Nasıl düşünürseniz, öyle yaşarsınız
Kafanızdan geçen her düşünce iyi de olsa, kötü de olsa size mutlaka geri döner. Korku ve kuşkuyla yaşarsanız onları bilinçaltınıza yerleştirmiş olursunuz. Mesela; Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar, sudan korkanlar boğulma tehlikesi geçireceklerini sanır, kapalı alandan korktuğunu düşünenler asansöre binemez yada yüksekte korkanlar uçağa binmez.  
Bu korkular sizin bilinçaltınıza bağlı olarak artabilir veya tamamen yok olabilir.
Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur, banyoda yerler ıslaksa bir tek o kayar, kaza olsa yolda o vardır, merdivenden biri düşecekse bu çocuğunuzdur. Futbol oynarken bacağını kırabilir, okul servisi kaza yapabilir, kantinden zehirlenir, kaçırılır, kavgaya bulaşır. Bu liste böyle uzayıp gider, engel olamazsınız.
Yaşadığımız her ortamda bilinçaltına yerleştirdiğimiz korkular sayesinde,  birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir araya geldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkuyoruz. Şikayet etmeye alışığız, olumsuz olayları dinleyip “ ya demek öyle” demeye dünden razıyız. Dostlarımızla bir aradayken hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yani dostlarla da sohbetin güzelliği, keyfi kalmadı. 
Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup çağırıyorsanız size onu getirir.
Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Paranın hayatımızın odak noktası olduğunu söylerken sürekli yok diyerek olmadığı olgusunu yerleştiriyoruz beynimize, artık olsa da miktar bizi tatmin etmeyecek şekilde. 
Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir bir de bakarlar gerçekten paraları bitmiş. Öyle bir toplum olduk ki arkadaşlarımızın, ailemizi, komşularımızı hatta bazen yaptıklarımızdan dolayı kendimizi yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.
Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir. Göstermeseniz kim nereden bilir ?
Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.
Beyin öyle bir güçtür ki, insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beyninizi şartlandırmayı bilin, pozitif düşüncenin gücüne inanmaya başlayın. 
Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi var olduğu düşünürsek, her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkaracak olursa,  Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir. 
Geçenlerde okuduğum bir araştırma kitabından bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum, 
“ Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor. Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerini göstererek vücudunu buna uyduruyor”   ilginç değil mi? 
Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi. Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de. Ama şu an dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekilde değerlendirmeyi düşünüyorum. 
Bilmediğiniz  bir geleceği düşünerek hiçbir dakikanızı ziyan etmeyin.  Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.
Başka işlere adayın düşüncelerinizi mesela okuyun, şarkı söyleyin, fotoğraf çekin, hatta poz verin stres yaratan faktörün etkisi azalsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın. 
Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar. Umutla ve  sevgiyle kalın …
         Filiz Keleş
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.