Semra Atasoy İle Gerçekleştirdiğimiz Röportajımız Sizlerle

 Semra Hanım merhaba. İlk olarak sizi tanıyabilir miyiz?

Klasik bir başlangıç yapayım, (gülüyor) Samsunluyum. İki çocuk annesiyim. Arkeolog olarak mezun oldum fakat arkeoloji ile ilgili herhangi bir iş alanında çalışmadım ama gezdiğim her yerde arkeolog olmanın faydasını gördüm. Daha sonra öğretmenlik yapmak amacıyla Ankara Gazi Üniversitesinde pedagoji eğitimi aldım ama öğretmenlik yapmak da kısmet olmadı. Mezun olduğum andan bu güne dek birçok sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım. Yazmayı çok sevdiğim için kitap yazmaya başladım. Her zaman aklımda kitap yazmak vardı. Yaklaşık 6 yıldır kitaplarım arka arkaya yayınlanmaya başladı.

Yazmaya nasıl başladınız?

Roman yazmak liseden beri aklımda vardı. Hatta ara ara notlar alıp beklettim. Çocuk kitapları yazma hikâyem ilginç. Çünkü ben çocuk kitabı yazmayı planlayan bir insan değildim. Çocuk kitabı yazmak çok ayrıcalıklı, çocuğun yaşına duygularına zihnine inmek gerek. Bana göre şuan çocukları bazı kitaplar zehirliyor. Bu yüzden çocuk öyküleri çok özen gösterilmesi gereken bir alan.

Çocuk öyküleri yazmaya nasıl karar verdiniz?

Kızım o dönemlerde ilkokul 2. Sınıfa gidiyordu. Benim gibi yazmaya meraklı bir annenin, okumayı çok sevmeyen bir kızı vardı. Kitapların ilgisini neden çekmediğini sordum. Bana ne istediğini anlattı ve ben onun tarifine uygun bir kitap yazmaya başladım. İlk kitabım Sandıktaki Sır, yayınlanmış oldu. O kitabımda kahramanlara kızımın, oğlumun ve iki yeğenimin adını verdim. Onların özellikleri üzerinden hayal gücümü kullanarak bu kitabı yazdım. Kızım o kitabı okudu ve bana “2. Kitabını ne zaman yazacaksın” diye sordu. Bir baktım ki arka arkaya çocuk öyküleri yazar olmuşum.

Kitaplarınızda ki karakter seçiminiz nasıl oluyor?

Çocuk Öykü Kitaplarımda kullandığım tüm karakterler gerçek. Çocuklar kendi isimlerini kitaplarda görünce daha meraklı oluyorlar. Bir günde kitabı okuyup bitirenler var.

Çocuk kitabı yazmanın avantajları neler?

Eğlenceli. En önemlisi çocuklardan çok daha hızlı geri dönüş alıyorsunuz. Çocuk anında size tepki veriyor. Bir Kitap Fuarında yaşadığım olayı sizinle paylaşmak isterim. Bir öğrenci geldi ve kitabımı imzalatıp aldı. Ertesi gün elinde 20 TL ile gelince tanıdım. “Sen dün gelmiştin, hatırlıyorum “dedim. “Evet, Hayalet Savaşçıları kitabınızı aldım ve bir gecede bitirdim şimdi diğer öykülerinizi almaya geldim” dedi. Bu geri dönüş benim için büyük bir mutluluk oldu. Beğenmiş olması çok güzel bir duygu.

Çocuk öykülerinde çocuklara verdiğiniz mesaj nedir?

Mesela şöyle örneklendirebilirim, Uzaya Yolculuk adlı kitabımda çocukları uzaya gönderdim ve düşüncelerin aslında herkes tarafından hissedebileceğini duyulabileceğini belirttim. Bu kitabımda verdiğim mesaj olumlu düşünmenin önemiydi.

Kaç tane kitabınız var?

Yazmış olduğum 7 tane çocuk kitabı ve 3 tane romanım var.

Kitaplarınızı eş zamanlı olarak mı yazıyorsunuz?

Evet. Hatta şöyle anlatayım; bilgisayarımda 2 sayfa açık durur, çocuk hikâyesini yazarken birden roman yazmaya geçebilirim. Çocuk öyküsü yazarken çocukların duygularını ve düşüncelerini göz önünde bulundurarak yazıyorum.

Hangisi sizi daha çok yoruyor?

Çocuk öyküleri hiç yormuyor. Genelde arkeoloji temelli yazıyorum. Bütün öykülerde arkeolojiyi konu alıyorum. Yetişkin roman biraz zorluyor. Kitabı yazarken o karakterle bütünleşiyorum. Yazmayı bıraktığım an çıkıyorum o duygudan.

Kitaplarınız genelde iki isimli bunun özel bir sebebi var mı?

