On bir ayın sultanı Ramazan’ı yaşarken, Allah’ın emrettiği bir farzı yerine getiriyor olmaktan son derece huzurluyuz. Hele art arda gelen şehit haberleri ilegönüllerimizin yasta olduğu bir dönemde duanın da gücüne sığınarak;  daha çok kenetlenmenin, hoşgörünün, birlik ve beraberliğin ve sosyal dayanışmanın doruk yaptığı bir dönemi yaşayalım istiyoruz. Bu mübarek ay vesilesi ile ellerimiz semaya açıldığında artık bitsin bu acılar daha fazla analar, bacılar, evlatlar ağlamasın, çocuklar yetim kalmasın bu ülkenin refahını, bölünmez bütünlüğünü, değişmez sınırlarını istemeyenlere Allah fırsat vermesin diyoruz.
Ramazan gelişi ile birlikte bize ezan, hurma, top, davul, iftar, pide kuyruğu vesahuru hatırlatıyor diyen bunu paylaşan güzel insanlarımız oldu. Tabi ki bunlar güzel halen Ramazan’a özgü ritüelleri nesilden nesile aktarıyor olmamız çok güzel. Ama yetmez. Bu kadarcık mı Ramazan’ınbizde çağrıştırdıkları? Tabii ki değil.  Aynı zamandaRamazanpaylaşmanın, karşıyı anlamanın, rahmetin, bereketin, sabrın, kardeşliğin vücut bulduğu, tövbe kapılarının sonuna kadar açık olduğu aydır. Ülke insanının birbirini kucakladığı, iftar sofralarında konu komşu, dost, arkadaş, akraba ile birlikte oruçların açıldığı en müstesna günleri içinde barındıran aydır Ramazan.
Alınların secdeye daha bir huşu ile indiği kalplerin günahlardan arındığı ayın adıdırRamazan. Bin aydan daha hayırlıdır. Başı rahmet, ortası mağfiret sonu ise eğer değerlendirilebilirse cehennemden kurtuluştur. Başı rahmet yani Allah’ın biz günahkâr kullarına acıması bizlere sevgi ve şefkatle muamele etmesi, ortasında işledikleri günahlara, ihmal ettikleri ibadetlere tövbe edipAllah’ın men ettiklerini yapanların samimi ve içten gelen pişmanlıkları ile bir daha yapmamaya söz vermelerine karşılık olarak bağışlanması demektir. Yeter ki günahları bir daha işlememeye söz verirken samimiyet ve sözünde durma ilkelerine tam anlamıyla uyulabilsin. Allah’ın sevgi ve merhametine sığınarak tutulan oruçlar esnasında gözyaşları ile yoğrulmuş samimi bir tövbe ve bunun sonucunda büyük birmükâfat yani cehennemden azat tek kelimeyle kurtuluş vardır.
Böyle bir müjdeyi içinde barındıran bu ay aç kalarak açın halinden anlamayı sadece öğretmiyor bize, zekât müessesini çalıştırarak sosyal dayanışmanın paylaşmanın da en güzel modelini sunuyor. Sadece zekât değil fıtır ve bol bol sadaka vererek de her iki dünyada mükâfatlarınıgörecekleri Allah yolunda infakı da hayata geçirmiş oluyorlar.
“ Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla ulaşamazsınız. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir “ Ayeti kerimesinde açıkça ifade edildiği gibi infak mutlaka müminin imkanları ölçüsünde boynunun borcu ve üstüne farzdır..
Arif Nihat Asya ne güzel anlatmış dizelerinde;
Alnımız secdede bulsun bizi her lâhza ezan
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan
Zikrimiz Arşı geçip fecre kadar yükselsin
Maveralardan ümit ettiğimiz ses gelsin
İşte maveralardan ümit edilen ses ne olmalı ki şairin kastı anlaşılsın. Günahların affı mı yoksa cennet müjdesi mi?  Her ezan okunduğunda alnı daima secde ile barışık, kalbi zikre doymayan, yaratılış gayesine uygun bir yaşamın en büyük ümidi ne olabilir ki? 
 Sevgiliye kavuşma, cennet,  ya da vuslat mı?
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.