Tedbir Gibi Akıl Yoktur

Hz. Muhammed (s.a.v) yarası olan bir adamı ziyaret etti ve "falanca oğullarının tabibini çağırın" dedi. Çağırdılar. Tabip geldi. Hasta (veya oradakiler), "Ey Allah'ın Elçisi! Tedavi fayda verir mi?" dediler. Hz. Peygamber, "Sübhanallah! Allah yeryüzüne şifasını yaratmadığı bir hastalık indirmiş midir?" buyurdu."

Sevgili peygamberimiz insan hayatının en ciddi konularından biri olan sağlığa özel bir önem verdiği için hem kendi sağlığı, hem de arkadaşlarının sağlığıyla yakından ilgilenmiş ve devrinin bütün tedavi yöntemlerine başvurarak gerekli ilaçları kullanmıştır.

Canlı varlıkların hastalanma potansiyeline sahip olmaları tabiidir. Hele yaşadığımız çağ dikkate alınırsa, günümüz dünyasında hastalık riskinin her zaman ve her yerde mevcut olduğu söylenebilir. O halde yapılması gereken, hastalanmamak için gerekli tedbirleri almak, hastalanınca da tedavi olmaktır. Yazımın başında hatırlattığım hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz, yarası olan bir şahıs için tabip çağrılmasını istemekte, oradakilerin bunun faydalı olup olmayacağı konusundaki tereddütleri üzerine, hastalığı yaratan Allah'ın mutlaka şifasını da yarattığını bildirerek bu şifayı aramak için gerekli girişimlerin yapılmasını istemektedir.

Sevgili Peygamberimizin temizliğin önemine işaret ettiği ve sık sık dişlerin fırçalanmasını tavsiye ettiği bilinmektedir. Hastalıkların yayılmasını önlemek için veba gibi bulaşıcı hastalıklara maruz kalanların bulundukları yeri terk etmemelerini, başkalarının da onların yanına girmemelerini öğütlemiştir. Yiyecek-içecek kaplarının ağızlarının açık bırakılmamasını istemiş, insanların gelip geçtikleri yerlere ve durgun sulara def-i hacet yapılmamasını emretmiştir.

Hatırlattığım hadis-i şeriften ve verilen örneklerden anlaşılacağı üzere hastalık ve tedavi konusunda Allah Resulü (s.a.v)'nün tutum ve davranışı bilim, akıl ve tecrübelere uygundur. Yani Hz. Peygamber, kendisinin ve arkadaşlarının maruz kaldıkları hastalıklar karşısında hiçbir tedbir almadan eli kolu bağlı bir şekilde oturmamış, sadece sabır ve tevekkül tavsiyesinde bulunmamış, her türlü tedbirin alınmasını istemiştir. Bizim örnek almamız gereken nokta burasıdır. Yani, Hz. Peygamber'in, bu konuda takip etmemiz gereken sünneti O’nun sağlık sorunları ve tedavisi konusunda takınmış olduğu tavırdır.

İlahi takdir insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Dinimizde tedbir almadan kuru bir tevekkülün bir anlamı yoktur. Hastalıklar karşısında tedbir alınmalı ve tedavi yolları aranmalıdır. Sonra da Yüce Allah’a dayanıp güvenilmelidir. Yani, esbaba tevessül şarttır.  Asıl tehlike tedbirsizliktir. Hiçbir virüs alacağınız tedbirden daha güçlü değildir.

Fahri SAĞLIK

Karesi Müftüsü

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.