7 Şubat 1975 sabahı, damadım Elektrik Mühendisi Erol Ertaş ile birlikte İstanbul seferini yapmakta olan, otobüsten indiğimiz ( Sabancı Kahvesinde) gördüğüm gerçek manzaradan esinlenerek, tarafımdan kaleme alınmıştır. 
Garson hiddete gelerek, arada bir bağırıyor sabahçı kahvesinde, uyuklayanları çağırıyor. Hey hey… uyuma hemşerim, burası otel değil, evinde uyukladığın, tandır başındaki post değil. Burada oturmak için, sabaha kadar çay içeceksin, çay içmezsen hemşerim, voltanı alıp gideceksin.  Anladınmı hemşerim,  burası öyle bir sabahçı kahvesi burada sadece duyulur, bardak şakırtısı ile çay içenlerin sahnesi. Garsonun bağırmasından,  sabahçı vatandaş, yavaş yavaş uyandı derin uykusundan, gözlerini silerek sandalyesine dayandı ve ilave etti, param yok hemşerim, ben şimdi nereye gideyim? Acıyın bana, dışarı kovarsanız, ben ne edeyim?
Çalışmak için iş aradım, çalışacak bir iş yok, otelde yatmak için cebimde beş param yok. Garson bu cevaplara kızdı kızdı köpürdü, taşralı vatandaşın, ceddini bir okudu. Kime sordunda geldin, Erzincan’dan buraya ya çay iç, ya defol git, bak cepteki paraya ayakta uyuyarak, taşralı çekti gitti. Sandalyede gördüğü rüyası burada bitti.
Belki gördü rüyada Sevgili Fatma’sını,
Belkide Fatma’sıyla sarılıp yatmasını,
Kimbilir daha neler neler gördü düşünde,
Pek yaşlı babasıyla, annesini peşinde.
Bıraktığı Erzincan’da bu soğuk kar kışında,
İşsiz vatandaşıma İstanbul ümit yoludur.
İşsizlerle sabahçı kahveleri doludur.
Türkiye’mde işsizlik böyle aldı yürüdü,
Vatandaşın yaşama damarları kurudu.
Günlerce aç dolaşır, bir bardak çayı tatmaz,
Şöyle bir düşünürsek, aç insanlar ne yapmaz,
Sabahçı kahvesinde, mağarada mı yatmaz,
Ahlak karatkter denen, mevhumunu satmaz.
Cebindeki parayı, tümü ile bitirir,
Bir insanki yaşama ümidini yitirir, 
Hale gelmiştir artık, her türlü iş yapacak,
Kafana bir yumrukla, rahatlıkla kopacak,
Cebindeki parayı, elindeki ekmeği, 
Sıkılmadan korkmadan, deneyecek çekmeyi.
Ertesi gün evleri, dükkanları soyacak,
İnsanların gözünü acımadan oyacak,
Artık sanat edindi, kim demişki doyacak,
Hangi teşkilatımız, buna karşı koyacak.
Kendi yaşamı için insanlar öldürecek,
Hiç düşünmeden nice, ocaklar söndürecek.
Bunların hepsi  neden neden yapılır neden?
Tek bir nedeni vardır, yaşama korkusundan.
O halde o korkuyu ortadan kaldıracak
İşsizliği yenmede, topluca saldıracak.
Birlik ve beraberlik, bağları sökülmeden
İşsizlerin ordusu, sokağa dökülmeden.
Güvenle cesaretle, hemen tedbir alalım,
Yokluğu işsizliği ivedi kaldıralım.
Çalışma azmi ile biğrlik ruhu vermenin, 
Tek yoludur milletçe, mutluluğa ermenin
Türk milleti çözecek, hergüçlüğü ilimle
Çağdaş medeniyeti, aşacaktır bilimle
Ne sabahçı kahvesi, ne sandalyede yatan,
Ne sokak külhanbeyi, ne sağa sola çatan,
Ne anarşik olaylar, birbirine katan,
Ni dinamit, ne bomba, kalmayacak patlatan.
Ni dilenci, ne hırsız, ne fukara, ne fakir,
Hiç kimse birbirini, göremeyecek hakir.
Yurdumda kalmayacak, artık mutsuz insanlar,
Gülen yüzler dolacak, hepsi mutlu insanlar,
Ne olur göster tanrım, milletime bu günü
Duam dileğim budur, unutsun acı dünü
Not: Maalesef, 35 sene sonrada kısmen aynı yaşamı yaşıyoruz. Siyasi partiler, seçim yasaları ve iktidardaki Ak Parti’sinin tutum ve davranışları, 35 sene öncesinden çok çok daha kötüdür. İyi BİLİNE!
Hamdi İnanç  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.