Öne Çıkanlar CHP hasan özçelik otobüs Uluslararası Kurtarma Komitesi KCK Dış İlişkiler Sözcüsü Demhat Agit İstanbul Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi

Sabah sucuk, öğle köfte, akşam kebap olmaz
 Londra’da Dünya Kanser Araştırma Vakfı’nın düzenlediği iki günlük uluslararası konferansta (12-13 Eylül) kanserle savaş ve doğru beslenmeyle ilgili çok çarpıcı konuşmalar yapıldı.Dünyanın önde gelen bilim adamlarının bir araya geldiği konferansın sonuç bölümünde en çarpıcı vurgu kırmızı etteki tehlikeydi

‘İşlenmiş etten kaçının’

En fazla ne kadar et yiyelim? Belli bir yaştan sonra eti tamamen kaldıralım mı?

Tamamen kaldırın demiyorum. Haftada 1-2 kezden fazla yemeyin.

Ya eti pişirme yöntemi?

Araştırma sonuçlarımızın gösterdiği; et pişirilirken kahverengileştikçe, koyulaştıkça kanserojen hale geliyor. Evet biliyorum çıtır et çok lezzetli, benim de hoşuma gidiyor barbekü et, ama kesin kanserojen!

Ya işlenmiş et; yani sosis, salam, jambon, bizde sucuk diye bir ürün var?

Kırmızı etten 4-5 kat daha toksik görünüyorlar. Bu tür ürünler çok lezzetli, ama gerçekten ihtiyacınız yok! Bunları buzdolabınızdan uzak tutun! Temel yiyecek maddesi olarak kullanmayın. Kırmızı etten daha yağlılar. Birçok katkı maddesi içeriyorlar. En başta tuz. Mide kanserine neden olduğunu biliyoruz artık. Nitrat içeriyorlar; iyi bir molekül değil.

Haftada 1 bile yenmemeli mi?

O kadarı tamam!

Bizim ülkemizde demir eksikliğine bağlı kansızlık, özellikle kadınlarda çok yaygın. Et yemesi şart bu kadınların. Onlara ne önermeliyiz?

Düşük demirli bir ülkede yaşıyorsanız et yemeniz gerekiyor. Genç kadınlar, hamileler, adet görenler, yeni doğum yapmışlar... Bunların et yemesi gerekiyor tabii ki! Ama kahvaltıda sizin sucuk, öğlen köfte, akşam mangal et değil! Bu akıllıca olmaz!

- Dünya Kanser Araştırma Vakfı’nın araştırma sonuçlarında dikkatimi çeken bir şey var: Tüm ülkelerde kanserden ölüm oranı ABD yüzde 29, İngiltere yüzde 33, Avustralya yüzde 35, Japonya yüzde 44... Ama fakir ülkeler örneğin; Brezilya yüzde 20, Meksika yüzde 18, Hindistan yüzde 15... Kırmızı etin az veya hiç tüketilmediği ülke Hindistan’da kanser oranı refah toplumlara göre çok düşük. Bu rastlantı olamaz!

Kesinlikle katılıyorum. Araştırma sonuçlarımız da bu görüşü destekliyor zaten.

Ergenlik çağında bol soya tüketenlerde meme kanseri riski azalıyor!

Araştırma 35-45 yaş arası 817 Çinli kadında yapılmış. Çocukluk, ergenlik, genç erişkinlik ve şu andaki soya tüketimleri düzenlenen bir anketle belirlenmiş. Mamografileri incelenmiş.

Sonuç: Ergenlik ve genç erişkinlikte soya tüketiminin meme dokusunun yoğunluğunu etkilediği görülmüş. Yoğun meme dokusu kanser açısından riskli kabul ediliyor. Özellikle ergenlikte bol soyalı yiyecek tüketenlerde önemli meme yoğunluğu değişikliği saptanmış. Bu verilerle ergenlikteki soya tüketiminin meme dokusu yoğunluğunun artma riskini engellediği düşünülüyor.

