Öne Çıkanlar Makbule Gezer sümer mühendislik yakuplu evlat camii ekinli orman ürünleri iktidar gazetesi

Suikastin sırları kasetlerde
TRT Haber’de dün gece Kozmik Oda programının konuğu olan Ahmet Özal, Turgut Özal suikastı ve ölümü üzerindeki şüphelere ilişkin Rıdvan Memi’nin sorularını yanıtladı.

Pazartesi günkü savcılık ifadesinden sonra ilk kez konuşan Özal’ın açıklamaları yenilir yutulur cinsten değil. İşte Zaman Gazetesi’ndeki habere göre o açıklamalar:

SUİKASTI EN İYİ BİLENLER..

“O dönemde Başbakanlık müsteşarı Ahmet Selçuk ve Emlak Bankası Genel Müdürü Bülent Şemiler’in babam tarafından görevlendirilerek İsviçre’de çalışmalar yaptıkları, bilgi ve isimlere ulaştıkları hatta bu bilgilerin İsviçre İstihbarat Örgütleri tarafından tespit edilip verildiğini biliyorum.

Ahmet Selçuk’un İsviçre’de yaptığı araştırma banka hesapları, para hareketleri, para transferlerini de kapsıyordu. Bu işi en iyi çözenlerden bütün bilgilere belgelere vakıf olan kişilerden biri Eski Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Selçuk’tur. Bir diğeri de dönemin Emlak Bankası Genel Müdür Bülent Şemiler’dir. Bunlar çok iyi bilirler bu konuyu..

ÖZAL’IN KOLTUĞUNU DEĞİŞTİRMİŞLER..

Babama o günkü kongrede oturması için her zamanki yerinde değil yerde herkesin içinde bir koltuk ayırmışlardı. Bunun kimin ayarladığını bilmiyorum onu artık savcılık bilecek. O koltuklara oturmuş olsalar Kartal Demirağ’ın ateş etme mesafesi 30 santime kadar düşerdi. Koltuklar neden oraya kondu? Bu alışılmış bir şey değil. Bunların araştırılması gerek..

“KAPI GÜVENLİĞİ GEVŞETİLSİN” BASKISI

Kongre günü bazı milletvekillerinin kapı güvenliğini gevşetmesi için Mustafa Kalemli’ye baskı yapıldığı duyumunu sorması üzerini bu bilgiyi doğrulayan Ahmet Özal, “O milletvekilleri kimdi?” dedi ve sözü kendisini mezar ticareti yapmakla suçlayan Cemil Çiçek’e getirdi: “Şimdi de o dönemde babamla çalışmış bazı isimler bugün bana karşı çok saldırganlar. Örneğin Cemil Çiçek bana neden bu kadar agresif davrandı bilmiyorum”

“Bu iki olay arasında bağlantı olabileceğini mi düşünüyorsunuz” sorusuna Özal, “Olabilir, savcıların araştırması gerekiyor. Bazı ANAP kökenli milletvekilleri bir araştırma komisyonu kurulmasını istemeyeceklerdir. Kendilerine sormak lazım özellikle babamın suikastıyla ilgili sormak lazım neden bu kadar rahatsız oluyorlar ve agresifler. Ölümüyle ilgili kendisi açıklama yapıyor zehirlenme yoktur eceliyle ölmüştür diye. Sen otopsi mi yaptın? Sen doktor musun? Bunlar suikastın parti içinden desteklendiği iddiasıyla birlikte de okunabilir. Hiç belli olmaz bu işler” yanıtını verdi.

Özal’ın dikkat çektiği bir başka konu: “Kartal Demirağ kongre salonuna silahla girmedi. Çünkü silahla giremezsiniz kongre salonuna. O silah o salona kim tarafından ve nasıl sokuldu savcılık bunu da araştıracaktır. Bu büyük bir soru işareti”

‘KORKUT ÖZAL BAZI ŞEYLERİ BİLİYOR AMA KONUŞMUYOR’

“Ben 1998 yılında babamın kanının hastaneden kaybolmasından sonra suikastı araştırmaya karar verdim. Suikast ve ölüm ilişkisini sorgulamaya başladım. Ben 1999’da milletvekili olduğumda babamın suikastını ve ölümünü araştıracak bir komisyon kurulması için önerge verdim. Hiçbir hükümet buna önem vermedi. Hiçbir iddia kaale alınmadı. Korkut amcam da bazı şeyleri biliyor ama konuşmuyor. Birilerinin konuşması gerekiyor. Bunların artık konuşulma zamanı geldi.

“ASKERLER ‘ÖZAL YOK EDİLMELİ’ DEDİLER”

“83 seçimlerinde hiç kimse Turgut Sunalp’ın MDP’si karşısında babamın partisine şans tanımıyordu. Ama babam yüzde 46-47 oy alınca bazı toplum mühendisleri yanlış yaptıklarını anladılar o yanlış nasıl düzeltilebilir, bu adam ortadan yok edilmesi lazım dediler.

