Aynur YAVUZ
Tarih: 19.03.2018 20:05
Çanakkale Şehitlerine...
Çanakkale Şehitlerine...
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Bugün 18 Mart. Çanakkele’nin geçilemeyeceğini, Türk ordusunun gücünü dünyaya gösterdiğimiz, destan yazdığımız gün bugün.
Sabah namazını kıldım, duamı ettim. Seccade’min üzerinde otururken, Çanakkale’ye şehitliğe ilk gidişim aklıma geldi. Nasıl bir heyecandı Yarabbi. Uzun yıllar geçti aradan ama ilk yolculuğum hafızamdan hiç silinmedi.
Yakuplu daha belde o zamanlar, Beylikdüzü ile birleşmemiş. Dönemin Yakuplu Belediye Başkanı Şanver Çolak Müjdeyi verdi.
Teşkilatı Mart ayında Çanakkale’ye gönderiyor. Bende yine o zamanlar teşkilatta Halkla ilişkiler Birim Başkanıyım. Hazırlıklar yapıldı, Listeler hazırlandı yola çıkma vakti geldi çattı.
Heyecan dorukta. Geceleri rüyama giriyorlar daha gitmeden Çanakkale’de, Şehitlikte geziyorum.
Ve yola çıkıldı. Otobüste çıt yok. Herkez açmış Kuran'ını şehitlerimize Kuran okuyor. Gözler yorulunca diller zikir ediyor. Yolun sonuna geliniyor, Çanakkale’ye ayak basılıyor.
Sert esen rüzgâr karşılıyor bizleri. Manevi hava hemen hissediliyor, esen rüzgâr sanki lisan' diliyle diyor ki..! Burada yatanlar bana emanet, onlar benim kıymetlilerim, göz bebeklerim' diyor.
Şehitliği gezerken rehberin bir sözü beni derinden etkiliyor'.Şehitler sadece şehitlikte yatanlar değil, bastığınız her toprağın altında bir şehit yatıyor bunu bilin ona göre hareket edin' Yani yürürken bile dikkatli yürüyün şehitleri incitmeyin diyor.
O anları yaşamak, taaaa ciğerlerinde ki yangını hissetmek çok önemli.
Kınalı kuzular,15'inde Mehmetler, daha bıyıkları yeni terlemiş ana kuzuları.
Hepsi bu vatan için şahadete koşmuş, ,kanları toprakla kızıla boyanmış, kim bilir hangi Arkadaşı’nın kolunda şahadet getirerek hakka yürümüş...
Sığınakları geziyoruz. Bir kişinin bile zor sığdığı, kafanı kaldırdığın an mermi yeme ihtimalinin yüksek olduğu sığınaklar. Demek ki iki büklüm hareket etmişler içinde.
Tepeye çıkıyoruz işte Anzak koyu. Rehber anlatıyor. Gelibolu yarımadasında küçük bir koy. Anzak askerlerinin bu koya çıkarma yapmasını kahraman Mehmetçik canıyla, kanıyla engellemiştir.
Biraz daha ilerliyoruz işte Seyit Onbaşı. Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevliydi. Çanakkale kahramanlarından Seyit Onbaşı, mekanizması bozulan bir topun mermisini sırtına alarak namluya sürmüş, ateşleyip İngiliz zırhlısını vurarak savaşın seyrini değiştirmişti
Bu arada kahraman Türk kadınlarını da anmadan geçmek olur mu..?
Nezahat onbaşılar, Hatice Hanımlar, Kosova’dan gelerek savaşa katılan Zeynep midolar, Doktor Ragıp beyin eşi olan Alman asıllı Hemşire Ericalar, Şerife bacılar, Kara Fatmalar...
Bu Kahraman Türk kadınlarıda ve dahi ismini bilmediğimiz yüzlerce, binlerce kadınlarımızda, cepheye mermi taşıyarak, çadırlarda yaralı askerlerimizi tedavi ederek, dikiş dikerek, cepheye erzak göndererek, bu vatana hizmet etmişlerdir.
Vatan da bizler de sizlere minnettarız. Ruhlarınız şad olsun. Mekânınız cennettir inşaallah. Sizler şehitlikler de içki içen, bir avuç insan nüsvettelerini görüpte sakın olaki üzülmeyin. Onlar sizin Çanakkale’de destan yazdığınız, süngüleriniz ucunda can veren, işgal kuvvetlerinden arta kalan cenah'ın tohumları.
Bu vatan evlatları bu gün refah içinde yaşıyorsa sizlerin sayesindedir. Türk Bayrağı ilelebet semalarda dalgalanacak, Minarelerimden ezan sesi hiç kesilmeyecek. Diller döndüğü müddetçe sizler için zikredikecek, gözlerin nuru sönmedikçe, sizler için Kuranlar okunmaya devam edilecektir. Bıraktığınız emanet emanetimizdir.
Ruhunuz Şad olsun…
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —