RUHUMUZ GÖKKUŞAĞI..!

Dünya yaratılış sebebi ile rengârenktir.

Hiçbir ressam bu güzelliği canlandıramaz. Canlandırmaya çalışan teknoloji bile boyanın taşan kısmını belli eder. Oysa yaratan bu güzellikleri kusursuz yaratmıştır. Hiçbir canlı olduğunun dışına çıkmadan yaşar, insanlar hariç. Hayvanlar beslenmek için, doğa mevsimine göre, deniz havaya, ormanlar, otlar, çiçekler toprağın kanununa göre yaşar. Topluluk halinde kabullendikleri bu ruhani yapı bize hiçbir zaman örnek olmamıştır.

Oysa insanlarda birer canlıdır. Düşünen canlılar Yaradan’ın en kutsal canlıları biziz. Farkında olmadan yaşadığımız hayatın bize sunulan yanlarını görmemekteyiz. Maalesef, evet ki, maalesef. Çünkü kendi eksinimizi kaosunu yaşamaktayız ya da sofrasında tek başına yemek zorunda bırakıyoruz kendimizi. Merhamet vicdan duygularını sıyıran toplum olmaya yüz tuttuk.

Bilinmezlerin peşinden gidiyoruz nefes almaya muhtaç olduğumuz doğaya bile zarar vermeye başladık. Yaratılma nedenimizi unutarak sonsuzluk yolculuğunu bile kendimizden esirgedik. Yalanlar üzerine kurulan toplumlar olmaya başladık. İblisin eline geçiyoruz artık insanlıktan çıkıyoruz ama farkında değiliz. Şu an dünyanın merkezine yerleşmiş olan Siyonistler farklı gruplarla en hassas noktaları bile bulup akıl tuzakları kurup, ortamı germeyi bile başarılıyorlar. Biz insan toplumu olarak buna da fırsat veriyoruz. Nasıl olsa öleceğiz diye yaşamın içinde ne yaşanması gerekiyorsa yaşıyoruz. Alkol, uyuşturucu, sigara, bağlılık yapan kafeinler de başta olmak üzere. Bazen de sevdiklerimizi unutuyor ya da sevdiklerimizi el üstünde tutup başka bir cana kıyıyoruz. İşte insan burada kendini kaybediyor. Çünkü can demeye başladıkları için cananın hiçbir önemi olmuyor.

Hadi bir örnek verelim;

Yardım eden bir birey hiç şüphesiz kendinden çok insanları düşünendir. Bu kişiden yararlanan ve menfaat duyguları ile etrafında yaşayan insanlar bile zamanla bu insanı harcayabiliyor ve o insan zamanla madem öyle bende artık kimseyi görmeyeceğim durumuna düşüyor. Ve insan burada bir kayıp’a uğruyor.

Ya da başka biri başkasından yararlanarak sırtından geçiniyor ve ya onun en zayıf noktasını bularak sırtına basarak ta yükseliyor bu da başkanlık sistemlerde daha çok olur.

Toplum olarak yanlış eğitim ile ve aileden gelen sorunlarla insanlar zamanla kendilerini bulmak yerine başkalarında kusurlar aramaya, muhalefet olmaya başladılar. Cinsel seçimler bile çoğaldı insanlar kendi bedeninin ve ruhunun kimliğinden bile uzak duruyor. Şekillerin bu denli değişmesinin sebebi tabi ki ne olabilir?

Mantık kalp ile arkadaştır ama zaman bile mantık ile kalbi düşman ediyor birbirine.

Ruh sıkışınca bu sefer insanlık bir ayıp hale geliyor.

Bu zamanlarda sağlıklı bir ruh görmek, çok zor. Ya şizofren, anksiyete, panik atak, megaloman, paranoyak olmaya yüz tuttu artık. İnsanlar ölmeden zombileşiyor bunun önüne geçmek için ne yapmalıyız dersek.

Ruhumuz gökkuşağı olmuş derim…

Zor ve sözün sonuna sadece nokta koyabiliyorum..

nilTyum

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.