Sorun kitapsız Yeminde

Yıllardır her seçimlerde oylarımı kullandığımda; aynı oyları kullanan, İngiliz, Alman, İtalyan, İsveç, Hollanda, Belçika vatandaşlarının ülke seviyelerine neden ulaşamadığımızı hep düşünmüşümdür!

Ve pek tabi sonra demokrasinin salt haliyle sadece oy vermekten ibaret olmadığını da, İran’daki, Çin’deki, BAE deki, Pakistan’daki ve Arabistan daki, oy kullanan insanlara bakarak anlarım.

Yunan parlamentosuna kuranı-kerimin girişi, rahmetli Dr. Ahmet SADIK ın vekil seçilmesiyle olmuştu.

Müslüman olmayan toplumlar bile, seçilerek kendilerine hizmet edecek farklı dinin mensupları olan vatandaşlarının, kendi kitaplarının üzerine yemin etmeleriyle ancak inandırıcı olabileceklerinin idraki içerisinde olmuşlardır.

Böyle bir uygulamanın bizlerde de olmasını laikliği engel görenlere, o ülkelerin batıda olduklarını göstermek yeterli olmayacaksa, bu art niyetli engellemelerin ülke yararına olmadığı da bilinmelidir.

Mesela; yemin metnimizde var olan “her bir başlık konu için” şerefim üzerine ant içerim cümlesini söyleyen 600 vekillerden, bu yeminlere rağmen muhalif tavırlarını sürdürenler oluyorsa; ki oluyor,

Ya, yemin sorgulanmalıdır!

Ya, şeref sorgulanmalıdır!

Bunun bir üçüncü yolunun olduğuna dair aklın bir tarifi yoktur.

Bu hususta; “Ben yeminimin gereğini yerine getiremedim veya getiremiyorum istifa ediyorum” diyebilecek ne bir babayiğit vekil, vede; ”sen yemininin hakkını yerine getirmedin” diyebilecek cesur bir halk olamadık. Sen bakma herkesin bildiği; islam tarihinde geçen meşhur kıssa; Hz ömer halife iken bir gün minberde cemaate hitap ederek, eğer olur da yoldan çıkacak olsam bana ne yaparsınız sorusuna, cemaatten birinin kalkarak, ey Ömer kılıcımızla düzeltiriz, cevabını verdiği rivayetini anlattıklarına.

O halde bu işi kitap çözmeli. Çünkü insanımız ameli az da olsa hatta olmasa da kitaptan korkar utanır çekinir, bilir ki çarpar.

Oysa batıda yöneticiler ve halk senin benim gibi sinema koltuklarında yan yana, kuyruklarda peş peşe, işe gelişlerde toplu taşımalar da omuz omuzadırlar, İsimleri de Ahmet Mehmet hasan değil, hans tır, coni dir. Ne ayıp.

Olur mu! bizde ise misal; Bir belediye başkanı, seçildiği gün hazretin eli, başkanlığı boyunca çolak olur, siz hiç makam aracına binerken ve inerken kapısını kendisi açan bir belediye başkanı gördünüz mü? Göremezsiniz. Aslında çoklarını göremezsiniz de ben şimdilik başkanla yetineyim.

İllaki kitaplı yemin…

Haddizatında insan onuru ve medeniyeti de bunu gerekli kılmaktadır.

Yani kutsalı üzerine yemin.

Bence kitapsız yemin, misal benim gibi on sene öncesine kadar Y.A.Ş  zedeleri de doğuran yani yargısız infazda en büyük nedendi, bir başka misal başörtüsü yasağı en büyük nedendi, her alanda misaller çok tabi, neticede bu iki örnek konu yeminsizde olsa yürekli vekillerin çabasıyla bilhassa iktidarın kudretiyle kısmen de olsa sonlandırıldı.

Oysa yemin olsaydı olurmuydu?

Bu münasebetle ve 10 aralık dünya insan hakları günü yaklaşırken;

Görüşü her ne olursa olsun bilhassa insan hakları kapsamında her türlü mağdurun kurtuluşu bu kitaplı yeminle mümkündür.

Kapsamı ise istisnasız, kamu çalışanlarının büyük küçük alayı olmalı.

Böylelikle yetim malına uzanan el korkar, utanır, hukuksuz kara veren dil lal olur, kurtla kuzunun beraber yayılacağı ortamlar oluşmaya başlar.

Hilafının vuku bulmasında ise halk hiç şüphesiz yapışır yakalara.

Günün sözü: Ben ekmeksiz yaşarım Hürriyetsiz yaşayamam.

                                                                       (Bediüzzaman)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Kaplan 2 ay önce

Kaleminize ,yüreğinize sağlık,harika bir yorum değerli hocam!