RESMİ İLK ÖĞRETMENİM
Saygıdeğer Beylikdüzü Gazetesi okurlarım, bugün sizler ile ilk Okula başladığım yıla ait bir anımı paylaşmak istiyorum. Şöyle ki, evet yıl 1960 rahmetli babamın TCDD yollarında ki Gar şefi görevi nedeni ile İstanbul’dan Erzincan ilinin Kemah ilçesine tayini çıkmış, aile olarak kara trenin bir vagonuna eşyalarımızı yerleştirmiş Kemah’ a sağ salim varmıştık. Yıl 1960 olduğu için 27 Mayıs ihtilalini de burada yaşamıştık. Evet kayıt işlemlerinden sonra okulumun açılışına resmi olmayan ilk öğretmenim olan babam ile ( rahmetli annemi de unutmamam gerekir) Lojmanda kaldığımız için, köydeki okulumuza yaklaşık 1 Km‘lik mesafeyi babam ile güle oynaya ilk okulumuza gittik. Yaşıtım olan çocuklar bir arada toplanmaya çalışıyorlardı. Bazıları ise anne ve babasından ayrılmak istemiyordu. Rahmetli babam çok önceden okulun önemi konusunda beni hazırlamış ve bilinçlendirmişti. O sırada bir genç adam, çocukları hizaya, sıraya sokmaya gayret sarf ediyordu. Ben de gayri ihtiyari ‘ amca benim yerim neresi’ demiştim. Henüz yanımdan ayrılmakta olan babam son ikazını yaparak, ‘ Amca değil, öğretmenim diyeceksin’ dedi ve yanımdan ayrıldı. Ogün dür, bu gün dür yüzlerce öğretmenim oldu. Hepsinden feyzler aldım. Çok şükür bu günlere geldim. Hepsine çok şey borçluyum. Aramızdan ayrılanları rahmet ile anıyorum. Yaşayanlara ise sağlıklı, mutlu ömürler diliyorum

Bilinen odur ki, çocuklar, her yaşta doğası gereği öğrenme çabası ile büyümektedirler. Ailede süregelen eğitim süreci okul çağına gelindiğinde öğretmenler ile devam etmektedir. Okul çağına gelen her çocuk yine de desteğe muhtaç bir durum sergilemektedir. Öğretmenler evlatların aileden uzak olarak bulunmuş olduğu okul zamanlarında onların en büyük yardımcısı durumundadırlar. Sadece okuma yazma öğretmekle görevli oldukları halde, yine de büyük bir özveri ile onların her türlü sorunları ile yakından ilgilenerek, ikinci bir aile ortamının oluşmasını sağlamaktadır. Bu durum karşısında çocuk, toplumsal hayata daha çabuk adapte olarak, toplum içinde yer edinme duygusuna daha önce sağlamış olmaktadır. Tüm bu özveri gerektiren gayretlere ilaveten öğretmenler, verdikleri kaliteli eğitimle, yetiştirdiği bireylerde vatan ve millet sevgisi, erdem, fedakarlık, seviye, disiplin ve özgüven duygularının gelişmesini hızla sağlayıp, başarının hangi aşamalardan sonrasında geleceğini öğretmiş olmaktadırlar.

Kalkınmanın temel şartı olan eğitim ve öğretimin kalitesi bir toplumun dünya üstündeki yerini belirlemektedir. Bir milletin modern ülkeler seviyesine erişebilmesi eğitimin bilimsel yöntemlerle yapılması ile mümkündür. Kültür, sanat, bilim, teknoloji ve ekonomik alanlarda kalkınmış ve ilerlemiş olan uluslar, eğitim ve öğretim sorunlarını çözmüş toplumlardır.

Öğretmenler günü, öğretmenlerimiz ve öğrenciler arasındaki sevgi ve saygının zirve noktasına ulaşmış olduğu bir gündür. Bu hususi güne anlam ve önemi açısından bakıldığında öğretmene gösterilen saygının aslına bakarsak topluma verilen değerin bir göstergesi olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu bakımdan öğretmenler günü, özverili öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı elde eden mühim bir gündür. Bu önemli gün,24 Kasım 1928, Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri’nin Baş öğretmenliğini kabul etmiş olduğu gün olup, Bakanlar Kurulu tarafından da tescil edilmiştir. Ülkemizde 1981 yılından itibaren her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Öğretmenlerimizin bu önemli günlerini tebrik ediyor, canı gönülden kutluyor, sağlıklı, mutlu nice öğretmenler günü kutlamalarını canı gönülden diliyorum.
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.