Ergenlikte daha çok yumurta yemek riski azaltıyor

Harvard araştırmacılarına göre;

Haftada iki ya da üç kez alkollü içki tüketen erkeklerin kalp krizi riski daha az.

Ilımlı ölçüde alkol tüketen Tip 2 diyabetli erkeklerin koroner kalp hastalıkları riski daha az.

Hiç alkol içermeyen kadınlarla kıyaslandığında günde 30-60 gram alkol tüketen kadınlarda göğüs kanseri vakaları yüzde 40’e kadar artıyor.

Ergenlikte yumurta yemek, kadınları göğüs kanserine karşı koruyabiliyor.

Besinlerdeki yağ içeriğinin yetişkinlikte yüzde 20’ye kadar azaltmanın, Batı toplumlarında göğüs kanserinde önemli ölçüde azalma sağlayabileceği varsayımını biraz destekliyor.

Etteki büyük tehlike: Sodyum nitrat (nitritin bakterilerce nitrata dönüşmüş hali)

1920’lerden beri ette kullanılan koruyucu bir madde. Bakterileri öldürüyor ve sosisli sandviçlere, pastırmalara ve konserve ete hoş pembe bir renk ve tat veriyor.

1970’de Nature bilim dergisi tükettiğimiz nitritin, vücudumuzda nitrozamin (insan için zehirli kanserojen madde kimyasal madde) oluşturacak reaksiyonlara girebileceğini yazdı.

Büyük miktarlarda nitritle beslenen farelerde kanser vakaları yüzde 5 ‘en yüzde 10’a yükseliyor.

Soya, meme kanserini önlüyor

Soya meme kanseri riskini kesin olarak düşürüyor mu?

Evet! Ergenlik döneminden itibaren soya ve soya ürünleri tüketenlerin daha az meme kanserine yakalanıyorlar.

Peki gelelim şu genetik modifikasyona (GM)... Türkiye’de çoğu kişi tohumların genetiğiyle oynandığı gerekçesiyle soya yemekten kaçınıyor.

GM konusu tartışmalı. Kesin yanıt yok henüz. Ben Hong Kong’da yaşıyorum, Çin’e yakınız. Onlar GM kullanmıyor. Ülkemde bazı büyük şirketler de GM kullanmadıkları söylüyor. Ama örneğin bizim soya sütümüz önemli oranda ABD’den ithal ediliyor.

Soya neden bu kadar faydalı?

1- Soyada kolesterol yok.

2- Soya yağı sağlığımız için çok yararlı.

3- Soyanın protein gücü etinkine eşit. Bitki olmasına rağmen!

Kandaki kolesterol seviyesi 170 mg/dL’den 90 mg/dL’ye düştükçe karaciğer, rektum, kolon, erkekte ve kadında akciğer, göğüs, çocuklarda lösemi, yetişkinlerde lösemi, çocuklarda ve yetişkinlerde beyin, mide ve yemek borusu (boğaz) kanseri azalıyor.

Örneğin bol lifli gıdalarla beslenen Çin’de ortalama kolesterol seviyesi yalnizca 127 mg/dl iken, Amerikan halkının ortalaması 215 mg/dl.

Yani Çinlilerin kolesterolü neredeyse 100 puan daha düşük. Çin’in kırsal iç kesiminde bu rakam 80 mg/dl’ye kadar iniyor.

ABD’de koroner kalp hastalıklarından ölümler Çin’in 17 katı. Yine ABD’de göğüs kanseri ölüm oranları Çin kırsalının 5 katı.

Kan kolesterolünü yükselten gıdalar: Et, süt, yumurta, balık, yağ ve hayvansal proteinler.

Kan kolesterolünü düşüren gıdalar: Bitkisel besinler, besin maddeleri (lif,selüloz, yarı selüloz, çözünebilir karbonhidrat, bitkilerdeki B vitaminleri, karoten, baklagiller, açık renkli sebzeler. Meyve, havuç, patates ve çeşitli taneli tahıllar)

Ya miktar? Ne kadar soya yemeliyiz ki yararlı olsun?

