Dünyada yaşayan Müslümanların 11 Ayın sultanı olarak adlandırdıkları Mübarek ay. Bin aydan daha hayırlıdır denen mübarek ay. Her sahuru her iftarı ayrı bir zevk ve huşu içinde geçen kutsal ay. İslamiyetin Doğuşundan günümüze kadar gelen bu kutsal ay. İslam Alemi tarafından her yıl beklenen bu mübarek ay için çok özel hazırlıklar yapılır. Kimi ilk kez çocuğuna oruç tutmanın keyfini yaşatırken kimi ise rahatsızlığından dolayı tutamayacağı oruç için acı çeker. Kimi komşusu aç iken uyuyamaz ve akşam iftarını yaparken komşusunu düşünürken sahura nasıl bir ikramda bulunayım diyerek orucunu mahcubiyet duyguları içinde açarken derin hüzünlere dalar.

Kimi el açıp Allah'a bu orucu tutmayı nasip ettiğin için sana şükürler ya Rab derken kimi ise bu günün anlamına önemine binaen yakın akraba dost veya komşusuna alacağı tatlının hesabını yapar. velhasıl her Müslüman bir farklı yaşar mübarek ramazanı. Aslında asıl olanda budur. Bu kutsal ay içinde Açlığı tatmak Açlıkla yapılan bu ibadeti diğer zamanlarda aç olan insanları hatırlamak. Aç yaşayan insanların halini bilmek hatta açlıkla
terbiyenin olmayacağını anlamak adına dinimizin bize sunduğu bu kutsal ibadet şekli biz Müslümanlara özel bir ibadettir.

Diğer inanışlarda benzeri olsa da kimi inanışa göre et yenmez kimi inanışa göre tam doyulmaz kimi inanışa göre de yarım açlık hali yaşanarak beden terbiye edilerek ibadet yapılır. Ama gerçeği söylemek gerekirse İslam inanışında ki bu kutsal ibadet şekli her inanışın gıpta ile baktığı bir durumdur.
Her Müslüman bilir ki oruç beden terbiyesi ile beraber vücudun bir ay dinlendirilmesinin İslam açısından bir ibadet olup tıbbi yararlarını ise tıp dünyası anlatmakla bitiremez. Akşam iftar için hazırlanan yemek çeşitleri gün boyu yiyeceklerimize eş değer hazırlansa da Diyanetin bu konudaki tek tutumu akşam iftarda fazla kaçırmayın, israftan kaçının demekten öteye geçmez.

Bazı TV programlarında ise akşam iftar menüleri şu yada bu şekilde olmalı derken yıl boyu bahsettiği ürünleri tadamayan dan habersizlerdir.
Bazı kişiler de vardır ki kendilerini Müslüman olarak adle-der . Ne komşu ,ne yakın akraba , ne Teravih namazı , nede aç yatan komşusundan bir haberdir. Gece sahurda tıka basa tıkanır. Akşamları da bir haftalık yiyeceği önüne koyarak iftar açar. Yan kapıdaki komşusunun belkide sıcak bir
çorbası kaynamamıştı. Bu zatı muhterem ise o bir haftalık yiyeceği artık yaparak çöpe atar. Aslında İslamda bu ve benzeri insanların açıklaması da mevcuttur. Bunlar aç kalmaktan öteye gidemeyen ama oruç tuttuklarını düşünen tiplerdir. İslam konusunda fetva verecek en son kişi olmam gerekirken bu konuda düşüncelerimi yazdığım için kendimi suçlu hissetmiyor da değilim. Yazmama neden olan ise; Bu tespitlerimin ülkemizin her ili, ilçesi , hatta mahallesinde var oluşudur.

İkamet ettiğim ilçe Başak şehir , yani İslam inancının yoğun yaşanıldığına inanılan ilçelerinden biri olarak bilinir. Bu mahallede tam sekiz yıldır aynı adreste ikamet etmekteyim. Müslüman olduğum herkes tarafından bilinir. Kütüphanem ise İslam ile ilgili kitaplarla doludur. Çocuklarımın isimleri de İslam i isimler olmakla beraber kendimde peygamber ismi taşımaktayım. Fakat bu şehirde sekiz kurban bayramı ve sekiz ramazan-ı şerif geçirmeme rağmen ne bir kurban bayramında bir parça et , ne de ramazanda bir tatlı ikramı yaşamadım. Eğer inancı ile ön plana çıkan bu ilçe böyle ise
diğer ilçeleri Rabbım korusun.

Acaba belediye başkanlarının sokaklarda caddelerde rekor kırılacak derecede iftar sofraları kurmasının altında unutulan İslami gelenekleri hatırlatmak mı yatıyor. Komuşucularını fakirleri yoksulları muhtaçları açları bu mübarek ayda unutmamak ümidi ile kalın sağlıcakla.

İbrahim erdem karabulut
erdemkarabulut44@gmail.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.