Sevmek, sevgiye gün tayin etmek, düşündünüz mü hiç siz sevgiyi hangi kriterde görenlerdensiniz?
Size göre sevgi, iki kişilik mi? Doğayı, yaşamı, hayvanı sevmekte sevgi mi? Yada şöyle sorayım sizce AŞK mı? SEVGİ mi? 
Bu gök kubbe altında her şeyin bir mevsimi ve zamanı var. Dünyaya gelmenin zamanı var, ölmenin zamanı var, dikmenin zamanı var ve dikileni koparmanın bir zamanı var” demiş, Hz. Süleyman. Buna göre düşünecek olursak elbette sevginin aşkın zamanı da var.

Peki nedir bu 14 Şubat meselesi, nedir sevgiyi bir güne sığdırma planları? 
Biliyor musunuz? ; Sevgililer Günü, her yıl yalnızca 1 güne sığdırılan, 14 Şubat günü dünyanın birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Hıristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı, Valentine adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.
Ayrıca; Parlement of Foules ve birçok tarih kitabına, belgesellere göre (tabi okuyor, izliyorsanız), Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak biliniyormuş. 
Eeee ne oldu? Şaşkın değilsiniz şuan yapmayın Allah aşkına bunu defalarca okudunuz beklide, ilk yazan ben değilim. Sevginizi bir güne sığdırın diyenlere hatta o gün Katolik bir din adamının ruhunu şad edin diyenlere inandık, kandık, kandırıldık ve devam ediyoruz. 
Sevgi sınırlı mı? 24 saat sonra yok mu olur? Zaman aşımına mı uğrar? 
Nedir düşünün bakalım. Bu gün ne oluyor peki hani sevgimizi göstermek için neler yapıyoruz bakalım; sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam ediyor. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Milyonlarca liralık çiçek, milyarlarca liraya altınlar, pırlantalar. Bunun yanı sıra bin bir çeşit hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır. Yani bugün esnafın günü… 
İyi ki 14 Şubat aldatmacası 1 gün yoksa, yılın 365 günü sizi eşyalarla mutlu etmeye çalışan sevdikleriniz olacak karşınızda NE KADAR ACI!....
Eşyalara bağlanan mutluluklarla pekiştirmeye çalıştığınız sevginizle mutlu olabilecek miydik kim bilir. Çevremize hatta kendimize baktığımızda evliliklerimiz sanki tabldot yemek satan yere girip, beğendiklerimizi tepsimize koyuyor ve parasını ödüyoruz şeklinde. Ya da aşkları dizi ve filmlerde gördüğümüz gibi sanıyor beklentimizi bu şekilde yönlendiriyoruz. 
Ama aslında aşkın katı gerçeklerinden birinin, zorlu sınavlardan geçmek olduğunu göz ardı ediyoruz. Aşka bencilce yaklaşıp sürekli bir talep halinde “ O çok hoşuma gitti, bana çok iyi davranıyor. Benim zevklerime uyuyor.” der ve aslında aşkın paylaşılarak gelişeceğini anlamıyoruz. Onun yerine “elde etmeye” çalışıyoruz.  Eğer paylaşılacak şeylerin olduğuna inanıyorsak aşkın talep ettiği olgunluk ve sorumlulukları anlamışızdır.
 Aslında bakıldığında sevginin sadece bireyler arasında olduğu yanılgısı da yok değil. Kişiler işlerini de sevebilir, arabalarını da, kariyerlerini de hatta eşyalarını bile sever. Dediğim gibi eğer aşk arıyorsak paylaşacağız, elde etmeye çalışmayacağız.