Günde 15 gram soya proteini almalısınız. 2-3 bardak soya sütü veya 200 gram tofuya denk. Yeme biçiminiz şöyle olmalı: Bol sebze, bol soya, az et!

‘Çöp yiyecekler’e alıştırıyorlar

Brezilya’da kanser konusunda önemli adımlar atılmaya başlanmış. Neler yapıyorsunuz?

Brezilya’da yiyecek, beslenme ve fiziksel aktivitenin kanseri önlemedeki etkisi gündemde, tartışılıyor. 2007’de Brezilya Kanser Enstitüsü tüm ülkede kansere karşı savaş başlatabilmek amacıyla sağlık bakanlığına bağlı bir birim oluşturdu. Ben de bu birimde görevliyim. Brezilya’da kanser hâlâ önlenebilir bir hastalık olarak görülmüyor. Politikacıların tutumu çok, ama çok önemli. Halk onları takip ediyor çünkü...

“Kanser önlenebilen bir hastalıktır, yiyecek endüstrisi de üzerine düşeni yapmak zorunda” diyorsunuz.

Brezilya, Türkiye gibi gelişen ülkelerde hızlı gelişmek ekonomi için iyi olabilir. Ama bunu önlemler alarak yapmazsanız sağlık sorunları başlıyor. Özellikle yiyecek endüstrisi hakkında konuşuyorsak!

Brezilya’da şişman sayısı hızla artıyor verilere göre...

Ne yazık ki öyle... 1975’den 2009’a fazla kilolu insan sayısı yüzde 50 arttı. Bunda yiyecek endüstrisinin de payı var, baskıları arttı.

Nasıl yani? Örnek verir misiniz?

Bazı yiyecek tröstleri, junk yiyeceklerini kırsal alanlara taşıyıp satıyorlar veya veriyorlar. Halkı çöp-yiyeceklere alıştırıyorlar.

Siz yeni bir yasadan bahsettiniz konferansta. Diğer ülkelere de önderlik edebilirsiniz bu konuda...

Hükümet yeni bir yasa çıkardı. Bundan sonra televizyondaki veya medyada, diğer organlarda yiyecek reklamlarından sonra üretici firmalar bu yiyeceklerin sağlık için risklerini de söylemek zorunda. Yani yiyecek endüstrisi tehdit altında! Şimdi büyük bir savaşa hazırlanıyoruz.

Bunun hayati olduğunu gösteren bir kanıt olmamasına rağmen günlük toplam kalorileri tüketimimizin en çok yüzde 30’u yağ olmalı. Normal bir yetişkinin günlük kalorisinin yüzde 35-40’ı yağdan gelir. Ancak kanserle savaş için bunu yüzde 30’un altına çekmek gerikiyor. Özellikle fazla yağ tüketimi ile göğüs kanseri, kalın bağırsak kanseri artışı arasında ciddi bir bağ var.

Çocuklarınızı emzirin!

Tüm anneler çocuklarını en az 6 ay emzirmeli. Kanser ve diğer hastalıklar hakkındaki kanıtlar, emzirmenin hem anne hem de çocuk için koruyucu olduğunu gösteriyor. Emzirmek bebeği çeşitli enfeksiyonlara karşı koruduğu gibi ileride çocuk obezitesine karşı da koruyor. Daha doğumdan itibaren kansere karşı savaş başlatmanın da önemli bir yolu.

Eğer kansere yakalandıysanız kanser önlemedeki önerilere uyun. Diyet, sağlıklı yaşam ve fiziksel aktivite konusundaki önerileri dikkate alın. Birçok kanser türünün tedavisi artık çok başarılı bir şekilde yapılıyor.

Uzun boylu olmak kanser riskini artırıyor

2008’de dünyada 12.7 milyon yeni kanser vakası kaydedilmiş. 2030’lu yıllarda artacağı öngörülüyor. Dünyada en fazla ölüm nedeni sıralaması şöyle:

1- Kardiyo vasküler hastalıklar

2- Kanser

3- Solunum sistemine bağlı hastalıklar

4- Şeker hastalığı

5- Diğer nedenler

Birçok kanser vakasının sadece şişmanlık ve fazla kilodan kaçınarak önlenebileceği düşünülüyor.

