Özel Okullar Pandemi Sonrasına Nasıl Hazırlanıyor?

Pandemi Sürecini Başarıyla Geçiren Okullar Yeni Dönemi Nasıl Planlıyor?

Pandemi süreci belki de en çok özel okulların karar alma süreçlerini etkiledi. Ani kararlar ve sürekli değişen gündem nedeniyle artık özel okullar çok daha hızlı karar alabilmek için bir yapı oluşturdular. Önümüzdeki öğretim yılında da karar refleksini oluşturacak bir yönetim yapısının devam ettirilmesi gerekir. Yeni dönemin hibrit modellerle devam edeceği konusunda artık kimsenin şüphesi kalmadı. Virüsün durumuna göre ortalaması değişecektir belki ama, uzaktan eğitim artık öğretim programının bir parçası haline gelecek. Özel okullar da bunun farkında ve yeni öğretim yılını buna uygun bir şekilde planlıyorlar. Kaynak seçiminden öğretmen planlamaya, teknolojik yatırımlardan veli kayıt sözleşmelerine kadar birçok konu bu durumdan etkileniyor.

 AKADEMİK EĞİTİMDEN SOSYAL Ve KÜLTÜREL AKTİVİTELERE ÖZEL OKULLARIN GELECEK DÖNEM İÇİN HEDEFLERİ NELER?

Akademik eğitimle ilgili yeni dönemde bir farklılık olmayacaktır. Ancak sosyal ve kültürel faaliyetler olmadan geçen iki yılı telafi etmek için okullar bu konuda daha etkin olacak diye düşünüyorum. Mesela sayın bakanın son açıklamalarına göre okullar ( ve çeşitli kurslar )yaz boyu bu tür faaliyetlere açık olacaklar. Geziler, yarışmalar, şenlikler öğrencilik hayatının en güzel hatıralarını oluşturan bölümlerdir. Bu yüzden önümüzdeki dönemde inşallah pandemiye bağlı zorunluluklar oluşmazsa, okullarımızın sosyal etkinlikler açısından zengin bir program sunacağını düşünüyorum. Çok fazlaca evde vakit geçiren ve sosyal anlamda zayıflayan öğrencilerimizin ruhlarını beslemek ve yeniden eski formlarına kavuşmalarını sağlamak için de bu şart.

Yüz Yüze Eğitimle Birlikte Okullarda Neler Değişecek?

Aslında değişen bir şey olmayacak. Bir anlamda eskiye döneceğiz. Sadece bir buçuk yıla yakın bir süredir yaşadığımız sürecin hatıralarından kurtulup, yeniden eski günlerin netliğine kavuşmamız gerekiyor. Bu dönemde özel okulları en çok yoran şey uzaktan eğitim vs. değildi. Bu dönemde oluşan yorgunluğun en büyük sebebi belirsizlikti. Yüz yüze eğitim başladığında ve uzun dönemde herhangi bir aksaklık yaşanmadığında, bu belirsizlik ortadan kalkacağı için planlamalar daha rahat yapılacaktır. Bunun yanında belki de en önemlisi öğrencilerimiz ekranlardan koparak akranlarına kavuşacaklardır. Sabahları kalkıp okula gitmenin aslında ne kadar güzel bir rutin olduğunu bu dönemde bütün ebeveynler anladılar. Yeniden yüz yüze eğitime başladığımızda herkes bunun kıymetini daha iyi bileceği için devamsızlık sorunları da azalacaktır diye düşünüyorum.

Öğrenme Kayıplarının Telafisi İçin Neler Planlanıyor?

Özel okullar açısından bakıldığında akademik anlamda çok büyük bir öğrenme kaybı olduğunu da düşünmüyorum. Yıllık plana uygun olarak bütün konular tamamlandı ve gereken çalışmalar yapıldı. Sınav grupları zaten destekleme ve yetiştirme kurslarına katıldılar ve onlar da programın gerisinde kalmadılar. Ancak ilkokullar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Özellikle birinci sınıflar eğitim hayatlarının ilk adımında yüz yüze edinmeleri gereken birçok bilgi ve beceriyi ekran karşısında alamadılar. O yüzden telafi programlarının odağı öncelikle ilkokul grupları olmalıdır diye düşünüyorum. Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre ilkokullar haziran ayının başı itibariyle, ortaokul ve liseler de 07 Haziran itibariyle haftada iki gün yüz yüze eğitime başlayacaklar. 18 Haziran-02 Temmuz tarihleri arasında da telafi programına katılacaklar. Biz bu uygulamayı asgaride geçtiğimiz bir yılda da bekliyorduk. Ve bize göre doğrusu da bu. Bu dönem hem öğrenci hem de öğretmen için çok kolay bir dönem değil. Ama yine de önemli konuları telafi etmek için güzel bir fırsat olacaktır. Eğer öğretmenler en önemli birkaç konuyu seçerek bu dönemde işlerlerse, telafi eğitimi de anlamını bulmuş olur.