Asla unutmayın gerçek aşk her zaman dümdüz gitmez. Kime neye aşık olursak olalım, zorluklarla karşılaşacağız. Bazen istediklerimiz olmayacak, bunun için yarattığımız her şeyi kaldırıp atmayacağız. Sizce çağlar boyunca elde edilen başarılar kolay mı oldu ? Hiç sanmıyorum ! Bana göre kolaysa, kesin bir yanılgı vardır orada. Maddi ve manevi varlığımız, mutluluğumuz neyimiz varsa paylaşırsak, zorluklara rağmen elde edeceğimizin hayalini unutmadan yaşarsak  işte o zaman aşık olmaya hazırız diye düşünüyorum.
Düşünüyorum; “ sevginin iffeti gizliliktedir” sözü ne kadar da anlamlı geliyor bana. Güne sığdırılmayan, sevgilim diye dillendirilmeyen güzel cümle. Kalplerindeki sevgiyi bulamamış olanlar, koşun çiçekçilere, sevgiye bir tebessümün yetmeyeceğini sananlar kuyumcular mesaide olacak o gün sizin içinde. Ünlü restaurantlarda, sinemalarda ayırtın yerlerinizi, en pahalı şarapları için, yada görücüye çıkarın sevgililerinizi cami, türbe ziyaretlerine gidin. Resmedin onlarına bakın neredeyiz diye gözlerine soka soka insanların ibadet edin. 
Sakın birlikte mutfağa girmeyi denemeyin, büyüklerinizi ağırlamayın, ailece sohbet etmeyi düşünmeyin, bir yetimin başını okşamayın, üşümüş kediye mama koymayın, parka gitmeyin sallanmayın…..  çünkü o gün sosyal yaşamın paha biçemediğiniz çukurunda boğulmalısınız. Şehrin ışıklarında gezmeli, alışveriş yapmalısınız. 
Sevgiyi 1 güne sığdıranlar için birkaç kısa not daha; Sevgisiz kişiler dünyada kendileri için mümkün olduğunca fazla çıkar sağlamaya, kendi istek ve tutkularını tatmin etmeye, dünyadaki kısa yaşam süresini sorumsuzca geçirmeye çalışırlar. 
Çocuklarına gereken sevgi ve ilgiyi göstermeyen anne babalar ve anne ve babasına karşı -çevresinden aldığı olumsuz telkinlerin neticesinde- gereken saygı ve hürmeti göstermeyen çocuklar, bu dejenerasyonun en açık örneklerindendir. 
Fedakarlıkta bulunmak, dayanışma, cömertlik gibi değerler tamamen ortadan kalkar. Her şeyden önce insanlar birbirlerine insan olarak değer vermezler.
Kimse kimsenin sağlığını, huzurunu, rahatını düşünmez. İnsanlara bir zarar dokunmasından endişelenmez, buna engel olmaya çalışmaz.
Durmaksızın kötülüğü emreden nefsine sınır koymayan bir insana güvenmek mümkün değildir. Böyle bir insanın, vereceği söze sadık kalması beklenemez, zira bu kişinin sözünden dönmemesi için hiçbir neden yoktur.
Sevgi duyarlılığından yoksun bir insan, karşısındaki insanın doğal acizliklerini görmezden gelme nezaketini gösteremez, en basit hatalarını dahi çoğu zaman tolere edemez. Hatta hata bile sayılamayacak olaylar yüzünden hiç yoktan kavga çıkarabilir. 
Çünkü bu gibi kişiler için önemli olan kendi keyfidir ve keyifsiz olduğunda sevdiğini iddia ettiği insanların dahi mutlu olmalarını istemez.
Kısacası önce maneviyatı sevmek gerek, maddiyatsız beklentisiz sevmek. Yılın 365 günü sevmek gerek, bıkmadan usanmadan yorulmadan sevmek gerek. 
İşte tam bu noktada da şu sözcükler gelir aklıma. “Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri gelir her şeyden önce.. Vaat etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde” ne güzel anlatmış Mehmet Akif Ersoy değil mi?  Aradaki ince çizgiyi çözebilmeniz, sevgiyi güne değil hayatınıza sığdırmanız dileği ile…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.