Kanserde İlk 5!

1- Akciğer

2- Meme

3- Kolorektal (kalın bağırsak)

4- Mide

5- Prostat

Majör kanser risk faktörleri

- Sigara: Dünyada 1,3 milyar insan sigara içiyor!

- Enfeksiyonlar: Yüzde 15-20

- Diyet

- Şişmanlık

- Radyasyon

- Hormonlar

- Alkol

- Meslek

- Çevresel etkenler

Tüm kanser türlerinin üçte birinin engellenebileceği görüşünde.

Konferanstan ilginç bir not: Uzun boylu olmanın tüm kanser risklerini artırdığı belirlenmiş.

Kalsiyum açısından fakir beslenen kişiler eğer fazla kırmızı et tüketiyorlarsa kolon kanserine davetiye çıkartıyorlar!

Deney: Fareler üzerinde yapılan deneyde iyice pişirilmiş, kahverengileşmiş, nitratlı, okside edilmiş, işlenmiş kırmızı etin kolon kanserine yol açtığı görüldü. Bu farelerin dışkılarında da toksik yan ürünler arttı.

Aynı deney 17 sağlıklı gönüllüsünde, günde 160 gram et verilerek tekrarlandı. Bunlara günde 100 mg Ca (Kalsiyum) ve 8 mg E vitamini eklendi. Görüldü ki; kalsiyum ve E vitamini eklenince risk azalıyor!

Sonuç: Yüksek dozda kırmızı et tüketen kişiye kalsiyum içeren gıdalar verildiğinde risk azalıyor! Pişmiş, yüksek nitratlı-nitritli (sosis, salam, pastırma, isli yiyecekler) yüksek demirli işlenmiş etin kanserojen etkisi azaltılabilir!

Günlük toplam kalorileri tüketimimizin en çok yüzde 30’u yağ olmalı. Normal bir yetişkinin günlük kalorisinin yüzde 35-40’ı yağdan gelir. Ancak kanserle savaş için bunu yüzde 30’un altına çekmek gerekiyor. Özellikle fazla yağ tüketimi ile göğüs kanseri, kalın bağırsak kanseri artışı arasında ciddi bir bağ var.

Örnek besinler ve yağ içerikleri

Besin Yağdan alınan kalori yüzdesi

Tereyağı %100

Duble Çizburger ortalama %67

Tam yağlı inek sütü %64

Koyun budu %64

Sosisli sandviç %54

Soya fasulyesi %42

Yarım yağlı süt %35

Tavuk %26

Ispanak %14

Kahvaltı gevreği ortalama %8

Yağsız süt %5

Bezelye %5

Havuç %4

Taze fasulye %3.5

Fırında patates %1

Riski azaltabilecek yiyecekler

- Sarımsak; Mide kanseri

- Havuç; Kolorektal

- Meyve; Ağız, gırtlak, yutak kanseri

- Folik asit içeren yiyecekler (buğday, baklagiller, ıspanak, Brüksel lahanası, fasulye, badem, ceviz, fındık, pirinç, yulaf , mısır); pankreas

- Beta karoten içeren (koyu yeşil yapraklı sebzeler, patates, havuç, domates) yiyecekler; yemek borusu

- C vitaminli yiyecekler; yemek borusu

- Süt; Kolorektal

- Düşük kalorili yiyecekler; şişmanlığı engelliyor dolayısıyla da kanseri!

- Kalsiyum desteği (hap); Kolorektal

- Selenyum desteği (hap olarak) Prostat

- Fiziksel aktivite; meme, endometrium (rahim)

Komitenin kesin olarak ikna olduğu konular şunlar Fiziksel aktivite: Kolorektal kanser riskini azaltıyor. Süt vermek: Meme kanseri riskini (hem menopoz öncesi, hem sonrası)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.