Bir videoyla SOSYAL MEDYA FENOMENİ(?) olma hayalinde gençler, çocuklar...

Kanallarına bilmem kaç bin ya da milyon abone toplayıp kısa yoldan milyonlar kazanacaklarını düşünüyorlar.

En acayip video ve hallerle göze batmayı, öne çıkmayı, herkesin konuştuğu, beğendiği fenomen(?) olmak için her şey...

Bunun için ekipmanlar alan, özel oda stüdyo kuran çocuklar, gençler var. Ve çığ gibi yayılıyor.

Bütün işleri video çekip paylaşmak ve abone edinmeye çalışmak.

Konuşmalar da şöyle:

-Benim abonem dokuz yüz kişiye  yaklaştı, biraz daha kasarsam bin kişiyi geçerim. Sonra gelsin paralar.

-Yaa biliyor musun falancanın 150 bin abonesi olmuş. Ayda 10.000 € (Euro) kazanıyormuş. …

 Birbirini gaza getiren muhabbetlerle boş ve hayal kırıklığı ile geçecek zamana ve yıllara adım atma halleri.

Çekilen videoları ailelerinden kaç yetişkin izliyor bilemem ama anne babaları izleyeceğini bilseler ne olurdu tahmin etmek istemem. Onlara bilerek izin verildiğini bile düşünmek istemiyorum çünkü bu daha vahim.

Yönlendirme ailelerden geliyorsa (ki sanmıyorum) hakikaten bir uzmana görünmeleri gerekiyor. Çünkü küçük yaştaki bir çocuğu bu hayallere kaptıran ve teşvik eden bir anne bir baba zaten tedavi ihtiyacı oluşmuş bir vakadır, bence.

Medya ve televizyon pompalamasıyla dizi yıldızı ve bu fenomen(?)lerin ışıklı sahte dünyalarına yönlendirilen gençler elbette emeği, alın terini,

sabrı, helal kazancı,

vefayı, empatiyi,

hoşgörüyü, dostluğu,

sohbeti, muhabbeti,

adaleti, doğru söylemeyi,

hak yememeyi,

sadece kelime olarak bilirler.

Anlam olarak içleri boşaldı artık, onlara hiç bir şey ifade etmiyor.

İçselleştiremedikleri, hissetmedikleri için ve bu şekilde yaşam tarzı bilmedikleri için şu an ki gençler ve çocuklar bencil, empati yoksunu, isteyen, hep isteyen, üretmeyen, hazırı tüketen, kolay para, keyif, kolay ders geçme, kolay diploma alma, kolay hayat yaşama peşindeler.

Yıllar önce bir reklam vardı...

On yüz bin milyon baloncuk olan meşrubat şişesi vardı. Biz de o meşrubat şisesindeki balonlar gibi balon insanları yaratıyoruz.

Bir süre sonra zaten patlıyorlar...

Peki, bu hale nasıl geldiler?

Annelere soruyorum.

Babalara soruyorum.

Soruyorum.

Soruyorum.

Tık yok.

Çünkü herkes dizi izliyor, sabah programları, evlenme, yarışma ne varsa izliyor.

Sadece, izliyor.

İzliyor

İzliyor.

Kalkıp yerinizden bir çocuğunuza sorabilir misiniz, nasılsın? diye.   Ya da birlikte vakit geçirelim mi? diye…

Sadece güzel şeylerden bahsetmek şartıyla sadece biraz yürüyüş yapsanız

Sorabilir misiniz? En sevdiği şarkıcı, şair kim?

Bahar gelmiş, senin için ne anlam ifade ediyor? diye sorar mısınız?

Bir kitap okumak isteseydin, bu ne tür bir kitap olurdu? diye sorun.

“Birlikte her gün bir saat bir şeyler yapalım seninle “

O bir saati sen planla, listesini yap bana ver yarından itibaren sadece sana ve bana ait bir saatimiz olsun her gün"

Bunu söyleyin çocuğunuza mesela. Bir olun onunla, birlikte olun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.