Prof. Dr. Öztek’den Kanserin Bulguları ve Korunma Yolları

 

 

Prof. Dr. Öztek’den Kanserin Bulguları ve Korunma Yolları

Patoloji ve Sitoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK; Kanserin Bulguları ve Korunma Yollarını anlattı.

Prof. Dr. Öztek; Son yıllarda kanserin, özellikle de lenf bezlerinin veya lenfoid hücrelerin bulunduğu dokuların kanseri olan Lenfoma veya Hodgkin (Hoçkin) hastalığının alabildiğince arttığına işaret etti. Kanseri; İnsan organizmasındaki bir tek hücrenin organizmada mevcut düzene isyanla, bağımsızlığını ilan ederek kendine uydurduğu diğer hücrelerle düzeni yok etmeye yönelik anarşik bir hareket olarak tarif edilebilir. 

Bu anarşik çoğalmaya neden olan faktörler ortadan kalksa bile bu çoğalma sürecektir. İsyanın zamanında ve erken fark edilmesi, isyana karşı tıbbi, cerrahi, onkolojik, immünolojik (bağışıklık sistemi) ve Psikolojik savaş araçları ile müdahale, isyanı bastıracaktır.

Organlara göre kanser oluşumundaki bulguları şöyle sıraladı:

*Boyunda, çene altında, köprücük kemiği iç yüzünde ve kasıklarda ele gelen şişlikler   

 (Lenfoma, Hodgkin),

*Ciltte geçmeyen kızarıklık veya yaralar (cilt),

*Baş ağrısı ve baş dönmesi ile birlikte dengesizlik hali (beyin),

*Uzun süren ses kısıklığı (gırtlak),

*Öksürük, kanlı balgam, göğüs ağrısı, nefes darlığı, yan ağrısı (akciğer),

*Boğazda yanma, yutkunma zorluğu, hazımsızlık (yemek borusu, mide),

*Makattan kan gelmesi, dışkılama şeklinde ve alışkanlıklarında değişiklik,

karında şişlik,  ağrı (barsak),

*Sarılık, kan değerlerinde değişiklikler, karaciğerin büyümesi, ağrı (karaciğer),

*Hazımsızlık, iştahsızlık, karın ağrısı, sulu ishal, sarılık (pankreas),

*Yumurtalıkta/testislerde herhangi bir şişlik veya kitle, boyutlarının değişmesi,  

asimetri, kanama (erkek yumurtalığı),

*Gece idrara kalkma, sık işeme, kanlı işeme, kasık  altı karın ve bel altında ağrı (prostat),

*Meme ucundan (kanlı) akıntı gelmesi, memede sertlik, memede kitle, meme cildinde büzüşme ve çekilmeler (meme),

*Anormal kanamalar ve akıntılar (rahim),

*Karında şişlik, ağrı, kanama, hormonal değişiklikler (kadın yumurtalığı),

*Belde ağrı, kanlı işeme, erken kemik metastazları (böbrek),

*Kanlı işeme, ateşlenme (idrar kesesi),

Kanserin organizmaya etkileri ve ölüm nedenleri:

Beyinde; yüksek basınç, yine beyinde ve diğer yerlerde; kanama, nekroz, ağır iltihap, organlarda beslenme bozukluğu, barsak tıkanıklığı, kansızlık, geniş apseler, solunum yollarının tıkanmaları, damar tıkanıklığı gibi harabiyetlerle ölüm meydana gelmektedir.

Günümüzde kanser, halen en önemli hastalık özelliğini sürdürdüğü gibi hastaları yıllarca etkisi altında tutan, çevresine hüzün ve elem veren, maddi ve manevi yıkıma neden olan, aile ve ülke ekonomisini ilgilendiren, ölümü de yürekler acısı sahneler oluşturan bir sağlık sorunudur.

Kanser oluşumunda dış ve insan bünyesinde oluşun iç etkenler rol oynar. Dış etkenler; fiziksel ve kimyasal ajanlar ile bakteri virüs parazit gibi canlı etkenlerdir. İç etkenler ise: hormonal, kalıtımla veya bağışık sistemi ile ilgili etkenlerdir. Bu etkenler hücrenin DNA’sını değiştirerek harekete geçirir. Engelleyebileceğimiz dış etkenleri engellemek yerine özellikle kendimiz üretiyoruz ve Dünyamızı kendi elimizle yok ediyoruz.

            Örneğin sigara ve alkol, insanda her çeşit hastalığın nedenidir. Yalnız yurdumuzda sigaranın sebep olduğu kanser, damar sertliği ve kalp hastalıklarından yılda tam iki yüz bin insanımız hayatını kaybetmektedir. İleri teknoloji ve sanayinin yol açtığı atmosfer ve doğa kirliliği bizi kanserojen bir ortamda yaşamaya mahkûm etmektedir. Teknolojiyi yanlış kullanmaktan, bacalara gerekli filtreleri takmamaktan dolayı termik santraller veya fabrika bacaları yıllarca çevresine ölüm saçmış ve saçmaya devam etmektedir. Denizlerimize, göllerimize ulaşan fabrika atıkları buradaki ekolojik dengeleri bozmuş, hayat bırakmamıştır. Çernobil felaketi yurdumuzda da binlerce sakat doğuma neden olmuştur. Biz istediğimiz kadar nükleer santrale karşı olalım, ilkel teknoloji ile halen çalışmakta olan burnumuzun dibindeki Ermenistan Metzamor ve Bulgaristan Kozloduy nükleer santrallerinin nükleer sızıntısı ülkemiz atmosferini oluşturmaktadır. Karışan kimyasal, kanserojen atıklarla Menderes nehri kırmızı, Ergene nehri siyah akmaktadır. Peki bunların suladığı verimliliği tükenmiş ovalarımızdaki ürünlerin insan organizmasında yapacağı tahribatın korkunçluğunu düşünebiliyormusunuz?

            1991 ve sonrası Irak Körfez savaşında bombalanan petrol kuyuları ile 2010 yılında Meksika körfezinde patlayan BP petrol kuyularından atmosfere yayılan zehirli gazlar, yine 2010 yılında Macaristan’da  Tuna kenarında  patlayan boksit atık depoları hep kendi elimizle hazırladığımız felaketimiz değil mi ?

            O hale geldik ki, içtiğimiz sular ve topraklar sürekli kanserojen maddelerle kirletilmekte olduğundan yediğimiz ve içtiğimiz her şey kanser etkisi göstermektedir. Türkiye’nin toprağı çöl olmakla kalmıyor, aynı zamanda zehirleniyor, genetiği değiştiriliyor. Diğer yandan atmosferi ise fiziksel, madensel ve kimyasal ağır kanserojen atmosfere dönüşüyor.

Sanayileşelim, nükleer enerjiden yararlanalım fakat kanserleşmeyelim. Ağır sanayi ve nükleeri çevreyi kirletmeyecek, çevreye ve insana zarar vermeyecek önlemler çerçevesinde, modern teknolojik usullerle kullanalım. Tohumlarımızın ve ürünlerimizin genetiğini değiştirirsek insanımızın da genetiğini değiştirmiş, insanımızı insan olmaktan çıkarmış oluruz.

Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK

Patoloji ve Sitoloji Uzmanı

Amerikan Anjioloji Koleji Bilimsel Konsey Üyesi (FACA-1993)

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.