ORTAK PAYDA
Bu ülkede ortak olmanın zorlukları ve ardından gelen başarısızlıkların birkaç sebebini kendi penceremden anlatmak istedim. Hayatım boyunca gördüğüm, duyduğum ve tecrübe ettiğim ortaklık girişim hikayelerinden anladığım kadarıyla Türkiye’de mevcut ortaklık kafasını ve süregelen tehlikenin baş göstergelerini dile getirdim.
Ülkemizde üreticilerin hatırı sayılır bölümü küçük ve orta ölçekli (kobi) işletmelerdir. Birçoğu çok kısıtlı bir sermeye ile kurulmuştur.
Ortaklar arasında iş birlikleri sermaye yapısının güçlenmesi, kurumsal alt yapının oluşması, farklı bilgi birikimi ve deneyimlerden faydalanılması sayesinde işletmelerin ilk etapta hızlı yol almasını sağlasa bile istatistiklere göre bu gibi işletmelerin %96’sı ilk 5 yıl içerisinde kapanmaktadır.
Her ortaklığı kendi şartları ve ortakların ahlaki duruşları ile değerlendirmek gerektiğini düşünmekle beraber, aslında hepimizin çok defa yaşadığı ya da şahit olduğu başlıca sebepleri sıralamak mümkündür. Eğer büyük ümitlerle başladığınız ortaklık yapınızda;
Ortağınız “ben ortağım, bağımsız kararlar alırım” kafasında ilerlemeye başlamış ve ben merkezcil bir yaklaşımla kendi fikirlerini dayatıyorsa, acilen bu işi sonlandırmanız gerekir. Çünkü ortaklık, birlikte karar verme kültürüdür. Adamınız bu kültüre sahip değil demektir.
Ortağınız, sizin kadar cesur olmayabilir ve meydanlarda bu yapıya güven sağlanmasını destekleyici söylemlerden çekiniyor olabilir. Ama siz ona rağmen her şeyi geride bırakıp riskleri omuzladığınızda bile gizli ortak olarak kalmayı seçerse, duyulmasından çekinirse, kazandıklarını kaybetmekten korkuyor ve geçmişinden gelen başarısızlık korkusu yakasını bırakmıyor demektir. İşinizin başarılı olması ya da olmaması onun için önemli değildir, asıl olan onun mevcut düzeninin bozulmamasıdır. O zaman bu riski sadece sizin üstlenerek yol almanız imkânsız hale gelir, ufak ufak yol almanız gerekecektir.
Ortağınız, kişisel egolarını törpüleyemeyip, empati kuramıyor ve sizi muhasebecisi gibi görmeye başlamışsa hızlıca demir almalı ve limandan ayrılmalısınız. Çünkü aslında kafasında hiç ortak sıfatını alamadığınızın işaretidir. Tehlike çanları başlamadan kendi tedbirleriniz alıp ‘B’ planı yapmanız gereklidir.
Ortaklığınız, eğer sermaye koyan ortağa karşı ve sizin emek (bilgi ve tecrübe) ortaya koyarak el sıkıştığınız ve nicelik olarak ölçülemeyecek bir anlaşmaya dayanırsa, sermaye koyan tarafın bir anda tutkularının esiri olup tek karar alıcı olma baskısı yatıyorsa, emeğinizi heba etmeye gerek yok, zaten sermaye her şekilde kazanacak demektir.
Ortağınız, işlerin yolunda gittiğini anladığı anda hak edilenin bölünmesinde ve kendine daha fazla menfaat sağlanması yönünde düşünceler dile getirmeye başlamışsa, işlerin planladığınız gibi gittiğini ama ortağınızın sizin için başka planlar yaptığını anlayıp uzaktan el sallamanın zamanı geldiğinin işaretidir.
Ortağınızla, ticari menfaat çevresinde bir paydada buluşmuş olsanız bile kültürel, ekonomik, siyasal düşünceler ve iş etiği, ahlaki duruş konularında bir benzerlik ya da paralel duruş olmadığını yeni fark etmişseniz, tüm kararlarınızı tekrar gözden geçirin. Çünkü zıt karakterler arasında güç dengesi kuramayacaksınız ve uzun vadede zararı yine siz göreceksiniz.
Ortağınız, başta konuştuğunuz yatırım, iş planları, görev dağılımı ve hiyerarşik kurallar hiç yokmuş gibi davranmaya başladıysa, sanırım sorun sizin kibar tutumlarınızdadır. ‘Ederinden fazla değer, soytarıyı kral eder’ sözüne ithafen onu siz tehdit haline getirmişsiniz demektir.
Eğer olur da karşınıza;
Her şeyden önce insan olduğun için sana saygı duyan, kalbi kin, haset gibi kötü huylardan temizlenmiş, vicdanlı, vizyon sahibi, eğitimli, tecrübeli, işinin ehli, ahlaklı, sınırlarını bilen, en ufak sorunda fikirlerini değiştirip seni yarı yolda bırakmayacak, aynı sorumlukları alabilecek, aynı hayallere ve motivasyona sahip ve bu işi basamak olarak değil, hayatının işi olarak yapacak birileri çıkarsa hiç düşünmeden sırt sırta verip o hayalini kurduğun huzurlu işi yapmak için gereken insanı bulmuşsunuz ve tüm unsurlar meydana gelmiş demektir.
Başarılar dilerim…
Onur ERDOĞAN
19/06/2020