Öne Çıkanlar Vu Şu Özgürlük Ve Demokrasi erman toroğlu Geri Dönüşüm Tesisi Genel Başkan Yrd. Yakup AKKAYA

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eceliyle ve son Orta Asya gezisinde, yediği aşırı yemeklerden dolayı öldüğünü söyledi. Cindoruk, cezaevindeki gazetecilerin bir an önce salıverilmesini isteyerek, “Gazetecilerin cezaevinde olması ülkeme yakışmıyor” dedi.

Kayseri Gazeteciler Cemiyetini ziyaret edip gazetecilerle sohbet eden DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, geçmişte Yassıada mahkumlarının Kayseri Cezaevi'nde tutulmalarıyla ilgili kentle bir çok anısı olduğunu söyledi. “Lekeli bir dönemde bu kent, benim de avukatlık yaptığım Yassıada mahkumlarını bağrına basmıştır. O zor dönemin hala hesabı verilmemiştir” diyen Cindoruk, basının her zaman özgür olmasından yana olmduğunu ve partisinin de bunu iktidarları döneminde hep savunduğunu belirtti. Cindoruk, Silivri Cezaevinde 2 yıldır tutuklu bulunan gazetecilerle ilgili olarak, şunları söyledi:

“Mustafa Balbay’ın, Tuncay Özkan’ın hala cezaevinde yatıyor olması bize yakışmıyor. Özgürlükten yana olan halkıma yakışmıyor. Ülkem, vatandaşların tümünün hak ve hukuk çerçevesinde, hakkını arayabildiği bir ortam olmalıdır. Basının zafiyeti demek, devletin zayıflığı demektir. Unutulmasın ki, basın zayıflarsa, demokrasi de zayıflar.”

ÖZAL'IN VEFATI

Hüsemettin Cindoruk, doktor olmamasına karşın bir çok otopsi ve tıbbı olayda avukat olarak bulunduğunu, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümünün tamamen eceliyle gerçekleştiğini söyledi. Özal ailesinin kuşkulu olmasının ve ölümünün araştırılması konusundaki çabalarına saygı duyduğunu belirten Cindoruk şunları söyledi:

“Ben o zaman TBMM Başkanıydım. 1993 yılının nisan ayıydı. Cumhurbaşkanı Özal, Orta Asya gezisinden dönmüştü. ‘Bu kez çok yoruldum. Bana çok yemek yedirdiler. 35 çeşit yemeği önüme koydular. Yemezsen, tadına bakmazsan güceniyorlardı. İnsan yemek yerken ipin ucunu kaçırıyor. Hatta, çok yemek yediğim için doktorum Cengiz Aslan bana kızıp, yanımdan ayrılıp, çarşıya çıktı’ dedi. Yüzü de sarıydı. Ardından bir cüppe giyme töreninde yine bir araya geldik. Nasıl olduğunu sorduğumda ‘Mideyi düzeltemedim’ dedi. Yoğun bakıma aldıklarında hastaneye gittim. Prof.Dr Ömer Şarlak, beyin ölümünün gerçekleştiğini, kalbi makineyla çalıştırdıklarını söyledi. Eşi Semra hanıma siz de mütedeyyinsiniz, ben de dedim. Bu aletler çekilsin diye öneride bulunduk. Eşi de kabul etti. Sonra doktorlar, ölümünün gerçekleştiği yolunda rapor düzenledi. Merhum benim önümde vefat etti. Yani eceliyle öldü. Bana göre yediği ağır yemekler kalbine tesir etti. Buna şahitlik ederim. Avukat olduğum için bir çok otopside bulundum. Ölüm anını bilirim. Rahmetli Özal’da zehirlenme gibi bir alamet yoktu. Ben ve bizim gördüklerimize göre eceliyle öldü.”

Hüsemettin Cindoruk, Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu’nun görev yaptığı sürede hem bilimi, hem de dini bağdaştırıp, kurumunu siyasetten uzak tuttuğunu söyledi. Cindoruk, “Bardakoğlu, çok yürekli şekilde dini bilim sınırlarında yaşattı. Kritik günlerde, Diyanet siyasetten uzak kaldı. Yeni gelen arkadaş da bu yolda olur” diye konuştuktan sonra, karayoluyla Ankara’ya hareket etti. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.