Maalesef TSK içinde kendinde yasaların vermediği güçler olduğunu düşünen insanlar vardır. Bunların temizlenmesi lazım. Çünkü bunlar kendi kendilerine toplum mühendisliği yaparlar. Babam Necetler olayı ile komuta kademesine müdahale etmeseydi, 2000 yılına kadar genel kurmay başkanlarının kim olacağı planlanmıştı. Bu zincir kırılmasaydı Sabri Yirmibeşoğlu Paşa genel kurmay başkanı olacaktı.”

“HİRAM ABAS ÖLDÜRÜLMEDEN ÖNCE SUİKASTI ARAŞTIRIYORDU”

“Babam MİT’in sivilleşmesi için çok uğraşmıştı. Belki bugün inkar edilen JİTEM’de bu nedenle kurulmuştu daha sonra. Ben hiç bunu düşünmemiştim ama Hiram Abas’ın kendi başına gelenleri de hesaba kattığımızda babamın suikastı MİT’e yaklaşımıyla ilgili de olabilir. İhtimaldir. Hiram Abas öldürülmeden önce babama yapılan suikastı araştırıyordu. Hiram Abas iyi bir araştırmacıydı ve babama çok gidip gelirdi. Babama buna gerek olmadığını söyleyenler de vardı çevresinde.”

‘EROL SİMAVİ İSMİNİ İSVİÇRE İSTİHBARATI VERDİ, BİR GAZETECİ, BİR İŞADAMI VE BİR ASKER DAHA VAR’

“Ben Erol Simavi ismini rahmetli babamdan duydum. İşin içinde olduğuyla ilgili. Ancak işin hangi boyutunda yer aldığı İsviçre İstihbaratından alınan bilgiler açıklandığında daha net ortaya çıkar. Erol Simavi ismi İsviçre İstihbaratının verdiği birkaç isimden biriydi”..

“Diğer isimler kimdi” sorusuna yanıt vermek istemeyen Özal, “Bunlar bir asker, bir medya mensubu, bir işadamı mıydı” sorularına “Evet” yanıtını verdi ve bu isimleri savcıyla paylaştığını söyledi.

‘ÖZKÖK PATRONUNUN GAZETECİLİK DIŞI İŞLERİNİ BİLDİĞİNDEN RAHATSIZ OLDU, MESELA KAÇAKÇILIK’

“Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’nın yazdıklarına anlam vermek çok zor. Sizi ilgilendiren bir konu yokken bir anda oraya buraya zıplamaya başlıyorsanız bunun bir nedeni olmalı. Sen savcıdan daha çok şey mi biliyorsun. Eğer bu bahsedilenlerin gerçek olduğu ortaya çıkarsa utanmayacak mısın. Neden savunduğunu anlatabilecek misin millete. Bunlar patronlarının gazetecilik dışında başka işlerini de biliyorlardır belki rahatsız oldukları budur. Mesela Türkiye’deki kaçakçılık işleriyle ilgili bilgileri olabilir.”

"Suikastın arkasındaki kişilerin 1993 yılına kadar bu işin peşini bırakmadıklarını düşünüyorum. Eğer bir komisyon kurulacaksa Özal’ın ölümüyle ilgili muhakkak suikastla beraber kurulması gerektiğini her zaman söyledim. Tek başına birinin incelenmesi bir şey ifade etmez. 1993 yılında ölümünden önce babamla en son Türkmenistan’da bir otel odasında görüştüm. Bana aynen şunu söyledi, “Ben döndüğümde bir siyasi risk alarak bu PKK ve Kürt meselesini çözeceğim”. Bunu nasıl yapacağını dönünce açıklayacaktı. Ama benim bildiğim kadarıyla Eşref Bitlis Paşa’yla PKK meselesini barışçıl ve demokratik yollarla çözecekti. Hatta rahmetli Uğur Mumcu da bugün Başbakan’ın söz ettiği PKK Ergenekon ilişkisini çözmeye çalışıyordu..1993 yılı Türkiye’de barışı yok etmek isteyen bir yapının eseridir. Bana göre bu yapı yurtdışından yönlendirilen veya idare edilen kimilerinin derin devlet dediği, kimilerinin Ergenekon dediği, kimilerinin JİTEM dediği bir yapıdır. Ben o işlerin arkasından bu yapının çıkacağına yüzde yüz eminin. Babama suikastı organize edenler kesinlikle 1993’te yaşananların da içindedir.”

