Şu mübarek yaz, hamdolsun içimizi pek ısıttı!  Millet de çareyi bir tarafa kaçmakta buldu!
Bayramdı seyrandı derken, Beylikdüzü'nde neredeyse bir kaç tanıdıkla kala kaldık!
İçime bir Çin merakı girdi, dedim:

"Madem herkes bir yerlere kaçıyor, biz de Çin'e bakalım!"
Jöntürk bıyığı gibi kalkık saçaklı damları, kuyruklu ejderhalı masalları, ağacın altında kıpraşmadan içselleşen keşişleri, edebi eserleri ile bu değişik ülke ilgimi çekmiştir.
Yediğim içtiğim benim olsun, müsaadenizle izlediklerimden seçtiklerimi paylaşıyorum:
Her yeri efsanelerle anlatmayı seven, misafirlerine antik çağdan beri çay ikram edip, bundan ruhani haz aldıklarını söyleyen bu çekik gözlü insanlar; topluma faydalı işler yapan bazı kasaba yöneticileri adına bile, tapınaklar yapmışlar!
Artı, asırlardır ağızdan ağızda gelmiş yerel öyküleri, hala şeksiz anlatıyorlar.
Misal, öküzlerini bir göle su içmeye götüren köylü, oraya her gidişinde sürüsüne gümüş bir öküzün ilave olduğunu görür, tabi olayı kimseye söylemez ve sürü büyür de büyür.
Acaba bu sürünün sonu ne oldu? belirsiz!
(İçimden, bizim dev Kütübü Sitte'yi eleştirenlerle karşılaşmamalarını temenni ediyorum!)
Onlara göre her yerde mistik bir hava, her şeyde bir ruh var!
"Kumlara sinen büyülü efsaneler"
"Tarihin ruhunu yansıtan yerler"
(Nasıl koministlikse artık! )
Çin'in de bizim gibi kadim bir kültürü var, bizden farklı özellikleri de tabii.. dikkatimi çeken bir tanesi:
"Düşmanını tanı!" Sun tzu sözü...
Atalarını hala dinliyorlar. Örneğin, Filmler vasıtasıyla ülkelerine davetsiz gelen Japon'ları hatırlatıyorlar.
Bizi düşünüyorum, kurtuluş savaşında Ege'yi fetheden Yunan'ın, İstanbul'u 4 yıl zaptetmiş İngiliz'in, Anadoluya fiziken giren hatta paylaşan Fransa, İtalya'nın vs. tekrar aynı psikolojiye girebileceklerine pek inanmıyoruz!
Bir de milletlerini aşağıladıklarına hiç rastlamıyorsunuz. Hani:
"Biz adam olmayız... Aptalız!" tarzı yaklaşımları yok...
Tersine, Tibetli köylülere "Bilge ve çalışkan Tibet halkı" diyorlar.
Bazı eski sokakları anlatırken, darlığını eleştirmek yerine, bunun Çin halkının uyum, samimiyet gibi güzelliklerini gösterdiğini iddia edip, bu vesileyle halklarını övüyorlar!
En ilginç benzerliğimiz ise:
Batı hayranlığı!

Avrupa ve ABD'nin beğenisine önem veriyorlar.  İş yapışlarını taklit etmiş yöneticileri alenen takdir ediyorlar.
Bazı aileler adeta çocuklarını Avrupa'da eğitime göndermek için çalışıyor.
Bir an: "Bu hayranlık, yazıyı bulmuş, edebiyata "Kelebeğin rüyası" gibi klasik öyküler katmış,  hanedanlıklar kurmuş, koskoca devlete yakışıyor mu?" diyecektim ki aklım başıma geldi. Ya:
-"Sen önce kendine bak!" derlerse...
Efendim, C ekranlarında Arakan ile Doğu Türkistan'dan bahsedildiğine rastlamadım.
Gerçi, garibe gurebaya, müslime Uygura, üzülen kaç kişi var ki dünyada!..
Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin
Yunus ra.

Muhabbetle kalın.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.