Şan Şeref, İleri gitmek
"Namaz kılmayan müslümanlar ileri gitmeyi unutsunlar. Bu İslamın bir matematiği vardır." M.Şevket Eygi ra.

İnsan (iki) cihanda ileri gitmek, iyilikle şerefle anılmak ister. 
(Şeref: Erdem, gözü peklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret.TDK)
Sayısız iyilerin yanında, Endülüs ve Osmanlı gibi iyi anılan devletler de vardır.
Peki bu şerefin kaynağı nedir? 
Müminun suresi, 71.ayeti dikkat çekicidir:
"Eğer hak (hukuk ve düzen) onların keyfî arzularına uysaydı muhakkak ki gökler, yer ve bunlarda bulunanların düzeni bozulurdu. (1)     
Hayır! Biz onlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirmektedirler."(2)
İkinci (2) cümlenin açıklaması:
Hayır, biz onlara (insanlığa) hakkı, yani: Onların şereflerine, iyilik ile anılmalarına vesile olacak olan (Kur'an-ı getirdik) ki;
O insanlığın iftiharını temin edecek hak bir ilâhi kelâmdır.
İnkarcılar topluluğu ise dünyada ve ahirette güzel üne kavuşmalarına vesile olacak o (Kur'andan yüz çevirenlerdir.) ÖmerNasuhiBilmen.
İslâm’dan önce Araplar’ın hâkimiyetleri yarımadanın sınırlarını aşmazken, sadece bu millete önemli devletler kurdurmak ve ismini ebedîleştirmekle kalmamış; ayrıca –başta Türkler olmak üzere– Kur’an’ı ve İslâm’ı tanıyıp ilkelerini yaşayan birçok millet de bu sayede şanlı ve onurlu bir tarih yaşamıştır. Bunlar bugün de varlıklarını, maddî ve mânevî değerlerini korumalarını büyük ölçüde İslâm’a borçludurlar.1
Arzu edenler,  İslamın kabulü öncesi ve sonrası milletlerin gelişimini karşılaştırabilir.

Bu aşamada:
-O zaman bazı gayrimüslim ülkeler neden ileri? diye sorulabilir. 
Çok tartışılan bu soruya aynı ayetin ilk cümlesi (1) açıklaması aşağıda) cevap niteliğinde olabilir:
Hak kelimesi, yüce Allah’ın hem evrenin düzenini belirleyen hem de insan eylemlerinin nasıl olması gerektiğini bildiren yasalarını ifade edebilir.
Âyete göre bu yasalar objektiftir; mutlaktır; insanların keyfi arzularına göre değişmez; en küçük bir sapma göstermeden ilâhî irade nasıl tayin ettiyse öylece işler;
aksi halde ne göklerin ve yerin ne de onlarda bulunan canlı ve cansız varlıkların düzeni kalırdı; bu durumda insan eylemleri de yasasız, düzensiz bir anarşi halini alırdı.
Cenâb-ı Hakk’ın bu temel kanunu dolayısıyladır ki, bir inkârcı işini gerektiği şekilde yaparsa Allah onu başarıya ulaştırır, bir mümin işini iyi yapmazsa onu da başarıdan mahrum eder. Aksi halde âlemde düzenden, hak ve adaletten söz edilemezdi. 1 Kur'an Yolu Tef.C:4 S: 35
Osmanlı da inanıp. Allah yoluna çalışalım şan alalım, azmiyle bizi Avrupa'ya;  şerefli adını ise dünya tarihinin altın sayfalarına tuğra gibi nakşetmiştir.
Aziz ruhlarına Fatihalar sunarız efendim.

Gâfil ne bilir neş’ve-i pür-şevk-i vegâyı
Meydân-ı celâdetteki envar-ı sefâyı
Merdân-ı gazâ aşk ile tekbirler alınca
Titretti yine, rû-yı zemin arş-ı semâyı
Gazi Ahmet Muhtar Paşa ra

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.