Doç. Dr. Vehbi Altunçul
Tarih: 29.10.2012 17:12
Kalbimize de Bayrak Asmayı Unutmayalım!
Saygıdeğer Yerel Haber okurlarım,
Bu sayıdaki yazımda, hepimizin gurur duyduğu, onurlandığı Cumhuriyet Bayramı hakkında birkaç satır bir şeyler yazmak ihtiyacı duydum. Bu nedenledir ki duygu ve düşüncelerimi siz saygıdeğer dostlarımla paylaşmak istiyorum. Şöyle ki; bilindiği gibİ Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası, M. K. Atatürk'ün önderliğinde Türkiye Devleti'nin bir cumhuriyet olduğu 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilmiştir.
Bu günlere bin br zorluklarla nasıl geldik Cumhuriyetin ilanı nasıl gerçekleşti, isterseniz bir kez dada hatırlayalım. Gençlerimiz bu kahramanlık destanını bir kez daha okusun ve her fırsatta bu kahramanlık destanını özümsesin ve ona sahip çıksın. Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı hükümeti tarafından, bölgede düzeni sağlaması için Osmanlı Devleti'nin bir gemisi ile, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a gönderildi. Bu sırada da Ülkenin birçok ilinde de kongreler düzenlenmekteydi.. 'Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi, yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.' ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcileri (milletvekilleri), 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı
'Meclis Başkanı' olarak seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nı başlattı.
Halk ve düzenli ordular düşmana karşı savaş verdiler, omuz omuza mücadele ettiler. Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması sonrasında 1 Kasım 1922'de TBMM saltanatı kaldırarak,. Padişah Vahdettin ‘in yurdu terk etmesini sağladı. 24 Temmuz 1923 tarihinde, İsviçre'nin Lozan şehrinde, Lozan Üniversitesi'nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri tarafından Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile yeni bir devletin temelleri atılmıştır. Ancak, bu süreçte devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.
İkinci dönem Büyük Millet Meclisi ise, 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923'te Ankara başkent ilan edildi. Atatürk; egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara, 'Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.' Diyerek yüreklendirdi.
29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri (mebuslar )ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan 'Cumhuriyet' önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verdi. Meclis önergeyi kabul etti. Böylelikle, Türkiye devletinin yönetimi biçimi 'Cumhuriyet' olarak, adı 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti' olarak belirlendi. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin, ilk 'Cumhurbaşkanı' oldu. Cumhuriyetin ilanı, yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı. Cumhuriyette Atatürk'ün de söylediği üzere, 'Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.' Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır.
Cumhuriyet yönetiminde, seçilen temsilciler, yasaları tasarlar ve yöneticileri ulus adına denetler. Ulus, seçimle yöneticileri seçebilir. Cumhuriyet, yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyeti korumak, kollamak, yaşatmak her Türk vatandaşının en
önemli görevidir.
Bizlere bu güzel ve anlamlı bayramı armağan edenlere şükran borçluyuz. Cumhuriyet Bayramımızın değerini bilmeli ona sahip çıkmalıyız. Cumhuriyet Bayramınızı kalbi duygularımla kutluyor, sağlıklı günler diliyor, saygılar sunuyorum
DOÇ. DR. VEHBİ ALTUNÇUL
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —