Üç Yanlış, Bir Doğruyu Götürmüyor..!   

Aldığımız temel eğitimde, daha küçük yaşlardan itibaren bilinçaltımıza hata yapma korkusu yerleşmiştir. Başarılı olmanın hata yapmamak olduğu öğretilmiştir. Formül basittir: “Hata yapma, ezberle, ama sana sorulduğunda mutlaka doğru cevabı söyle. Bilmiyorsan sus. Unutma üç yanlış bir doğruyu götürür.”

Sadece okul yıllarında değil, yetişkinler olarak gündelik hayatta da bu böyle değil mi? Soru sorulup görüş istendiğinde katılımın az olması çoğu zaman bundandır. Birçok insan hata yapma korkusuyla ağzını açmaya, adım atmaya endişe etmektedir. Bu anlayış sorumluluk almaktan çekinen, bildiğini söylemekten ürken, itaatkâr, heyecansız ve risk almayan bireyler yetiştirmiştir. Oysa son yıllarda öğrenme üzerine yapılan çalışmalar bu görüşün tam tersini tavsiye ediyor. Modern öğrenme teorisine göre artık “Üç yanlış bir doğruyu götürmüyor.”

Hata yapmaktan korkmadığımızda; özgür, cesur ve yaratıcı oluruz. Zihnimiz sürekli farklı, yaratıcı yolları dener. Birlikte yaşadığımız insanların inisiyatif almalarını, daha fazla katılımlarını, ellerini taşın altına koymalarını, daha çok deneme yapmalarını, yenilikçi yollar bulmalarını ve girişimci olmalarını istiyorsak “hata yapma hakkını” tanımamız gerekir.

Başarısız her deneme, başarıya giden yolun en iyi rehberidir. Bu anlamda hatalar bir merdiven işlevi görür. Yaptığımız hatalara sebep olan eksikliklerimizi gidererek, onların üzerine basarak bir üst seviyeye çıkarız. Unutmayalım ki en çok hatalardan öğreniriz.

Bir projenin başında ne kadar çok hata yapılırsa o kadar çok alternatif de denenmiş olur. Her yanılgı aslında yapılan işi gözden geçirme fırsatı sağlayacağı için paha biçilmezdir.

Daha başarılı ve daha anlamlı bir hayat için yeni yollardan gitmeye, hata yaptığımızda hem bunlardan ders almaya hem de bunları açık yüreklilikle paylaşmaya ihtiyacımız var.

“Bir gün, adam ormanda gezerken bir kelebeğin kozasından çıkmaya çalıştığını gördü. Kozasındaki küçük delikten çıkmaya çabalayan kelebeği saatlerce izledi.

Sonra adam, kelebeğin kozadan çıkmak için çabalamaktan vazgeçtiğini, gücünün kalmadığını düşündü. Kelebeğe yardım edeyim de kolayca çıksın diye düşündü ve kozadaki deliği daha rahat çıksın diye büyüttü.

Bu sayede kelebek kozasından kolayca çıkabildi. Fakat çıkmaya daha hazır değildi, bedeni hala kuru ve kanatları buruş buruştu. Adam, kelebeğin gücünü toplayıp, kanatlarını açıp, uçacağını düşünüyordu. Ama Kelebek kozasından zamanından önce çıkmıştı. Ne kadar çabalasa da uçamadı ve buruşmuş kanatlarıyla yerde sürünmeye devam etti.

Adam iyi niyetli bir şekilde kelebeğe yardım etmeyi istemişti ama bilmediği nokta; kelebeğin kozadan çıkmak için çabalaması, bedenindeki sıvının kanatlarına gitmesini ve bu sayede doğru zamanda kozasından çıktığında uçabilmesini sağlayacaktı.”

Hayat akarken sarf edilen çabalar, uğraşlar bizi hayatımızdaki bir sonraki adıma hazırlar, gerekli güce ulaşmamızı sağlar. Kendi kanatlarınızla uçmak isterseniz; emek vermeniz, zorluklarla mücadele etmeniz gerekir…

       Mehmet Nuri KAYNAR
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.