye bir mazeret sunarlardı!



Disiplinsizlik…!



Y.A.Ş ın ağası da; -Yalanınız batsın evlatlar, bula bula bu mazereti mi buldunuz, cümle alem biliyor ki bu ihraç ettiklerimizin en büyük alameti “disiplinli olmalarıdır” yiğidi öldürdünüz bari hakkını yemeyin. Demezdi!



Bari biraz mantıklı bir mazeret olsaydı diye, çakmak salonunun kapıları basına kapatıldıktan sonra, kurula hitaben demiş midir dememiş midir bilmiyoruz ve bilemeyiz orası artık devlet sırrı kaldı!



Hâsılı bir sabah çiftliğe işinize gidiyorsunuz ve işinize son verildiğini öğreniyorsunuz!



Şimdi kimi kime şikâyet edeceksin!



En büyük Süleyman ağa!
Ondan büyük oğlu İsmail Hakkı!
Başka da bir mercinin olmadığı dönemdi!



Gidip kâhyayı buluyorsun denize düşen yılana sarılır misali!



Hiç unutamam 1996 yılının başları idi, Y.A.Ş kararlarıyla Üsteğmen rütbesinde iken mensubu olmaktan şeref duyduğum T.S.K’dan ilişiğim kesildiği için kâhya misali Başbakan Tansu Çiller’e mektup yazmıştım, “suçum nedir, neden ihraç edildim, eğer bir suçum varsa atmakla kalmayın hapse de atın, yargılanmak istiyorum vs..” şeklindeki dilekçemle bilgilenmek istedim.



Bir müddet sonra cevap geldi!



Sevincimden zıplamışım.



Açıp okuduğumda büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. Hâlâ saklarım, özetle şöyle diyordu;



Göndermiş olduğunuz dilekçe incelenmiş olup gereğinin yapılması için Milli Eğitim Bakanlığına gönderilmiştir, Bilgilerinize rica ederim.
Ahmet S…..
Başbakan adına
İmza


Ben; bir defa askerdim, benim dilekçem nasıl incelenmiş ki, gereği yapılması için ilgisiz bir bakanlığa gönderilmiş. Tabi devamında ne arayan oldu ne soran nede yanlışı fark edip arayan.


Not: Eski Türkiye den. Başlıklı yazımın 2.ncisi.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —