Bu nidam ciddi anlamda slogan değildir. İçimdeki duyguların dışa yansımasıdır. “Savaş mecburi olmadıkça cinayettir.” der Mustafa Kemal Atatürk tespit çok muazzamdır. Ulusal olduğu kadar global bir sözdür. 

Ben ilke olarak ABD ve diğer avenelerinin içinde bulunduğu savaş ittifaklarını hiçbir zaman doğru bulmadım, bulmamda. Bunlar gittikleri yerlere kan, gözyaşı sefalet getirmekten başka bir işe yaramazlar.

Savaşı arzulamak, savaş çığırtkanlığı yapmak beklide bu coğrafyada en çok Türkiye Cumhuriyetini zorlar. Sonuçları itibarı ile düşünüldüğünde, savaş sosyal, ekonomik, siyasal, ticari vb. alanlarda en çok Türkiye’yi etkileyecektir. Bu etki yaklaşık üç yıldır zaten içten içe devam etmektedir. Ticari yansımaları, mülteci sorunu, sınırda yaşanılan güvenlik sıkıntıları bir çırpıda sayabileceğimiz sorunlar yumağıdır.

Müdahale etkisi itibari ile ne ABD’yi ne de diğer ülkeleri zora sokacaktır. Bu ismini zikrettiğimiz ülkeler savaş gemileri, radar güdümlü füzeleri, uçak gemileri ile uzaktan uzağa işi bitirecekler. Coğrafi olarak bir engelleri söz konusu değil, hiç biri Suriye’nin komşusu değil, ellerine yeteri kadar kozu geçirmiş konumdalar, dünya kamuoyunda da rahatlar. Şartlar olgunlaşmış konumda.

YA TÜRKİYE?
En zor durumda olan Türkiye… En uzun kara bağlantısına sahip olduğu, aralarında coğrafi engelin olmadığı komşu ülke için ne yapmalıdır ya da yapmamalıdır?
 
NE YAPMALIDIR
Bu işi en az hasarla atlatmalı. Zorunlu olmadıkça savaş topunu pas olarak almamalı. İtidalle tabir yerinde ise yatan itin kuyruğuna basmamalıdır. Aksi takdir de köşeye sıkışmış olan Esad’dan her şeyi beklemek yanlış bir varsayım olmasa gerek. (kimyasal silah seçeneği dâhil) İnsani yardımlara devam etmeli, Özgür Suriye Ordusundaki etkin tavrımızı sürdürmeli, Esad sonrası için inisiyatifi elimizde bulundurma zorunluluğumuzu unutmamalıdır. Yoksa Kuzey Suriye’de bir oldubitti ile karşılaşmamız içten bile değildir. 

Esad sonrası politikalarda Türkiye’nin takınacağı tavır belirleyici olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek lakin bu rol paylaşımında bize büyükler yer verir mi? Orası şu an için bilinmez.

ZOR BİR DIŞPOLİTİK EVREDEN GEÇİYORUZ
Rusya, İran, Çin bu işin büyükleri Irak ve diğerleri ise küçükleri… İlişkilerimizi bu devletlerle en az zafiyet ve hasarla atlatmayı başarabilmemiz lazım. Müdahale edecekler zaten bir süre sonra gider ama biz bu saydığım devletlerle baş başa kalacağız. Dengeleri iyi muhafaza etmek gerek.

SON SÖZ
Yazımın başında belirttiğim üzere şimdi savaşa hayır çığlığı atan güruh neden Suriye’de kimyasallar kullanılırken ve orada yüz bine yakın insan katledilirken sesi çıkmadı, tepki vermedi de şimdilerde sahte tavırlar sergiliyorlar. Sormazlar mı? Daha önce neredeydiniz diye…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.