‘ÖZAL HACETTEPE’YE DE HEMEN GÖTÜRÜLMEDİ, ARABA YARIM SAAT GEZDİRİLDİ’

“Babam o gün hastaneye arabayla götürülüyor, ambulansla değil. O gün köşkte doktor ve ambulans yok oluyor. Yani 24 saat doktor ve ambulans olması gereken köşkte o gün bunlar yok. Araç GATA’ya götürülürken yoldan döndürülüyor ve yarım saat yolda kaybediliyor. Dolaştırıyorlar arabada rahmetliyi. Bunların soruşturulması lazım. Kimin döndürdüğünün soruşturulması lazım. Bir de kanın kaybolması meselesi var tam bir felaket. Hacettepe kanı bizde gelin alın diyor ertesi gün kan kayboldu kusura bakmayın diyorlar. Ondan sonra benim şüphem arttı zaten.”

‘BABAM HER ŞEYİ KASETLERE OKUDU, 3-4 AY SONRA YAYINDA, ÇOK ŞAŞIRACAKSINIZ’

Özal’ın saç tellerinin analiz edildiğine dair basında bugüne kadar çıkan haberleri yalanlayan Özal, “Babamın saç telleri kesinlikle analiz edilmedi. Otopsiyi annemin engellediği iddiası da doğru değil” dedi.

“3-4 ay sonra babamın kasetlere okuduğu doğum yılından 1992 yılı sonuna kadar yaşadığı bütün olaylar ve perde arkaları yayınlanacak. Bana vasiyeti ben öldükten en az 15-20 yıl sonra yayınla. Çok şaşıracağınız şeyler var. Diyor ki notlarında artık Türkiye’nin kalkınmasını hiç kimse engelleyemez, ancak kötü siyasetçiler yavaşlatır. AP’nin kuruluşunda yaşanan enteresan siyasi olaylar, Ecevit ile 1977’de yaptığı görüşmeler, Ecevit’in kendisine ekonomiden sorumlu bakanlık teklifi... Suikastı ile ile ilgili bilgiler de var...”

‘ÖZAL ZEHİRLENDİ’

Turgut Özal’ın eşi Semra Özal, Erbil’de yayımlanan Rudaw gazetesine açıklamalarında eşinin “zehirlenme” sonucu öldüğünü söyledi.

Semra Özal, eşinin zehirlendiğine dair ellerinde bulunan belgeleri yetkili kurumlara vermelerine rağmen bu belgelerin “yok edildiğini” ileri sürdü.

Bir süre önce Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin daveti üzerine Erbil’i ziyaret eden Semra Özal, İstanbul’daki evinde Rudaw gazetesi ile yaptığı özel röportajda Turgut Özal’ın annesi ve dedesinin Kürt olduğuna dikkat çekti.

Eşi Turgut Özal’ın 1993 yılında “zehirlenerek” öldüğünü söyleyen Semra Özal, Kuzey Irak’ta yayımlanan Denge Azad gazetesince yansıtılan açıklamalarında, “Zehirlendiğine dair ellerinde bulunan belgeleri yetkili kurumlara vermelerine rağmen bu belgelerin yok edildiğini” söyledi.

Semra Özal; “Biz hala bu işin takipçisiyiz ancak ne yaparsak yapalım o belgeleri ortadan yok ediyorlar. Ama biz bu işin peşini bırakmayacağız ve bir gün hedefimize ulaşacağız. Oğlum milletvekili olduğu dönemde konuyu araştırmakla yükümlü meclis araştırma komisyonundan bu işi takip etmelerini istedi ancak hiçbir sonuç alınamadı” şeklinde konuştu.

“ERDOĞAN, ÖZAL’IN DÜŞÜNCELERİNİN TAKİPÇİSİ OLDU”

Kürt sorunu ile ilgili olarak da “Turgut Özal hayatta olsaydı adım adım bu sorunu çözeceği”ni de belirten Semra Özal, “O zamanlar onun mirasını yerine getirecek kimse yoktu ama şimdi (Başbakan) Tayyip Erdoğan onun düşüncelerinin takipçisi oldu” dedi.

Semra Özal, Turgut Özal’ın kendisine Iraklı Kürt liderleri ile olan ilişkilerini anlattığını dile getirdiği röportajda, “Özellikle Mesut Barzani ile olan yakın dostluğuna vurgu yapıyordu” dedi. Semra Özal sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barzani Ankara’ya geldiği zaman ben ona sadece hal hatır sordum. Ondan sonra onlar resmi işlere girdiler. 19 yıl sonra Barzani beni resmi olarak Erbil’e davet etti ve çok sıcak bir şekilde karşıladı. Turgut Özal, bana Barzani’nin çok iyi niyetli biri olduğunu ve ondan kimseye bir zarar gelmeyeceğini söylemişti. Bende misafiri olduğum zaman içinde Turgut Özal’ın onunla ilgili inancını paylaştım.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.