2 sayısı ile ilgili bir takıntım var. Hayatımda çok fazla 2 var. 2 çocuğum var ve 2 isim koydum. Ben üniversiteye 2. olarak girdim. Sınava 2. yıl girdiğimde kazandım. Gittiğim üniversite 2. tercihimdi, listede 2. sıradaydım ve şu an aklıma gelmeyen birçok 2 sayısı.

Çocuk ve yetişkin roman haricinde yazmayı düşündüğünüz başka konulu bir kitap var mı?

Kızım genç kız olunca artık gençlere hitap eden bir kitap istiyor benden. Şuan o kitabı yazıyorum. Konusu gençlerin ilgisini çekecek şekilde fantastik bir kitap oldu. Hatta bu kitabımın da iki ismi var. Alt ismi bulduk “doğunun ve batının kapısı tutuldu.” Diğer isim konusunda kızım ve arkadaşları karar verecek. Şuan 4 ayrı kitap yazıyorum. Her akşam mutlaka hepsine birer sayfa yazıyorum.

Kitap yazmak için beklediğiniz özel bir an ya da ilham var mı sizin yazma hikâyenizde?

Bence; kitap yazmak için ilham gelmesini beklemek gerekmiyor. Ben gözümü nereye çevirsem ilham benim için o. Gördüğüm her şey, konuştuğum her kişi bir roman aslında. Saat olarak özellikle gece olması şart değil ama en sakin yazabildiğim zaman gece 11’den sonrası. Genelde o saatleri tercih ediyorum.

Yeni bir kitap yazmaya nasıl başlıyorsunuz?

İlk olarak ön çalışma yapıyorum. Kahramanlar kim olacak, olay nerede geçecek diye. Daha sonra, sürekli notlar alırım ve not defterimi her zaman yanımda taşırım. Aldığım notlar bana yol gösterir ve sonra öyküyü yazmaya başlarım. Tamamen notlarımı sıralayarak gidiyorum. Bu durum yazmamı kolaylaştırıyor.

Siyaset ve sosyal sorumluluk projelerinde aktif olduğunuzu söylediniz. Bunlardan biraz bahseder misiniz?

2003’ den beri siyasetle ilgileniyorum. Benim için değişmeyen kavramlar var. Bunlar vatan, millet, bayrak, toprak bütünlüğü ve Atatürk’tür. Kızım 3 yaşına girdiğinde dedim ki: “o nasıl bir dünyada yaşayacak, onun hayatını kolaylaştırmak için neler yapabilirim.” Bu düşünce beni sosyal sorumluluk ve siyaset alanında çalışmalara itti. Şu an siyaset dışındayım. Kadınlar için bir şeyler yapmak amacıyla Kent konseyinde Kadın Meclisi başkanlığını yapıyorum. Kadınlarla ilgili yapmak istediğimiz çok fazla projemiz var. Bu çalışmalar esnasında çocuklarımı asla ihmal etmedim. Çocuklar evde olduğu saatte evde olmaya dikkat ediyorum. Sanırım kadınların içinde çok fazla bulunmam, romanlarımın kadın temelli olmasında da rol oynadı.

Serisini yazmayı düşündüğünüz kitabınız var mı?

Gölge’nin ikincisini 2017 yılına yetiştirmeyi planlıyorum. Bir de Ankara ile ilgili bir seri hazırlıyorum. Yaklaşık 10 tane olacak. Ankara’nın arkeolojik durumu ile ilgili.

Neden Ankara?

Ankara’da üniversiteyi okudum. Ankara’ya sanki vefa borcum var gibi hissediyorum.  Gülüyor.) Aslında vaktim olsa Türkiye’deki bütün şehirleri arkeolojik temelli öykülerde yazmak isterim.

Arkeolojik olarak karşılaştığınız efsaneleri dikkate alıyor musunuz?

Gerçekten çok uzaklaşmak istemiyorum ama tabi ki etkilendiğim bazı olayları dikkate alıyorum.

Her yazar tüm kitaplarını sever ama yine de en sevdiğiniz kitap hangisi?

Hiç ayırmıyorum. Bir anneye ”hangi evladını daha çok seviyorsun” demek gibi bu. Ama şöyle

ki, kitaplarımda kendi gelişimimi görüyorum. Gölge benim için farklı, çünkü onuncu kitabım ve yazmanın keyfine vardım.

Son olarak kitaplarınızın satışlarından memnun musunuz?

Okuma oranlarından dolayı memnun değilim. Türkiye’nin biraz daha okumaya yönelmesi gerekiyor. Ne olursa olsun umudumu yitirmiyorum. Bir tek bu konuda değil ben hiçbir konuda umudumu kırmam. Çünkü umudunuz kırıldığında savaşı kaybedersiniz, mücadele edemezsiniz. Bu dünya yaşamında yola devam etmek için umuda ihtiyacımız var.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Cafer 3 ay önce

Oku
Sözcüğünden okuma yani okumama anlamındaki sözcüğü türetenler milletin bilinç altına yerleştirdikleri dinamitle toplumu tahrip etmişler. Okuma oranında dünyadan geri klmamızın temel sebebi olarak görüyorum.