Okul İkliminden Uzak Kalan Öğrencilerin Okula Uyumu İçin Nasıl Bir Strateji Ortaya Konulacak?

Öncelikle öğrencilerin zihinlerinden sağlıkla ilgili endişeleri süpürmek ve yeni bir başlangıç yapmak gerekiyor. Bunu yapabilmek için de tabii ülke genelinde konuyla ilgili geldiğimiz nokta çok önemli. Eğer vakalar belli bir sayının altına düşerse bu çok rahat bir şekilde yapılabilir. Bunun dışında okuldan uzak kalınan süre içinde oluşan soğukluğu gidermek için mutlaka ısınma çalışmaları yapılmalı. Sınıf bazında yapılacak yarışmalar, spor etkinlikleri, bilim ve sanat şenlikleri gibi öğrencileri sınıfların dışına çıkaracak etkinlikler, uyum programlarının etkili olmasını sağlayacaktır. Eğitim ve eğlenceyi bir araya getiren her türlü etkinlik, uyum sürecini hızlandıracaktır.

Uzaktan Eğitim Sürecinde Öğrenci Ve Öğretmenlerde Oluşan Dijital Yorgunluk Konusunda Neler Yapılacak?

Okullarda yeni dönemde olabildiğince ekranlara bağımlı olmayan bir öğretim programı oluşturulmalıdır. Etkinlik tabanlı bir yöntem tercih edilmeli, öğrencilerin bizzat içinde yer aldıkları farklı grup aktiviteleri planlanmalıdır. Bireysel performans gerektiren ekran etkinliklerine bir süre ara verilmelidir. Dijital yorgunluk ancak dijital cihazlardan biraz uzak kalmakla atılabilir.

Yüz Yüze Eğitim Sürecine Öğretmenlerin Uyumu İle İlgili Nasıl Bir Yol İzlenecek?

Bu anlamda öğretmenlerin bir uyum problemi yaşayacaklarını düşünmüyorum. Öğrenciler gibi birçok öğretmen de ekran karşısında olmaktan bunaldı ve artık sınıflara dönmek istiyorlar. Bu yüzden sağlık problemleri olmadığı sürece yüz yüze eğitime uyum konusunda öğretmenler açısından bir sorun yaşanmayacaktır. Mesai saatlerinin rahatlığı veya evden çalışmanın konforu gibi birkaç mesele var elbette ama öğretmenlerimizin bu faktörlerden dolayı pandemi sürecini ve uzaktan eğitimi özleyeceklerini hiç sanmıyorum. Öğrencilere yakın olmak, okul bahçesinde dolaşmak ve öğretmenlerle bir arada olup bilgi alışverişinde bulunmak öğretmenler açısından da çok önemli. Hem mesleki gelişim hem de sosyal ihtiyaçlar anlamında bir arada olma zorunluluğu var. O yüzden bu duruma ne kadar erken kavuşursak, o kadar iyi olacaktır.

Yüz Yüze Eğitim Sürecinde Dijital Eğitim Uygulamalarına Ne Kadar Ve Nasıl Yer Verilecek?

Pandemiden önce de zaten birçok okul dijital eğitim uygulamalarını kullanıyorlardı. Ben bu oranın biraz daha artacağını düşünüyorum. Çünkü özellikle belirli yaşın üstündeki bazı eğitimciler dijital eğitim uygulamalarının kullanımı konusunda olumsuz düşünebiliyordu. Ancak yaşanan süreçte her yaştan eğitimci mecburi olarak teknolojiyle bütünleşti ve bir anlamda alıştılar. Bu yüzden yeni dönemde teknolojiye karşı bazı tutumların yıkılacağını ve dijital eğitim uygulamalarının okul listelerinde daha çok yer bulacağını tahmin ediyorum.

Hami Koç

Eğitimci- Sosyolog

Özkurbir Yüksek İstişare Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyesi

Doğru Cevap Eğitim Kurumsalları CEOsu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.